58-42 EVET, 81-64 HAYIR

Muhteşem bir hafta sonu geçirdim; bir kere hayatımda ilk kez basketbol maçı seyrettim. Hem de kendi rızamla.

Muhteşem bir hafta sonu geçirdim; bir kere hayatımda ilk kez basketbol maçı seyrettim. Hem de kendi rızamla. İkinci olarak, seçim sandıklarına Kemal Kılıçdaroğlu’nun (Yiğidoğlan) gidememiş olması da bendenizi çok heyecanlandırdı. Ben mesela bir partinin genel başkanı olsam tam da bunu yapardım. Bu yüzden, bu naiflik kapasitesine sahip başka insanlar da varmış diye çok sevindim.
Aynı şekilde bir TV programında Oral Çalışlar, Kemal Kılıçdaroğlu için sanki benim başıma gelmiş gibi bir şey yaşayarak mikrofon açık kalıp “Oy verememiş, garibanın teki” demiş, sonra da çok utanmış.
Şimdi bunlar son derece sevindirici gelişmeler sayın okur. Çünkü bir ülkenin eblehliklerinde artış oldu mu o ülkeye refah gelir, o ülkeye bereket gelir, o ülke insanının yüzü güler. Ama mesela bir dönem dikkat ettim, herkes kendini kurnaz sanıyordu. Eblehlik bu kadar bas bas bağırarak kendini belli etmiyordu, hep bir şekilde üstü örtülmeye çalışılıyordu. Muhalefetin böyle sempatik hatalar yapmış olması çok tatlı ya.
Mesela dün akşam meşhur basketçilerimizden Onikidevadam’a baktım, evet oyunun sonlarına doğru işin ciddiyetine vardı ancak epey bir süre artizlik yapıp saç savurdular. Böyle mimikler, Arap Amerikalılara yandan çarpmalar felan. Gerçi o Arap basketçilerin de sonlara doğru gıcık, dalga geçen bir gülüşü vardı, şeytan dedi çık şu sahaya, hani var ya bir adam da maçlara dalıyor, onun gibi şaap. Ama çocukların suçu yok; sanki bütün seyircileri oturdukları koltuktan hafifçe itiversen öne doğru plöp diye düşecekler, sırtlarındaki hançer görünecek gibiydiler, öyle ölü, öyle ruhsuz bir seyirci. Sanki seyirciler hem de oyuncular daha maçın başından büyük abimiz Amerika’ya teslim olmuş gibilerdi. Moralsiz ve inançsız.
Başbakan, cumhurbaşkanı ve först leydimiz de oradaydılar. Seçim coşkusu ceketlerini yormuş gibiydi. Hatta sanırım yorgunluktan olacak, Abdullah Gül bir ara tavana bakıyordu. Ona da hak verdim. Basket mekânlarında tavanlar çok fena demir konstrüksiyonludur (Bu tip terimleri Türkçemize katan Ahmet Mete Işıkara’ya bir kez daha teşekkürler). Eğer gözünüzle köşeleri birleştirme, önce bir gözünüz kapalıyken öbür gözünüzü açıp kapatarak, sonra da diğer gözünüz kapalıyken öbür gözünüzü açıp kapatarak demirlerin perspektif oyunuyla ding dong edişini izleme alışkanlığınız varsa, bu basketbol kapalı sahaları tam size göredir. Sanıyorum cumurbaşkanımızın da tavan demirlerini gözünü açıp kapatarak ding dong ettirme alışkanlığı olabilir.
Yalnız bir ara pinpon kızlar çok heyecan yarattı. Orada dedim eyvah, kızılca kıyamet kopacak. Zaten kameralar da korka korka başbakana baktı, eliyle hafifçe hasbnallah der gibiydi ama bir problem olmadı. Pingpong kızlar da sanki inadına inadına yapıyorcasına Zeki Müren gibi giyinmişlerdi.
Daha başlamadan kaybedileceğine olan inanç maalesef maçı öyle ruhsuz yaptı. Belki Kılıçdaroğlu’nun oy verememesi de aynı tip inançsızlıktan kaynaklanıyordu.
Yani dün 58-42, aman kafam karıştı, 81-64 Amerika kazandı.