Aşk ve güvenlik...

Belli ki on binlerce gergedan aynı anda zıplayıvermişti yüreğinde... Belli ki milyonlarca kuş kanat çırpmıştı göğsünün tam orta yerinde... Onu görünce...

Belli ki on binlerce gergedan aynı anda zıplayıvermişti yüreğinde... Belli ki milyonlarca kuş kanat çırpmıştı göğsünün tam orta yerinde... Onu görünce...
Gençti, zor bir işi vardı. Her türlü terör saldırısının açık hedefi İsrail'de güvenlik görevlisiydi. Hem de havayollarında... Rezervasyondan itibaren yolcuların güvenlik soruşturmasını başlatan, ahiret sorgulaması yapan ve her uçakta mutlaka iki gizli ajan uçurtan İsrail havayollarında...
Yorucu ve stresli işinin ötesinde hayatı monotondu. Yıllık iznini aldığında tatil için Türkiye'nin yolunu tuttu. Masmavi sahillerin birinde tanıştı onunla. Gündüzleri güneşin, geceleri erkeğinin kollarına bıraktı kendini.
O kadar açılmıştı ki yüreği, gözünü kapattı her şeye... Sevdiğini, kaldığı otele davet etme cesaretini bile gösterdi. Havayollarının gizli tuttuğu ve hatta elemanlarına 'Ne olursa olsun söylemeyeceksiniz' diye yemin ettirdiği otelin adı çıktı ağzından... Oysa arkadaşları 'Sakın ha...' diye uyarmıştı.
Aşk girmişti bir kez kapıdan ve mantık çoktan uçmuştu bacadan... Havayolları affetmedi, 'güvenlik kurallarını hiçe saydığı' gerekçesiyle işinden kovuldu.
Kalbinin, bedeninin sesini dinledi ve bedelini ödedi. O aşka ne oldu bilmiyorum ama bu İsrailli kadın, bana yıllar önce bir yerlerde okuduğum Latince bir sözü hatırlattı: 'Omnia vincit amor' yani 'Aşk her şeyden üstündür'.
Çardak Bayramı
İlkokulda beslenme saatinde söylediğimiz bir şarkı vardı: Bir parça domates, biraz beyazpeynir, açık havada ne güzel yenir...
Memlekette açık havada yemek yeme şansım pek olmuyordu ama bu işi İsrail'de dokuz gün boyunca yapabileceğim. Çünkü burada sonbaharın ilk ürünlerinin Tanrı'ya sunulacağı Çardak Bayramı var. 'Suka'lar yani çardaklar balkonlara, bahçelere hatta apartman girişlerine kuruldu. Hurma dalları asıldı üzerlerine. Sinagoglarda, bizde ağaç kavunu denen ama pek bilinmeyen dışı dikenli içi tatlımsı ekşimsi etrog meyveleri konuldu altın kâselere. Hahamlar kutsadı. Laf aramızda, aşırı dindarlar, İsrail'in genetiğiyle oynadığı etroglar yerine Filistin topraklarında yetişen sahicilerini tercih ediyor.
7. gün çocukların olacak. Hurma dallarından oyuncuklar yapıp oynayacaklar. Oysa, Filistinli akranları sokağa çıkma yasağı nedeniyle okula bile gidemiyor.
8. gün büyükler yağmur duasına çıkacak. 9. gün Tevrat sevinci (Simhat Torah) kaplayacak her yeri. Yıl boyu bölüm bölüm okunan Tevrat o gün tamamlanacak ve ilk bölümü, 'Yaratılış' okunmaya başlanacak yeniden.
Bu neşeli bayramı radikal Filistinli örgütler muhtemelen üzüntüye çevirmenin yolunu arayacak.
İsrail de bayramını Filistinliler için toplu cezalandırmaya dönüştürüp, var olan sokağa çıkma yasağını iyice sıkılaştıracak.
Peynir de lezzetli, domates de. Ancak, barış gelmediği sürece her iki tarafta da tat vermeyecek.