Balagan ve Haram Dünya

İsrail'de birkaç gün geçirmek bile, dikkatli bir kulağa hemen birkaç İbranice kelime öğretmeye yeter. İlk etapta öğrenilen kelimelerden biri de çok sık duyulduğu için 'balagan' yani 'karmaşa, keşmekeş' olur. İsrail-Filistin cephesindeki son gelişmelere bakınca ortalığın 'balagan' olduğu görülüyor.

İsrail’de birkaç gün geçirmek bile, dikkatli bir kulağa hemen birkaç İbranice kelime öğretmeye yeter. İlk etapta öğrenilen kelimelerden biri de çok sık duyulduğu için ‘balagan’ yani ‘karmaşa, keşmekeş’ olur. İsrail-Filistin cephesindeki son gelişmelere bakınca ortalığın ‘balagan’ olduğu görülüyor. Ama balaganlık, İsrail’de olmaktan çok onun
muhataplarında, yani Amerikan yönetiminde ve artık iktidarsızlığı ayyuka çıkan, BM, Rusya ABD ve AB’nin oluşturduğu Ortadoğu Dörtlüsü’nde. 
Bugüne kadar dünya, Filistin’deki Hamas ve FKÖ bölünmesinin ‘balagana’ yol açtığını düşünüyordu, ne de olsa onlara göre bir muhatap yoktu Filistin tarafında. Bu kör inanç nedeniyle İsrail’deki ‘balagan’ görülmedi. İsrail koalisyonunu oluşturan partilerin gelecek tahayyüllerinin birbirinden farklı olduğu fark edilmedi, ta ki, İsrail Başbakanı Netanyahu ve ABD Başkan Yardımcısı Biden dolaylı görüşmeler için pazarlık yaparken, Netanyahu’nun koalisyon ortağı dinci Şas partisinin elindeki İçişleri Bakanlığı, Doğu Kudüs’te 1600 birimlik yeni bir Yahudi yerleşim birimine onay verdiğini duyuruncaya kadar. Böylece balagan olan durum daha da balaganlaştı. 
İsrail hükümetinin bu kararıyla açıkça aşağılandığını duyuran Amerikan yönetimi için de durum epey balagan. Arap dünyasına, Yahudi yerleşimlerinin genişlemesini durdurma sözü veren Obama yönetimi, bu taleplerine İsrail hayır derse ne diyeceğini planlamamıştı çünkü. Bir ‘B’ planı olmayan Obama yönetimi ta en başında iktidara geldiğinde ipleri İsrail’e kaptırdı ve oturup pazarlık yaptı: “Peki tamam bütün yerleşim birimleri durmuyorsa bari Batı Şeria’dakiler dursun”. Obama yönetiminin kopartabildiği tek taviz bu oldu, o da yalnızca 10 aylık. Bu durumdan yararlanıp, İsrail ve Filistin’i hiç olmazsa dolaylı görüşmelere oturtmak isteyen Obama yönetimi 1600 birimlik yeni Yahudi Yerleşim planının onaylanmasıyla iyice balaganlık rüzgarına kapıldı. 
Afganistan, Irak ve daha önemlisi İran’a yönelik politikaları için Arap desteğine ihtiyaç duyan Amerikan yönetiminin nihayet fark ettiği başka bir gerçek, İsrail böyle davrandıkça, kendisinin de hiçbir yerde güvende olmadığı.
O yüzden oturdu, İsrail’i ‘hizaya getirme’ uğruna üç talepde bulundu: Bir; yerleşim inşaatı duracak, iki, İsrail, Filistinlilere güven telkin edecek, mesela elindeki Filistinli esirleri bırakacak; üç, görüşmelerde her konunun, Kudüs’ün statüsü, Filistinli mülteciler ve Filistin devletinin sınırları dâhil ele alınabileceğini duyuracak. 
Ama bana soracak olursanız daha çok bekler Amerikan yönetimi, çünkü yine bir ‘B’  planı yok. 1975’te de ABD-İsrail ilişkilerinde benzer bir balagan yaşandığında, İsrail’e verdiği kredilerin bir kısmını dondurmuştu ABD, ama bu sefer onu yapabilecek hali de yok. Ne de olsa ara seçimler yaklaşıyor. Ayrıca, her ne kadar İsrail’deki turistlik eşyaların üzerine basılı espri niteliğinde bir slogan gibi gözükse de, ‘Dert etme ABD, İsrail arkanda’ doğru bir laf. 
Dün toplanan Ortadoğu dörtlüsünün, İsrail’e verdiği, ‘24 ay içinde, bağımsız ve yaşayabilir bir Filistin Devleti’nin kurulmasını amaçlayan görüşmeler bitecek’ ültimatomu da, İsrail’in görüşme masasına oturtulması için herhangi bir yöntem önermediği için gerçekçi değil.
Bu balagan durumdan çıkmak için, önerilen yöntemlerden biri de, İsrail ister kabul etsin, ister etmesin, iki yıl içinde bağımsız Filistin devletinin Batılı ülkeler tarafından tanınması. Ama unutulan İsrail’in böyle bir durumu önemsemeyecek olması.
Yüksek sesle söylenmese de başka bir umut, Filistinlilerin, tıpkı birinci intifada gibi pasif direnişe dayanan, bütün halkın katılacağı bir intifada başlatması. Ne de olsa Oslo Anlaşmalarına o yoldan gidilmişti. Oysa bunu örgütleyebilecek kimse kalmadı Filistin’de.
Filistin’de birkaç gün geçirmek de, aşina olmayan kulaklara bile birkaç kelimeyi öğretebilir,
o kelimelerin başında da, açık hava hapishanelerinde, sefil bir yaşama mahkûm edilmiş Filistinlilerin, işgal karşısında ettikleri bir laf gelir, Haram, haram Vallahi, yazıktır, günahtır anlamında..
Şu Balagan dünyada Haram haram Vallahi...