scorecardresearch.com

Şperm dünyası

Domuz gribi olmuş olabilirim. Mevsim artık güzelleşti ya, dün balkonda otururken birden bire dışarısının mis gibi at boku koktuğunu fark edip...

Domuz gribi olmuş olabilirim.
Mevsim artık güzelleşti ya, dün balkonda otururken birden bire dışarısının mis gibi at boku koktuğunu fark edip (çöp toplayan at arabaları geçmiş olmalıydı) yaklaşık 15 kilometre yürüdüm. Kâh yel aldım, kâh terledim, olacağı buydu, boğazım ağrıyor, gözlerim yaşarıyor.
Üşenmeden herkes sprem bankasını konuşuyor. Acaba Almanya’da buna ‘Şperm’ mi deniyor?
Kimileri başörtmen havasıyla bunun ne kadar yanlış olduğunu, kimileri de sosyolocik açıdan toplum ve çocuk için hiç de hoş kaçmadığını vurguladı. Bazıları da bunu vurgularken çok agresifti, ses tonları azarlar gibiydi.
Bu konuda düşüncelerimse bir öyle diyor, bir böyle.
Mesela eşcinsellerin de çocuk yapmaya hakkı olduğunu bir yandan düşünürken, babalı büyüyen tarafım ‘töbe estağfurullah’ diyor, öte yandan babasız tarafım ‘sana ne, herkes istediği gibi takılır’, öte yandan Memo’nun babasıyla bisiklete binmeyi ne kadar sevdiği aklıma gelince yine bir şeyler oluyor ve bir türlü bunun doğru mu, yanlış mı olduğuna karar veremiyorum.
Zaten buna karar vermek de, bu işe kalkışan kişiye düşer.
Sosyoloci kalksın da önce kendini kurtarsın. Fazla babalı toplumların sosyolocilerinden henüz bir hayır görmedik. Bir de şperm bankasını deneyelim. Sanki biz deney tahtası değildik, değiliz de halen topyekûn.
Tacizci bir babadan, terk edip giden bir babadan, anneye sürekli fiziksel  psikolojik şiddet uygulayan, gündüz gidip elaleme işkence eden, akşam gelip de çocuğunun tontonlarını avuçlayan, sabah gidip çalıp çırpan, akşama gelip de ‘aman da benim canım yavrujum’ diyen bir babadan, garsoniyerlere kira yetiştirmeye çalışan bir babadansa şperm babası çok daha iyi.
Herkes istediği gibi takılır elbette.
Ekonomik özgürlüğü olsaydı annelerimizin, acaba kaç dakika yanlarında kalırlardı babalarımızın, ya da kaçımız sperm bankasından geliyor olurduk kim bilir.
Baba dediğin, şu anda aklıma gelmiyor ama şey olmalı. Eee, şey olmalı. Hmm, mesela uçurtma uçurmalı.
Anneyle sürekli sen gezdir ben gezdir yapmamalı.
Ona bakarsanız anneler de adam değil ki. Hepimiz çocuğu okula gönderip kafa dinlemeye bakıyoruz.
Çocuklar da zaten bizden hoşlanmıyor ve böylesi çok daha sağlıklı. Bağımlı, aileyi
mit haline getirmiş bir çocuk nasıl mutlu olsun.
Masallardaki gibi bir ailesi olan tek arkadaşım üzerinde yaptığım deneyler, baba aşkı olan arkadaşımın hayat boyu mutsuz ve huzursuz olduğunu gösteriyor.
Zaten çok mutlu ailelerin çocuklarının hep yanlış evlilikler yaptığına şahit oldum; hem de törenden itibaren. Gelinliklerin dikiminden tutun da bilmem ne takımının markasına kadar, bin türlü yalan dolan.
Yalnız anne yanlış bir şey değildir. Yalnız baba da yanlış değildir. Olmuyorsa olmuyordur. Çocuk istediysen ve yalnızsan, yaşın geçiyorsa ve kimse de yoksa, sperm bankası gayet doğrudur.
Ama, eğer sırf çevrene artizlik yapmak için, marjinallik olsun diye, sırf bebek arabalarının spor modelleri çıktı diye bir imaja özendiysen, işte o zaman babayı görürsün.
Ama ne olur, çocuk bu, yine büyür, aslan gibi bir insan olur, sen hep güçlü ve dik durmak zorundasındır.
En zoru da ‘normal’lerin yanında çocuğun mutlu olsun diye sırf, normal düşünmek, herkesin istediğine mümkün mertebe en yakın sistemi oluşturmak zorunda kalırsın.
Anneliğin en pis tarafı da budur: topluma hesap verdiğini hissettikçe kendine hesap vermek zorunda kalırsın.

http://www.radikal.com.tr/9357349357343

YORUMLAR
(3 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Ayça Şen Değil - Zudaylı

Bir Ayça var Ayça?dan içeri, şöyle diyor:? Tanrım beni baştan yarat ?Ama babasız?Bir evlat ver?Ama babasız?Ama kız olsun?Tanrım,neden bizi erkek ve dişi yarattın?...Birbirimize muhtaç yarattın?? Seviyoruz?Çocuğumuz oluyor?Seviyoruz...Korumak için çalışıyoruz? Onun için çalışırken kendimiz ve herkes için çalışıyoruz?Birbirimize bağlıyız? Niye bu kadar mükemmel bir düzen kurdun Tanrım?..............Ayça!...Ayça!...Ne istiyorsun düzenimizden?...Hepimizi öldüreceksin kız!...Ama Ayça iyi kız,bunalmasa böyle konuşmaz?Ayça?yı düzen düşmanı yapanları kahret Tanrım!

SHE PERM!... - alpin gökaycanlı

türkçeye çevrildiğinde 'kadın iletimi' gibi bir anlam çıkıyor..çünkü perm'in bir anlamıda 'iletim'..yeni bir sözcüğün mucidesi olduğunuz için tebrikler!...she perim şeklinde de okuyabiliriz.(birleştirip okumamaya dikkat edelim)..she her ihtimalde de yarı gizli özne!...ne yapalım hayal gücümüz fazla zengin!..belkide fazla mı most modernist oluyoruz bilmem ki!...

ZEVKSİZ TORTU/KEYİF DIŞI BİRİKİM... - alpin gökaycanlı

şperm sözüyle erkeklerle kafa mı buluyorsunuz anlıyamadım..sperm bankası ilginç..ötekilerin keyfi berikilerin neşesi olacak herhalde..bunun doğuracağı taşınılası ruh hali çok önemli..psikologlara büyük iş düşecek anlaşılan..her yeni durumun bizde özenti halini yaşatması en tehlikelisi!..