Devlet mi, özel mi?

Özel okulları geziyoruz. Şiddetle geziyoruz. Zaman zaman hüzünleniyoruz. Okullar bildiğiniz gibi pahalı değil. Sinirleniyoruz, şöyle bir hayata küsüveriyorum. Hayata küsüvermeyi ben yapıyorum. Annem yapmıyor.

Özel okulları geziyoruz. Şiddetle geziyoruz. Zaman zaman hüzünleniyoruz. Okullar bildiğiniz gibi pahalı değil. Sinirleniyoruz, şöyle bir hayata küsüveriyorum. Hayata küsüvermeyi ben yapıyorum. Annem yapmıyor. O kavga ediyor ya da tüccar okul müdürünü cezalandırmak için konuşuyor da konuşuyor. Adam telefonu eline alıyor ama üç kişilik toplantılarda garip bir telepati olur, bilirsiniz; adam telefonu açıp rehber öğretmeni çağırıp Memo'yu mülakata almak için işleri hızlandırmaya çalışırken annem konuşmaya devam ediyor (oldukça da ağır konuşuyor) oradan bir beyin dalgası yolluyorum: 'İndir elini, indir elini' diye, adam 'tık' telefonu geri kapıyor. Bu oyuna hasssssta oluyorum. Ne zaman içimden adamı azarsalam elinden bırakıyor telefonu, annemi dinliyor. Adama acıyorum arada bir ve içimden 'Acaba adamcağız rehber öğretmeni bir an önce çağırsa mı' diye düşünürken adam derhal telefona çölde su testisine sarılanlar gibi uzanıyor ama ben içimden adamın elini ayağımla ezip: "Hoop, sen de iyi şımardın ha, yıllık alacaksın bizden 20 milyar para, bu ne müsriflik lan, otur oturduğun yerde, bak vermem çocuğu haa" diyorum, yine elini geri alıyor. Çok eğlenceli!
Şimdi bu okulların dincisi var, üçkâğıtçısı var. Bilirsiniz. Bizim gittiklerimiz dinci değilmiş. Arkalarında Atatürk resmi var. Tipimizden mitingci olduğumuzu düşünüp okullarının ne kadar da Kemalist olduğunu, çocukların böyle böyle ortamlarda, böyle böyle fikirlerle, böyle böyle yetiştirildiğini söylüyorlar. Atatürkçü olmalarının bedeli ağır: Sıradan bir özel okula altı ay boyunca iki buçuk-üç milyar ödeniyor. Servis, kadeve, kitaplar, servis, hariç.
Baktım ki bu iş beni aşar, eve en yakın devlet ilkokuluna gittim. Sınıfların içini veliler tıpkı özel okullardaki gibi rengarenk masalarla donatmışlar. Tek kişilik masalarda oturuyorlar, sınıflar pırıl pırıl. Veliler aralarında anlaşıp İngilizce hocaları tutmuşlar, aynen bir özel okul gibi yapmışlar. Bana çok mantıklı geldi, özel okula vereceğim tek aylık taksitle okula iki bilgisayar alırım, hiç değilse bir işe yarar. Herkes dötünü kurtarsın kampanyasından devlet okulları da faydalanıyor. Annem "Özel okullarla başa çıkamazsın; aynı güzellik merkezleri gibi bunlar, adamın peşini bırakmazlar, yıl sonu müsameresi, eşofman, kalem, ıncıktı, boncuktu derken yapışırlar yakana. Her sene sonu müsamere parası, kıyafet parasıÖ Baksana, butik gibi kıyafet satıyorlar" dedi. Hakikaten, okul formaları da birçok okulda özel satılıyor ve hatırı sayılır fiyatları var.
Bizim NTV'nin eğitim sorumlusu Gülseren Hanım var, ona sordum, bana dedi ki "Biz hep şöyle söylüyoruz: En iyi okul, eve en yakın okuldur. Bu çocuk saatlerce servislerde helak olacak, küçücük çocuklar hayatlarının kaç saatini oyun oynayacağı yerde trafikte geçiriyor. Özele de verseniz, devlete de verseniz önemli olan öğretmen. Bunu da en iyi, eski velilerden öğrenebilirsiniz" dedi.
Üstelik özel okullarda ben sivil giyiniliyor sanıyordum, birçoğunda forma var, eve ödev yolluyorlar.
Aileler deli gibi şu sıralar okul kovalıyor ve birçok okulun kontenjanı çoktan dolmuş bile. Biraz da bu sinirlerimi bozdu. O hırslı kadınlarla okul aile birliği toplantılarında karşılaşacağız, iddialarıyla beni delirtecekler, çocuk hep bir eksiklik içinde büyüyecek. Özel okulları araştırırken annem "Ben olsam utanırım 'çocuğum özel okulda okuyor' demeye" demişti. Ben radyoya gittiğim vakitlerde annem özel okulları gezmeyi zevk haline getirdi. Gidip gidip kavga ediyordu. Adamların çoğu da kavga edilmeyecek gibi değil. Hele bir tanesi bize şöyle söyledi: "Biz gelen velilerimize devleti değil, özel okulu tercih edin diyoruz. Çünkü çocuk şöyle şahane oluyor, böyle şahane oluyor..." Bunu salık veriyorlarmış! Memleket sanki topyekün böyle bir seçme şansına sahip.
Devlete yazdırdıktan sonra içim rahat etti. Artık o mu iyi, o mu iyi, hangisinin fayansı daha parlak, kimin dötünü yiyim dersi var, bunları kovalamaktan kurtuldum ve vicdanımı rahatlatmak için (ki o vicdan hiç rahatlamayacak) kendimi haklı çıkarmaya çalışıyorum.