Öyle de olur böyle de

Pişkinlikte sınır tanımıyorum. Geçen haftalarda Acıbadem Hastanesi için yazdıklarımdan sonra bende bir kadınsal kist durumu oldu. Gelin görün ki kadın doğum doktorum da Acıbadem'de.

Pişkinlikte sınır tanımıyorum. Geçen haftalarda Acıbadem Hastanesi için yazdıklarımdan sonra bende bir kadınsal kist durumu oldu. Gelin görün ki kadın doğum doktorum da Acıbadem'de. Bir gündüz vakti onu aradım, durumu anlattım, "Hastaneden içeri almazlar beni, ne yapçez?" dedim, güldü "Öyle bir şey olmaz ama ben cumartesi nöbetçiyim, çok geç saatte gel" dedi, gece on ikide gittim. Muayene etti (bu muayene lafı tacizkâr geliyor) ve "Acilen ameliyatla kisti almamız gerek" dedi, apar topar ameliyathaneye alındım. Fakat annemin durumdan haberi yok ve doktor sonrası raporu bekliyor. Sonra telefonda kendimi anneme şu soruyu sorarken buldum: "Ameliyat olabilir miyim anne?" Yani erkek olsam kesin o 'anama laf ettirmem'cilerden olurmuşum.
Annem direkt "Öyle narkoz filan vermesinler" dedi. Ameliyat olacağım ve narkoz vermeyecekler? Nassı yani? Bir kere narkoz olayının hastasıyım. İkincisi diri diri olunmaz tabiyatiynan.
Doktor Deniz'e operasyon öncesi stresiyle soruyorum: "Narkoz verilirken siz de yanımda olun, fazla doz vermesinler, belki kara listeye alınmışımdır, geberip gitmeyeyim." Neşeli bir operasyon oluyor yani. Bayılmaya başlamadan önce sakinleştirici başımı döndürüyor ve onlara "Baygınken bilinçaltı çalışıyormuş; zengin ve iyi bir insan olmam için bilinçaltıma telkin verir misiniz" diyorum, gülüyorlar ve "Tamam süper telkinler vericez" diyorlar, "Bay baaay" deyip sırra kadem basıyorum.
Süper ameliyat kafasından uyanıyorum, Doktor Deniz her zamanki zarafetiyle odaya süzülüp "Bir saat sonra çıkabilirsiniz" diyor.
Bu kist durumum yüzünden birçok kadın doğum doktoruna göründüm. Hem büyük acı veren hem de sık tekrarlayan bir illet bu. Sinirleriniz bozuluyor, sesiniz çıkmıyor ve her çeşit doktor muamelesine maruz kalıyorsunuz. Gecenin köründe mesela dayanılmaz acı verici duruma gelebildiği için de acillere taşınıyorsunuz filan, bu yüzden 'benim kadın doğum doktorum' diye sahipleneceğiniz biri pek olamıyor. Bu intim bölge doktorluğu da mühim mesele nihayetinde. Doktor Deniz'le tanışmamız da yine öyle bir geceye rastlar. Üç gece üst üste gidip de üçüncü gecenin sonunda kendisine rastlayana kadar onların o asık suratlarına ve hatur hutur muayenelerine maruz kaldım. Acaba güler yüzlü olmayı flörtöz mü görüyorlar, hani kadın açıyor bacağı zaten, daha fazla samimi olmayalım hesabı...
Dr. Deniz (biz yaşlarda hemi de) muayene edeceği zaman önce benden izin istedi, özür diledi ve yumuşak ses tonuyla içime sular serpti. Ben de o sevimsiz doğum masasında (geçen sene bu zamanlar) bu muameleyi hiçbir doktorda görmediğim için zırıl zırıl ağlamaya başladım. Sanki o vakte kadar hep taciz edilmiş gibi garip bir histi bu. Bu kadar özel meselelere girmek aslında teşhircilik ama kadın doğum doktorluğu ile ilgili benim travmalarım var abi. Yirmi yaşlarımdayken yaşlıca bir kadına gitmiştim, o bana "Nişanlınızla birlikte olacağınız zaman..." gibi bir laf etmişti. Ona o yaşların cevvalliğiyle "Ben nişanlı falan değilim" demiştim, kadın da "Olsun, nişanlanırsın, üzülme" demişti, kahkahalarla gülmüştüm, kadınsa senelerdir aynı mezarda gibi bir donuklukta bana psikiyatrist önermişti.
Gecenin köründe hastaneden çıktım, kafam hâlâ süper. Hatta uyandığımda ilk leyla halimle ettiğim laf "Bundan biraz paket yapar mısınız" oldu. Sonra tabii eve geldiğimde annem kanım temizlensin diye kilo kilo yoğurt yedirdi.
Acıbadem Hastanesi'ne, Doktor Deniz Gökalp gibi benzerine filmlerde rastlayacağımız bir doktoru olduğu ve süper narkozlarından verdiği için, hiçbir zorlama, vicdan, baskı uygulaması olmadan yazdığım bu yazıda teşekkür etmek istiyorum. Yaa bi de şey... Oraya iki sene önce sağlık sigortam yokken gidip bir operasyon geçirip kredi kartlarım da çalışmadığı için borçlu kaldığım ve unutup iki sene sonra parayı ödemeye gittiğimde kasadaki arkadaşların son derece güler yüzle şakalaşarak, "Olsun, sonra da ödeyebilirsiniz" dedikleri için de bir teşekkür ederim. Demek ki hakikaten hak yerini buluyor; haftasına hastalanıp ameliyat için Acıbadem'e gitmem, ilahi adaletin aslanlar gibi çalıştığının da göstergesi. (Ama tabii durmuş saat de günde iki kez doğruyu gösteriyor, o da ayrı mesele, hehhehh...)
Vakit dar, hemen bir de çocuğuna annesiyle bakan kadın tribine girmek istiyorum. Anneniz böyle bir durumda bütün güçleri eline alıyor ve gördüğünüz gibi siz de bu psikoza giriyorsunuz. Bütün iktidarı tek elde topladığı için ameliyat olacağınız zaman bile açıp izin almaya yelteniyorsunuz. Annem geçen gün Memo'ya omlet yapacağım zaman mutfakta bana bir omuz atıp mutfağın ucuna fırlattı ve "Sen yapamazsın, çekil" dedi. Kıçı kırık bir omlet için birbirimize girdik. Dört yaşında evcilik oynamaya çalışan bir çocuk gibi "Ben yapabilirim" diye hırçınlaşırken buldum kendimi. Bu durum bütün hayatınıza yansıyor; evet konforlu bir durum, kabul ediyorum ama mesela ruj süreceğiniz zaman çocukların sürdüğü gibi bütün yüzünüze sürüyormuşsunuz gibi palyaço hissi veriyor. Ayrıca çocuğunuzun annesi değil de ablası ve hatta küçük 'kartdeşi' gibi hissediyorsunuz.
Durum böyle.