Site çocukları

Bugün bir de fark ettim ki biz haybeye böyle senelerce kendimizi harap etmişiz.

Bugün bir de fark ettim ki biz haybeye böyle senelerce kendimizi harap etmişiz. Durun, hemen panik yapmayın sevgili hatıra defteri okuru, anlatacağım.
Şimdi ben senelerce bu çocuk apartmanda heba oluyor diye toplum içerisinde tırnak etlerimi hınnn diye ön dişlerimle yoluyordum.
Sonra uygun fiyata, yeşillikler içerisinde, güvenliği olan ve komşuluğu yormayan bir siteye taşındık. Ben bilmiyorum, nedense site yaşamını çok seviyorum. Kendimi güvende hissediyorum, sanki evde süt bitse gidip komşudan ‘Merhaba’ bile dememe gerek olmadan buzdolabından alabilirmişim gibime geliyor. Hem komşuluk ilişkileri yok hem de sanki varmış gibi tatlı bir açık büfe hissi yaratıyor içimde. Ancak entellerin ‘Site hayatından nefret ederim’ ezberlerinden de fenalık geldi.
Bi dinle oysa di mi, bi dinle... Site sevmem deyip geçersen, o zaman sitede oturanların gerçek hislerini asla öğrenemez, bu yalnız insanları asla tanıyamazsın. Bu da gerçek bir entele hiç yakışmaz.
Her neyse sayın okur (Bu aralar samimiyet eşiğim bir hayli düşük), bizim Memo, bu siteye taşındığımızdan beri sokağa çıkmamak için her tür Bizans oyununu oynuyor. Oysa okuldan gelince biz ne yapardık? Çantayı iğrendiğimiz bir çuval gibi koridora fırlatıp ilk nefesimizi sokakta alırdık. Arkadaşlarımız vardı, iyi-kötü ilişkilerimiz vardı, yaramazlık yapardık, anne-babalar duymadan küfür ederdik, market yağmalardık, kimsecikler bilmezdi.
Bunlar şimdi anne-babaya son zamanların pedagojik modası olan ‘Patron benim’ lafına istinaden harbiden patrona yalakalık yapar gibi yağ çekerek gelip küfür eden arkadaşlarını gammazlıyor. Bütün ilişkileri dışarıda, tek bir özel hayatları yok, hoşlandıkları kızlardan bahsediyor, arkadaşlarının yaptıklarını anlatıyor, tehlikeli hareketlerden bizlerden daha fazla korkuyor.
Rezalet canım, daha nasıl anlatayım; bir arkadaşıyla o aralar sık görüşüyorsa diğer arkadaşını derhal satıyor, sonunda arkadaşsız kalınca da eve kapanıp sürekli televizyon seyrediyor. Bir tek Memo değil, birçok çocuk bu şekilde.
Fakat dikkat ettim, kız çocukları gerçekten çok daha sağlıklı. Erkek çocukları babalarından gördükleri örnek doğrultusunda ya kendini mecburen futbol oynamak zorunda hissediyor (erkekliğin en önemli göstergesi bu) ve futbola ilgi duymayan erkek çocukları da oyuncak alışverişi (korkunç kavgalarla), bilim sohbetleri (kimse
birbirini dinlemiyor) ve bilgisayar oyunlarıyla (bu tüm erkek çocukları için geçerli çünkü teknoloji de erkekliğin bir simgesi) ortak paylaşıma geçiyor.
Ama arkadaşlık değerleri, birbirine madik attığında duygusal tepkiler kız çocukları gibi dışavurularak sağlıklı bir şekilde yaşanmıyor. Çünkü erkeklik eğitiminin en önemli bölümü de duygularını belli etmeme, dışavuramama olarak yapılıyor.
Geçenlerde Memo’nun başka bir arkadaşı bize geldiğinde ilgilenmediği için tribe giren siteden arkadaşı Emre (canım benim, çok duygusal bir çocuk), “Yeni arkadaşın geldi diye beni sattın. Onu benden çok seviyorsun” diye bağıra bağıra ağlayarak evine kapandı. Bu duruma harbiden gözlerimiz yaşararak üzülüp Memo’ya arkadaşlarını başka birini bulduğu zaman satmaması gerektiğini anlattık ama oralı olmadı. Biz de yanımızda Memo olmadan Emre’nin kapısını çaldık (Evlendim ya, adam da yakında bu meseleler yüzünden kaçmazsa iyidir). Emrecik zavallım, gece yarılarına kadar anne-baba çalıştığı için bakıcıyla bütün gününü geçiren ve onlar işten gelmeden sokağa çıkmasına izin verilmeyen bir çocuk. Fakat Emre kapıyı açıp bize de bütün gücüyle bağırarak kapıyı yüzümüze kapadı.
Tatilden geldiğimizde sitemizde kimsecikler yoktu ve Memo günde üç kez Emre’lere telefon açıyor. Yoklar. Oh olsun. Oğhhh canıma değsin. Bu kavgada duygularını açıkça ifade ettiği (evet biraz tepkiseldi) için biz Emre’nin yanındayız. Artık bütün gün evde sıkılan Memo da ona karşı daha temkinli olur, arkadaşının değerini bilir ve uzun vadede değer denen şeyin hayattaki en önemli değer olduğunu anlar.
Bi şey diycem, bu harbiden çok önemli. Yani arkadaşlık değeri. Sonradan gelgeç ilişkiler kurup da uyuşturucu, sigara, alkol, dedikodu, zart zurt gibi kötü alışkanlıklar edinmemesi için derhal günümüz çocuklarına anlatılması gereken bir değer. Harbi söylüyorum.
Zira pek çoğumuz arkadaş kurbanıyız
abi yeaa...