Yaşayan hıyarlar

Kusura bakmayın ama psikolojik durumum yazı yazmaya müsait değil ve acele acele yazıp hemen perdeleri kapatıp uyumam gerek bütün gün.

(Korkulu ecukeyşın filmi)
Kusura bakmayın ama psikolojik durumum yazı yazmaya müsait değil ve acele acele yazıp hemen perdeleri kapatıp uyumam gerek bütün gün. İnsan yaş geçtikçe depresyon gibi naneleri eskisi gibi kanırtarak yaşamıyor, böyle sevimsiz bir hal geliyor, sistit olmuş gibi, bağırsak gazı gibi, ince ince, fazla üzülmeden, müzmin bir hal alarak yaşıyor, dolayısıyla şiddetli ağlama krizleri şeklinde değil, ara ara, sızı sızı zırlayarak geçiştiriyor. Zaten yaş ilerledikçe gözyaşı kalitesi de düşüyor, buna mukabil gözyaşına değer bulduklarımızın kalitesi giderek artıyor; çocuk gibi, erdem gibi, vicdan gibi...
Ay böyle arabesk ifadelerden hiç de hoşlanmam ama dediğim gibi ne sizinle ne de kendimle uğraşacak haldeyim, dolayısıyla önyargılarınızı ister önünüze, ister arkanıza alınız, bu şu anda hiç de umrumda değil değerli okur. Hani 'Üç aylık ömrün kaldı, zktir git ne bok yiyorsan ye' denilen hastalar için psikiyatrlar 'Bu tip hastaların ruhsal durumları gözle görülür biçimde değişir, düzelirler, cillop gibi olurlar' filan diyor ya, işin kötü tarafı, nerden baksan 30 yıllık ömrü kalan biri için, bu süre oldukça uzun.
Memo dün ilk kez öğrenci 'reşitizmi'ni yaşayarak okula tek başına servisle gidip servisle döndü. Okul kapısı bekçiliğim dün itibarıyla okulun ikinci haftası sona erdi. Fakat her şeyini; kalemlerini, su matarasını, beslenme kutusunu, ilkokula başlama hediyesi diye aldığım saatini kırmış, iki defteri vardı, ikisini de hacamat etmiş, süveter ve hırkalarını kaybetmiş, viran bir halde eve döndü. Birden bire Memo ile geçireceğim (inşallah) 15 yıllık öğrenim hayatı gözlerimin önünden film şeridi gibi geçti. Büyüdükçe mi bu kemikleşti bilmiyorum ama, 'hayatta başarılı insan' prototipi ille düzenli olan, eşyalarına kıymet verip hor kullanmayan, filan da falan da insanlar gibi yerleşmiş. Ki, çocuğum olana dek bu tip klişelere gazlı gazlı gülerdim. Oysa şimdi annemin ruhu kaçmış gibi içime.
Memo bu sabah "Okula gitmek istemiyorum, orada başıma felaketler geliyor, öğretmenler asker gibi, asker gibi olmak istemiyorum" diye ağladı! Sınıfları 40 kişi. Özel okulda olsa eşyalarını çocukların yanına verirler ama bu kez sorumluluk öğrenemez herif, zaten beni zengin sanıyor, diğer çocuklarla aşık atmaya kalkar, ben baş edemem. Bu yazıları okul idaresi okuyormuş, öğretmenine de okutuyormuş; artık sustalı maymun gibi olmak zorundayım, her istediğimi de yazamam (mesela).
Velhasıl kelam, sabah zırlarken annem içeri geldi, "Bunlar çok doğal kızım, ben seni her sabah okula çığıra çığıra yollardım, tırnaklarımın ucundan ter akardı, sakın ola ki çocuğa 'Her şeyini kaybediyorsun, bir işe yaramazsın' mesajı vermeyesin, ömrü boyunca bu haftaların ezikliğini taşır, aman ha; yanlışlıkla olmuş, olur böyle de, bir dahakine dikkatli ol de" gibi şeyler dedi.
Şu aralar yetişkin ergenliği yaşıyorum. Yetişkinliğin ergenliği de meğer çocuk yapıp onu okula yollamakmış. Bu ergenlikten ne zaman kurtulacağız? Aha da size yemin, bu bir buçuk haftada saçlarımın önleri ve yanları beyazladı. Ha, bir de çok önemli bir konuya değinmek istiyorum: Çocuk sahibi olup da çocuğunun okulda ne kadar iyi olduğunu, süper uyum sağladığını anlatıp bizim gibi 'hayatta başarısız' annelerin içini kanırtan o kadınları arkadaş bellediyseniz, derhal elinizde ne varsa bırakıp o körolası kadıncaazın saçını tek elinizle tutup burgu yapıyorsunuz, sonra kafasında tek tüy kalmayıncaya kadar öne arkaya ritmik hareketlerle sallıyorsunuz. Elinizin mükemmel vakumu sayesinde bir yere kaçamayacak o cehennemin dibilik kadınların, şu mübarek günde Allah menopozunu yaklaştırsın, kocasının cep telefonunda erkek ismiyle yazılmış kadın numaraları bulsunlar inşallah. Beni şu dönemimde tek ferahlatan şey, iki-üç kız arkadaşımın benzer sorunları yaşayıp kendilerini yetersiz hissettiklerini anlatmaları oldu.
Cehennem büyük ihtimalle tek kişilik olmalı. Herkes tek başına oraya düştüğünü sanıyor olmalı. Herkesin böyle şeyler yaşadığını duyunca derin bir nefes alıyorsun, düzeleceğini, işin normalinin bu olduğunu düşünüyorsun. Asla ilaç almayan bendeniz, bu hafta iki kutu baş ağrısı ilacı bitirdim. Ha, babalar mı? Cennet çoktan anaların ayaklarından alınıp noterde babaların üstüne yapıldı bile. Onlar mutlu, onlar soru(m)nsuz, onlar evhamsız. Tek hıyar biz kaldık.