Çocukluk hırsızları

Şu Ortadoğu denilen diyarın devletleri de devlet dışı aktörleri de konu çocukluk hırsızlılığı yapmaya gelince nasıl da işbirliği içindeler.

Şu Ortadoğu denilen diyarın devletleri de devlet dışı aktörleri de konu çocukluk hırsızlılığı yapmaya gelince nasıl da işbirliği içindeler. Erkek egemen sistemi, ucu bucağı olmayan bir otoriterliğe dönüştürüp, ‘çiğ çiğ’ çocukluk yemeye vardırıyorlar neredeyse işi. O kadar dehşet dolu bir sofra ki o, kapışma çocuklar üzerinden olabiliyor, çatışan taraflar birbirlerinin çocuklarının çocukluklarını yemekten çekinmedikleri gibi, kendi çocuklarını da, ‘düşmana ’ yedirip sonra da ‘çocuğumu yedi’ diye ağıt yakabiliyorlar utanmadan.
Bu dehşet durumun birçok örneği var yeryüzünde ama BM’nin en son raporladığına bakacak olursak, öldürülen, yaralanan ve ev yıkımları nedeniyle yerinden edilen çocuklar bir yana, İsrail hapishanelerinde güvenlik görevlilerine taş atmak dâhil çeşitli ‘terör’ suçlarından tutulan çocuk sayısı 300 civarında. 12 yaşa kadar inen bu çocuklardan bazıları bilmedikleri bir dilde itiraf imzalamaya zorlanmış, en hafifinden gözbağı, tartaklanma, korkutulma gibi işkencelere maruz bırakılmış.
Fakat aynı rapor, bazı Filistinli örgütlerin, mesela Hamas ’ın Filistinli çocukları askeri eğitime tabii tuttuğunu, onları kalkan olarak kullandığını da söylüyor.
İşte ikiyüzlülük tam da burada başlıyor. Bir tarafa bakarsanız, çocuklar nefretle dolduruluyor, kandırılıyor, ellerine taş veriliyor, aileler çocuklarını evde tutmak yerine, sokağa taş atmaya gönderiyor ve çocukların başına gelenler de sonra propaganda malzemesi yapılıyor. Diğer tarafa bakacak olursanız bir yandan ‘şehit bilmem kimin çocukları’ adı altında taburlar kurmaktan çekinmiyor, çocuklara askeri eğitim vermeyi, ‘ulusal mücadele veriyoruz şurada’ diyerek meşrulaştırıyor, ama öldürülen ya da hapse giren çocukların arkasından timsah gözyaşları dökmekten de geri kalmıyor. Bir yandan canı yanan her çocuğun, her annenin sorgusuz, sualsiz davaya adanacağını bilmenin kötücül keyfini sürüyor.
Çocuklar her iki tarafın da umurunda değil, kimse durup gerçekten o çocukları anlamaya çalışmıyor, çünkü onları sevmiyor, yalnızca birer araç olarak görüyor. Oysa durup baksalar, gerçekten onları ciddiye alsalar çözümün yolları da dâhil ne kadar çok şey öğrenebilirler.
Mesela aslında çocukların, kendi yaşamlarında tanık olmasalar bile, kendilerini ait hissettikleri gruba yapılmış bütün haksızlıkları hafızalarında taşıdıklarını bilirler. Aileleri zorunlu göçe tabii tutulduktan sonra doğmuş olsalar da, kendilerini yersiz yurtsuz ve köksüz hissettiklerini anlarlar. Çocuk askerlerin kullanımı engelleme koalisyonunun ortaya koyduğu gibi 14-18 yaş arasındaki çocukların bir kısmının silahlı bir çatışmaya gönüllü katıldığını öğrenirler. Bu gönüllüğün arkasında o çatışmanın kendisinin oluşturduğu ağır bir yoksulluğun, gelecekten umut kesmişliğin, o çatışmada yitirilmiş bir aile ferdinin intikamını alma isteğinin, saygı görme ihtiyacının karşılanacağını bilmenin yattığını kavrarlar. Bu çatışmalara gönüllü katılan kız çocuklarının aslında evişlerinden yahut erken yaşta evlendirilme sömürüsünden uzaklaşmaya çalıştığını da fark ederler.
Ama, aman dikkat, bütün bu gerçekler çocukları çocuk olmaktan asla çıkarmaz, çocuklara dayatılmış bu koşullar, onların ne gerilla yapılmasının, ne de hapislerde çürütülmesinin gerekçesi olamaz, çünkü içinde doğdukları cehennem onları iki şeker, bir muz, uyduruk bir plastik oyuncak ya da gerilla üniforması bir de sahici keleşle kandırılmaya gelmeyen çocuklar yapmış olabilir. Onları çözümün nasıl olacağını düşünmeye zorlanmış siyasi teorisyenler haline getirmiş olabilir ama bir gerçeği hiçbir şekilde değiştirmez; bedensel ve zihinsel gelişimlerini henüz tamamladıkları için 18 yaşının altındaki herkes çocuktur, çocuklukları çalınmış olsa bile.
Yapılacak olan o çocukları gerçekten dinlemek, çözüm için fikir oluşturmak ve karar mekanizmalarına katmak, bir an önce çocukluklarını iade etmektir. Ama Ortadoğu bunu yapamayacak kadar ikiyüzlü olduğu için belki de söylenebilecek tek şey var: “Çek elini çocukların çocukluklarından otorite.”