Gülebilmek yeniden.

Necip Fazıl'ın şiirindeki gibi, mezarlar burada taze ölüleri bekliyor, insanların sevgiyi, gülmeyi beklediği kadar...

Necip Fazıl'ın şiirindeki gibi, mezarlar burada taze ölüleri bekliyor, insanların sevgiyi, gülmeyi beklediği kadar... Acılar, ağrılar içindeki insanların hele bir de hasta yatağındaysa, yine şarkılar söylemesi, gülmesi ne kadar büyük mutluluk değil mi? Böyle birini güldürebilmek daha da büyük mutluluk olsa gerek. İşte bu gülmenin neredeyse unutulduğu bu yerde, bir kurs açıldı: Hastanelerde kahkaha attırma kursu...
İsrail'de tıp mucizeler yaratıyor, iyileşmez denilen hastalar dünyanın dört yanından gelip burada tedavi ediliyor. Gen teknolojisiyle
oynayan İsrail, doğmamış bebeklerin hasta olmasının önüne geçiyor. Biraz da zorunluluktan gelişen travma üniteleri, parça parça olmuş insanları hayata döndürüyor... Başka memlekette 'bırakın kendi haline' denilen ağır kalp hastaları İsrail'de iyileştiriliyor. Tüm bunlar yeni tıp yöntemlerinin geliştirilmesiyle sağlanıyor.
İşte bunlara biri daha eklendi. Tıpkı büyükannelerin söylediği bir laftan yola çıkılarak; 'Kahkaha en iyi ilaçtır'... Gönüllü doktorlar, hemşireler, tıp öğrencileri şimdi altı aylık bir eğitim almaya başladı. Özellikle pediatri ve onkoloji servislerinde görevli olanlar, pandomimcilerden, palyaçolardan ve stand-up komedyenlerden, en az tıp bilgisi kadar önemli bir şeyi, güldürebilmeyi öğreniyorlar.
Bu ilginç okulun başöğretmeni bir pandomim ustası. Çocukluğunun büyük kısmını 'korkular ve yalnızlıklar içinde hastanede geçiren' bu adam, şimdi hastalara kahkaha saçmak için uğraşıyor.
Belki de kutsal olan topraklar değil, dünyanının neresinde olursa olsun, insanları yeniden güldürmeyi başaranlardır...
Künefe
Bilmem sever misiniz künefeyi... Kuru kuru, baklavaların sunulduğu bu yerde, memleketi aratmayan, hatta, itiraf edeyim, daha da iyi yapılan tek tatlı o... En iyi yapıldığı yer Batı Şeria'nın Nablus kenti. 200 bin nüfuslu bu kent bir zamanlar ticaret merkeziydi ve en az künefesi kadar ünlü eski bir çarşısı vardı. Bir zamanlar, çünkü, İsrail'in nisandaki işgalinde tamamı yıkıldı yüzlerce yıllık çarşının.
Kimsenin künefe düşünecek hali de kalmadı. Çünkü 20 Temmuz'dan beri, sokağa çıkma yasağı var... Öyle akşam hava kararınca başlamıyor, bazen 10 günde, bazen haftada bir ilan edilmeyen bir günde kaldırılıyor bu yasak...
Okullar açılalı çok oldu. Ama Nablus'u burada çocuklar ev altlarındaki kapalı dükkânlarda toplanıyor, bir şey bile konu komşudan ders alıyor.
Nablus'un zeytinleri ve sabunları da ünlü. Fabrikaların bir kısmı 'silah yapılıyor' diye yerle bir edildi. Bu yıl zeytin toplama yılı.
Ama ne mümkün. Vurulmayı göze alarak tarlalarına gizlice giden Nabluslular, ya güvenlik gerekçesiyle sökülmüş ağaçları görüyor ya da Yahudi yerleşimcilerden kurtulamıyor. Geçen hafta bir köylü öldürüldü.
İnsan hakları örgütlerinin zeytin toplama kampanyaları ise fayda etmiyor. İsrail, yasağı Nablus'tan çok intihar saldırganı çıktığı için, koyduğunu söylüyor. Sizce işe yarar mı?