Erdoğan'ın zor seçimi

Paranın dolaşıma sokulması işi, ister istemez beraberinde perdelemeyi, örtülü bazı ilişkileri getiriyor.
Erdoğan'ın zor seçimi

AK Parti kurulduğundan bugüne, gerek kadroları gerekse siyasi riski Tayyip Erdoğan üstlenegeldi... Kimin nereye aday olacağından kimin hangi göreve atanacağına; hangi konuda nerede nasıl tavır alınacağından ‘kırılan kolların içinde kalacağı yeni’ uzatmaya; partinin kalbi, beyni kadar kolu, bacakları da oldu Erdoğan... Ve elhak 11 yıl kendisine bağlanan ümitleri boşa çıkarmadı da...

Ancak öylesine güçlü bir güvenli liman olduğu hissini verdi ki çevresine, kim ne yaparsa yapsın ona sığındığı anda takipten ‘yırtacağı’ duygusuna sahip oldu. Nitekim kamuoyunda AK Partili bir siyasetçi ya da hükümete yakın bir bürokrat hata yapıp basında eleştirilmeye başlandığı zaman, fahiş bir mesele söz konusu olmadığı takdirde Erdoğan’ın o kişiye sahip çıkacağı, bilahare kendince bir zamanlama yaparak görevden alacağı kanaati oluştu. Son bir haftada yaşananlar da dahil geçmiş on bir sene, Başbakan’ın güvenini kaybeden, bundan dolayı görevden alınacakken sırf muhalefet partileri ve medya üzerine fazla gittiği için bir süre daha koltuğunu koruyan bakan ve bürokratların örnekleriyle dolu...

Ancak bu durum ne kadar gerçekse söz konusu süre zarfında sineye çektiği adli/siyasi hatalar dolayısıyla Erdoğan’ın sırtlandığı yükün giderek arttığı ve şimdi değilse kısa bir süre sonra Başbakan’ın safraları taşıyamaz hale geleceği o kadar gerçek...

Öteden beri Erdoğan’ın ulusal büyük sermaye ve uluslararası güç odaklarının hedefi haline getirildiğini yazıyorum. Bunun sebebi de demokrasi eksikliği, yolsuzluk vs. değil bölgesel/küresel çıkar hesaplarında Erdoğan’ın sistemin çarklarını zorlaması, yani kendisinden isteneni değil kendi istediğini yapagelmesi...

Bu süreçte hükümet üyelerinden ve AK Partili siyasilerden beklenen, mümkünse Başbakan’ın işini kolaylaştırmaları... Ancak bundan daha önemlisi, onun ayağına çelme atmamaları!..

Geçen hafta Türkiye’nin gündemine giren yolsuzluk soruşturması tam olarak anlatmak istediğim iki boyutlu tuzağın örneği. Olayın bir boyutu, arkasında Washington’un olduğu uluslararası güç oyunu... Hengâmenin tam orta yerinde ABD’nin finansal istihbarat ve terörizmden sorumlu, yani İran’a uygulanan ekonomik yaptırımlardan sorumlu Hazine Bakan Yardımcısı David S. Cohen’in Türkiye’ye gelmesi tesadüf sayılabilir mi bilmem. Olayın diğer boyutu ise İran’ın maruz kaldığı ambargonun ortaya çıkardığı sonuç... Asprin bulmakta zorlanan ülkeye tek bir çıkış yolu bırakıldığı biliniyor: Sistemin arkasından dolaşmak!.. Yani paranın bazen kısmen bazen tamamen karanlıkta el değiştirmesine razı olup bunun ortaya çıkaracağı kaybı sineye çekmek!.. Paranın dolaşıma sokulması işi ise ister istemez beraberinde perdelemeyi, örtülü bazı ilişkileri getiriyor.

Sonuç malum: Savcılık kararı ve bir dizi polis operasyonuyla ortalığın ayağa kalktığı süreçte gündeme gelen iddia ve gözaltılar; yanı sıra basında yer alan video, fotoğraf kareleri ve telefon konuşmalarının çözümlemelerine dayanan tablo...

Operasyonların odak noktası yani omurgası belli: Halk Bankası. Aklı başında herkesi kuşkuya sevk eden yadırganası boyut da meydanda... Fatih Belediyesi ve TOKİ çevresinde toplanan iddiaların Halk Bankası üzerinden yapılan, İran’ın taraf olduğu havale ve transfer işlemleriyle aynı sepete konulmuş olması, ister istemez operasyonların hedefinde hükümetin olduğu kapsamlı bir suç takibi havasına sokulmak için özel olarak dizayn edildiğini düşündürüyor.

Mesele soruşturmaya konu olduğu için ayrıntısına girmek yakışık almaz. Ancak herhalde şunu söyleyebiliriz: Gerek ulusal gerekse uluslararası boyutu itibariyle siyaset aleyhindeki kurgu ne denli gerçek olursa olsun yataklara saçılan paralar, odalara sığmayan kasalar, para sayma makineleri, ayakkabı kutularından taşan milyonlar görülmemeli mi? Ya da bunlara getirilen imam hatip okulu yaptırma, üniversite kurma, hayır faaliyeti türünden izahlarına itibar etmeli mi?

Bu noktada yazının başlangıcında ifade ettiğim çizgiye dönmem gerek. Yani Erdoğan’ın partililerden, kendi çevresinden gelen çelmeleri daha ne zamana kadar göğüsleyip savuşturabileceğine...