Kaç çocuk bir savaş zengini eder?

O güzelim koca koca siyah gözleriyle her zamankinden daha çaresizce bakan...

O güzelim koca koca siyah gözleriyle her zamankinden daha çaresizce bakan, bir yudum temiz su için boylarını çok aşan bir mücadele vermek zorunda kalan ve dünya elini ağırdan almaya devam ederse çoğu açlıktan ve salgın hastalıktan ölecek olan Pakistanlı çocukların kaç tanesi bir savaş zengini ediyor?
Bu korkunç matematik sorusunun cevabı kaba bir hesapla 25. Çünkü topraklarının üçte biri sular altında kalmış 20 milyon insanın sel felaketinden doğrudan etkilendiği, 6 milyon insanın açlıkla karşıya olduğu Pakistan’da, BM’ye göre, acilen ihtiyaç duyulan para 460 milyon dolar ki henüz yarısı bile zar zor toplandı. Oysa ABD’nin Afganistan’da yürüttüğü ve başarısız olduğu çoktan tescillenmiş sözüm ona ‘terörle savaşına’ bir ayda harcadığı para 12 milyar dolar, yani Pakistanlı çocukların, sapır sapır ölmesini ilk etapta engellemek için gerekenin aşağı yukarı 25 katı. ABD Kongresi Araştırma Servisinin ortaya koyduğu rakamları haberleştiren El Jezire’ye göre, AfPak denilen yerde Amerika bir askeri için yılda 1 milyon dolar harcıyor.
Bir çocuk onu koleradan ölüme götürecek olan pis suyu içmemek için ne kadar sabredebilir? Kaç saat? Oysa dünya, Pakistan’a yardım etme konusunda hiç de aceleci değil. Fakat en yürek burkucusu, insanı en fazla delirten ama dünyanın vicdanının henüz doğmamış bir Pakistanlı bebekten bile küçük olduğunu gösteren gerçeği BM İnsani yardım koordinatörü Elizabeth Byrs söyledi: “Pakistan’ın imaj sorunu var.”
Bu nasıl bir dünyadır ki, bu sene doğanlarından 25 binin öleceğinin hesaplandığı Pakistanlı çocukların boğazlarından bir lokma ekmeğin, bir yudum temiz suyun geçmesi için ülkelerinin imaj çalışması yapması gerekiyor?
Hangi ülkeden olurlarsa olsunlar, yeryüzündeki zenginlerin ve hatta orta hallilerin gözünde, Pakistan zaten berbat bir yer ve oradaki çocuklar yaşamasa da olur. Kendi ülkelerinin sokaklarında onları ileride düzensiz göçmen ya da yabancı işçi olarak görmektense, ölmeleri daha kabul edilebilir bir durum. Birçok zengin ülkenin yönetimine göre de, Pakistan bir yandan Batı ile işbirliği yapıp, bir yandan Taliban’a destek veren, yolsuzluklara batmış, yardım yapılsa bile gelen parayı halkına ulaştırmayacak bir yönetime sahip, özetle ‘sular altında kalıp’ yok olsa daha makbule geçecek!
Siyaseten doğru olma adına bunu açıkçe söyleyen yok ama, ‘yardım etsek ne olacak, Taliban’ın eline geçecek’ kuruntusu Pakistanlı çocukları öldürüyor. Taliban ise kolları sıvadı, hükümet kuruluşları ve ülkenin elitlerinin çıkarlarını koruma aparatı olan Pakistan ordusundan daha hızlı davranıyor. Hatta yabancı yardımlar reddedilirse daha çok yardım edeceğini, sel felaketinin de Allah’ın gazabı olduğu propagandasını yapıyor, sonuçta eğer küçük yaşta devşirilip, akıl ve vicdan dışı örgütlenmelerinin parçası olmayacaklarsa, Pakistanlı çocuklar onların da umurlarında değil elbette. Pakistan yönetimi de, tek kozunu oynuyor, ‘yardım etmezseniz, çaresizlik içindeki halk, Taliban’a ve Kaide’ye karışır, başınıza bela olur.”
Vicdan ve ahlak diye bir şey kalmışsa, dünya barışı için en büyük fırsat da çıkabilir bu felaketten; ateşkes ilan edilir Afganistan’da, sözüm ona ‘güvenlik’ adına harcanan paralar o bölgenin yaralarının sarılmasına aktarılabilir, insanları öldürmek için kullanılan bütün o uçaklar, helikopterler yardım için kullanılabilir, askerler Taliban ve Kaide avına değil, Pakistanlıları kurtarmak için yönlendirilebilir. Bütün o ‘savaş uzmanları’ o coğrafyayı yeniden ama bu sefer elitler için değil, bütün insanlar için ayağa kaldıracak biçimde organize edilebilir.  
Ama biliyorum bu bir hayal, Pakistan’ın yüz yüze kaldığı felaket, dünya barışının değil, ileride ülkesinden bağımsız olarak dünyanın tüm zenginlerinin karşısında fakirlerinin karşı karşıya olacağı büyük çatışmaların habercisi. O zaman sorumluluk, ‘benim için bütün insanlar dinine, milletine, ülkesine bakmaksızın eşittir’ diyenlere düşüyor. Çünkü kaç Pakistanlı çocuğun bir zengini ettiğini hesaplamak insanı delirtiyor.