İğne deliğini tünele çevirmek

Vicdanıyla düşünen ve gerçek barış isteyen, umudu hiç elden bırakmayan İsraillilerle Filistinlilerin durumunu her çok zor bulmuşumdur ama bugünlerde daha da zordalar.

Vicdanıyla düşünen ve gerçek barış isteyen, umudu hiç elden bırakmayan İsraillilerle Filistinlilerin durumunu her çok zor bulmuşumdur ama bugünlerde daha da zordalar. Vicdanlı ve umutlu insanlar ne derse desin, savundukları fikirleri mantık silsilesine oturmak istemeyen radikallerin sesi hep daha yüksek çıkar. Birazcık genişletilebilse, barışa giden tünele dönüşme ihtimali olan minicik bir iğne deliğini derhal kapatacak eylemlere girişme konusunda da üstün yeteneklere sahip radikaller, bugünlerde her zamankinden daha hızlı çalışıyorlar.
Barak Obama ABD başkanı seçildikten sonra, Filistinliler bir şeylerin değişebileceği umuduna kapılmıştı. Ama geçen sürede Obama, barış isteyenlerin beklentilerini boşa çıkardı. Ne İsrail’i masaya oturtabildi, ne de önşart olarak koştuğu yerleşim birimlerinin genişletilmesini durdurabildi. Yardımcısı Biden İsrail’deyken yeni Yahudi yerleşimleri yapılacağı ilan edilince kimilerine göre, Washington-Tel Aviv ilişkilerinde son 35 yılın en ciddi krizi patlak verdi, kimilerine göre de sahte bir kriz üzerinden Arap dünyası oyalanıyordu. Obama’nın ülkesindeki sağlık reformunu bile, büyük bir sabırla, taşları teker teker örerek gerçekleştirdiğini öne sürenler, Filistin meselesinde de Obama’nın değişik yaratabileceği umutlarını canlı tutmak istiyor.
Bu umuda sarılanları heyecanlandıran bir gelişme ABD Merkez Komutanı David Petraeus’un, Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’ne yazılı mesajı. Mesajda general kapsamlı bir Ortadoğu barışı için gelişmelerin yetersiz olduğunu düşünüyor, dahası İsrail’in tutumunun Amerika’nın çıkarlarını olumsuz etkilediğini söylüyor. Ona göre, “İsrail-Filistin gerilimi kısa sürede şiddeti alevlendirip, büyük çaplı silahlı mücadelelere sebep olabiliyor ve ABD’nin İsrail taraftarlığı algısından ötürü Amerikan karşıtı duyguları besliyor. Arap öfkesi, ABD sorumluluk alanındaki hükümet ve halklarla kurulacak güçlü ve derin ortaklığın kapsamını daraltıyor ve ılımlı rejimlerin meşruiyetine zarar veriyor.” Dahası İsrail-Filistin anlaşmazlığından doğan öfke Kaide ve diğer militan gruplara destek sağlıyor.
Galiba Petraus’a, “Uyan da balığa gidelim” demek en iyisi, ama onun mesajını ABD politikasındaki değişikliğin ilk işaretlerinden biri olarak okumak isteyenler de var.
Aynı iflah olmaz umutlular, ABD, AB, Rusya ve BM’den oluşan Ortadoğu Dörtlüsü’nün son açıklamasını da memnuniyetle karşıladı. Ne de olsa dörtlü, iki yıl içinde bitmesi gereken, ucunda 1967 sınırları üzerinde bağımsız Filistin devleti kurulmasından söz etmişti ve daha önce yalnızca terör eylemleri için kullandığı ‘şiddetle kınama’ lafını Doğu Kudüs’teki yerleşimler için de kullanmıştı. Gerçi bu arada, Filistinliler arasında henüz birlik kurulamadı. Yine de iyimserlerin aklında henüz uluslararası tutumda gerçek bir değişiklik olup olmadığını anlaşılmayan bu iğne deliğinden barışa giden tünel kazılır mı, sorusu var.
İsrail hükümetiyse, en eski ve değişmez oyununu oynamaya hazırlanıyor; Filistinlileri intifadaya çekmek. Harem-i Şerif’in karşısına üçüncü kez yapılacak olan sinagog ya da İslam kültürü için de önemli olan bazı yerlerin Yahudi mirası ilan edilmesi, Filistinlileri haklı olarak zıvanadan çıkartmaya neden olursa, her zaman olduğu gibi, gerine gerine, “Gördünüz mü, kendimi koruma hakkım var, barış marış yok, görüşmesi de yok” demeye hazırlanıyor. Daha da olmadı, İran meselesine benzin dökmeye. 
İşte tam da burada, diğer tarafın radikalleri devreye giriyor, onlar da diplomasiye oynamak yerine, Lübnan’da yarım kalan vekaleten ABD-İran savaşını yeniden başlatmak üzere hazırlık içindeler. Ne de olsa ateşe benzin dökmek iğne deliğini genişletip tünele çevirmekten çok daha kolay.