İsrail'in Suriye ve Filistin salıncağı

İsrail hükümetlerinin en eğlendiği salıncaklardan biri Suriye ve Filistin arasında gidip gelen salıncaktır. Filistin ile görüşmelerde ilerleme kaydetmek istemiyor mu, hop hemen Suriye ile görüşmeler gündeme getirilir.

İsrail hükümetlerinin en eğlendiği salıncaklardan biri Suriye ve Filistin arasında gidip gelen salıncaktır. Filistin ile görüşmelerde ilerleme kaydetmek istemiyor mu, hop hemen Suriye ile görüşmeler gündeme getirilir. Suriye ile birşey yapmaya niyeti yok mu, hop, Filistin ile durumda yeni bir gelişme olur, çoğu zaman barış yönünde olmayan bir gelişme...
Geçen yıl Türkiye’nin arabuluculuğunda ilerleyen Suriye-İsrail dolaylı görüşmelerinde tam da sonucu ulaşılıyordu, ya da ulaşılacakmış izlenimi veriliyordu. Ama unutulan bir şey vardı; İsrail’in aslında meseleleri çözmek istemediği, çözüm arayışı içindeymiş gibi yapıp, aslında salıncakta eğlendiği.
Savaşlarla kontrol altında tuttuğu toprakları genişletmiş, oralara hırsızlık usulü bir sürü yerleşim birimi yapmış İsrail, ‘gözleri’ olarak kabul ettiği işgal altındaki Golan Tepeleri’nden vazgeçmeye aslında niyetli değil. Çünkü o tepelerden en büyük düşmanlardan biri olan Suriye tabak gibi görünür. Her ne kadar dolaylı görüşmelerde Golan’ın bir kısmının her iki tarafa da açık bir ‘barış parkı’ haline getirilmeye karar verilmesi, dünyada ve özellikle arabuluculuk yapan Türkiye’de heyecan yaratmış olsa da o işin öyle kolay olmayacağı tahmin ediliyordu.
İsrail için mesele Golan ile sınırlı değil ayrıca. Golan’ın Suriye’ye iadesi karşılığında yapılacak güvenlik düzenlemeleri, Şam’ın Hamas ve Hizbullah ile ilişkilerini nasıl düzenleyeceği, Tahran ile dostluğunu hangi seviyede tutacağı da önemli. O yüzden iddiam o dur ki, Türkiye’nin bütün iyi niyetine ve heyecanına rağmen İsrail görüşmeleri ciddiye almıyordu.
Dolaylı görüşmeler bir noktaya geldiğinde, salıncağın öbür tarafına hızla bir uçuş yapılarak, Gazze’ye düzenlenen saldırı da bunun kanıtı oldu. Gerçekten dolaylı görüşmeleri nihayetlendirmek isteseydi, askeri kaçırıldığında başka bir formül arayışına girebilirdi İsrail. Ama öte yandan İsrail’in bir türlü aşamadığı bir korkusu da vardır; “Barış görüşmeleri bizim güçsüz olarak algılanmamıza neden oluyor, güçsüz olarak algılanınca saldırılara açık hale geliyoruz, o halde eskisinden de güçlü vurmalıyız.”  
İsrail’in bu salıncak eğlencesine, dünya, arabulucular, Filistinliler ve Suriye yönetimi de bir şekilde katılır. Bölgede kapsamlı bir barışta, sona kalana hiçbir şey kalmayacağı bilindiğinden, hem Filistin, hem Suriye salıncağın kendilerinden yana dönmesini beklerler. Dünya ve arabulucular da, ‘belki bu sefer’ diyerek iyi niyet kurbanı olurlar.
Filistinliler arasındaki bölünme Ortadoğu sürecinin önündeki tek engel değil. Hatta belki de önem sırasına konulduğunda birincil bile değil. İsrail hükümetini oluşturan koalisyon ortaklarının, Netanyahu’nun, Barak’ın ve Liberman’ın bakış açıları birbirinden tamamen farklı. Barak’ın sloganı öteden beri ‘önce Suriye’ olmuştur. Barak’ın başbakanlığı döneminde Lübnan’dan çekilmesinin arkasında da bu anlayış vardır. Dolayısıyla, büyükelçi krizinden hemen sonra Türkiye’ye gelen Barak’ın, Suriye-İsrail dolaylı görüşmelerine başlanabileceğini yönünde sinyaller verip, Türkiyeli yetkilileri heyecanlandırması sürpriz değil. Liberman belki de bu anlamda en dürüstleri, ‘barış marış yok, işinize gelirse’ havasında. Netanyahu ise mümkün olduğu kadar salıncakta vakit harcama yanlısı. Öyle olmasa bir yandan Filistin ile dolaylı görüşmelere hazır olduğunu söylerken, bir yandan o görüşmeleri baltalayacak yeni yerleşim birimleri inşa etme planını açıklatmazdı.
Bölgede gerçekten barış isteniyorsa, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun da vurguladığı gibi artık yol haritalarına falan değil, yolun sonuna ihtiyaç var. İsrail, salıncaktan inmeye ve gerçekten görüşme masasına oturmaya zorlanmalı. Fakat öte yandan yakın bir tarihte bunun gerçekleşebileceğine dair umutlu olmak için bir neden de yok. O zaman geriye tek yol kalıyor: Bir devlet çok millet çözümü.
Ortadoğu halklarının çektikleri acılar artık tahammül edilmez boyutlarda ama böyle giderse, bu çözüm eninde sonuda kendini dayatacak. İsrail ne kadar salıncakta sallanırsa sallansın, oradan düştüğünde üstüne özenle titrediği Yahudi karakterinin yerinde yeller estiğini görecek. O saate kadar, bu hafta olduğu gibi, İsrail-Suriye dolaylı görüşmeleri başlıyor diye heyecanlanmaya gerek yok.