Alacaksın karanlık kuşağı

Aslında birkaç hafta önce bu kampanyayı başlatmalıydım ama araya çok iş girmesi, üşengeçlik, vurdumduymazlık derken kampanya yine yumurtanın kapının ağzına gelmesiyle neticelendi.

Aslında birkaç hafta önce bu kampanyayı başlatmalıydım ama araya çok iş girmesi, üşengeçlik, vurdumduymazlık derken kampanya yine yumurtanın kapının ağzına gelmesiyle neticelendi. Kampanyamız zamanında yapılsaydı çok ses getirir, kitleleri peşinden sürüklerdi: "Biz, kaç kişi, Noel Baba ve Koca Torbalarından Fenalık Geldi Diyoruz?" kampanyası. Al sana, trafik borcum çıktı. Tahmin ediniz: 2 milyar.
Memo bir yerlerden çok can sıkıcı şeyler duymuş; Noel Baba çam ağacının altına hediye sokuştururmuş, bizim evde neden çam ağacı yok, altında da silme hediye olsun. Hayalleri yıkılmasın diye, gittik çam ağacı aldık. Altına bir haftadır hediye almaya çalışıyorum. Her yer iki gün sonra çöpe inecek hediyelerle dolu. Büyük temizliklerimiz şenlensin diye onca parayı gidip sokağa dökemem mi sanıyorsunuz? O hoo, o kadar çok yaptığım iş ki. Hatta son yedi yıldır çöp almak için çalışıyorum. Bir de okulda spor salonunda Memo'nun ayağına çelme takmışlar, Memo da düşmüş kafayı aynaya gömmüş (kendisine bir şey olmadı çok şükür) ve ayna da çatlamış. Hoop, 200 milyon Ayça Hanım ödesin. E bu çocuğa çelme takan? O yok. Çünkü gen denen bir şey var, üstüne kalacak.
Dün Üsküdar'da bir pastaneye girdim, üç adam vardı. Grissini alacağım, kaç para dedim, bir buçuk milyon dedi adam. Ordan bir başka herif, son derece sırsıl bir ifadeyle "Ya, onlar iki milyon değil miydi" diye seslendi. Öbür adam da "Yok, ben bir buçuk milyon diye biliyom" dedi, derhal "Ben zengin gösteririm, nereye gitsem bir milyonu iki yaparlar, ikiyi beş yaparlar, çekinmeyin çekinmeyin" dedim, dükkândaki iki adam güldü, kazık atmak isteyen de hiç gülmeden önüne baktı ama inançlı bir kıyafeti vardı, belki de kadına bakmak yasaktır, o yüzden olabilir. En çok da bu inançlı tiplilerden kazık yemek dokunuyor insana.
99 Depremi sabahı koşa koşa İzmit'e gittik annemle; malum görüntüler, insanlar hâlâ şoktaydı, dumanlar tütüyordu filan, insanlara su dağıtalım diye yıkılmamış bir apartmanın altındaki bakkala girip su almak istedik, yerlere kadar sakalı olan, cüppeli, şalvarlı adam, suyu üç milyondan satıyordu. Küçük pet şişe su, yıl 99. Annemle panter gibi atlayıp derhal adamın yüzüne tükürdük ve adam hiç sinirlenmeden "Beğenmezsen alma" dedi, tükürükleri yüzünden silerken.
Peki son iki haftadır bankaların çektiği mesajların sıklığına ne diyorsunuz? Bir arkadaşınızdan 10 dakika içinde mesaj bekliyorsanız, araya muhakkak 15 banka mesajı giriyor. Bütün bunların arasında Memo bir de demez mi "Anne, hediyelerimi Noel Baba getirecek değil mi?" diye, hasbinallahbişiybişiy, "Bu yaşta biraz ebleh duruyor yavrucum" mu denir, bu Noel Baba'nın son kullanma tarihi kaç yaştır tam da bilemiyorum, "Hayır yavrum, ben onları alnımın hakkıyla kredi cezası yiyerek alıyorum" da diyemezsin, "Tabii yavrum tabii, ahhhahhah, canım canım, ne sevimli şu Noel Baba, hele o torbaları yok mu, canııım..."
İşbu kampanya iki gün geçerli olup, Neol Baba'nın hakaret davası açması durumunda derhal sineye çekilecek, paşa paşa kredi cezaları katlanarak, minimum tutar ödenmeye devam edilecektir.
Ya n'ooolur bir de oyuncakçılardaki annelerden bahsedebilir miyim? Vaktinizi almıyorum değil mi? Şimdi dün yine kütür kütür koşturarak bütün oyuncakçıları gezdik. Hani o pahalı oyuncak satan yerler var ya, şimdi anlatacağım tipte anneler en çok oralarda geziniyor. Bir kadın o kadar çok bağırarak konuşuyordu ki çocuğuyla, benim asabım bozuldu. Gayriihtiyari durup onları seyretmeye koyuldum uzaktan.
Kadın: "Emir'ciyim, sen şimdi bu oyuncağı yerine koy, bugün şunu alalım, bu zaten oldukça pahalı bir oyucak."
Emir: "Öeeeeeeeeeee"
Kadın: "Emir'ciyim, bunun için ağlamanda bir anlam bulamıyorum, bence elindekini koy, biz şunu alalım sadece ve daha sonra haftaya gelip elindekini alalım çünkü Afrika'daki aç çocukları hatırla Emir'ciyim, hayatta sadece kendimizi düşünmemeliyiz değil mi sevgili Emir'ciyim? Belki hafta sonu babanla gelip alabilirsiniz, seni sevdiğimi biliyorsun Emir'ciyim ama bu ikinci oyuncağı almama sebebim sevgiyle ilgili değil, ben seni düşünüyorum, her şeye birden bire sahip olmanın doğru olmadığını düşünüyorum, sen ne dersin Emir'ciyim?"
Emir: "Al anne aaaaaaaaaaaaaaalllllllll"
Ve kadın sözlerine ekliyor, ekliyor, ekliyor...
Annem de uzun bir süre onlara baktığımı görünce, yanımda bitip her zamanki puşt sakinliğiyle çaktırmadan "Nasır da iyi bir pedagog olduğumuzu herkes duymalı yani di mi ama" diye fısıldadı, sinirlerim bozuldu ve cebimdeki göz yaşartıcı spreyi alıp kadını yere yatırıp ağzına sıkmaya başladım, bir yandan da histerik kahkahalarla naralar atıyordum: "Bu ikinci oyuncağı Emir'ciyime alacaksın kadın, anlıyor musun beni, ALACAKSINNN!"
Tabii şimdi bütün bunları biraz da yazı olduğu için abartarak yazdım. Mesela aslında trafik borcum iki milyar değil, bir sekiz yüz doksan.
Hepinize 2008 model mutluluklar dilerim.