Pavyon fedaisi çatlağı

İsrail'de hükümetler kurulduğu gün, ne zaman yıkılacağı tartışılmaya başlanır. Netenyahu hükümeti de istisna değil.

İsrail’de hükümetler kurulduğu gün, ne zaman yıkılacağı tartışılmaya başlanır. Netenyahu hükümeti de istisna değil. Pavyon fedaileri sakın yanlış anlamasınlar, meslek değiştirip siyaset yapmalarına elbette karşı değilim. Ama İsrail’e 20’li yaşlarında göçmeden önce pavyon fedailiği yapan Lieberman’ın bu mesleğin ‘inceliklerini’ diplomasiye taşıması yüzünden dünyanın acı çektiğini hepimiz biliyoruz. 
Lieberman’a haksızlık etmeyelim, hakkındaki rüşvet iddialarına bakınca, siyasete uyum sağladığı anlaşılıyor. Evrensel tarafı da var adamın; dünyanın bütün ırkçıları gibi eğitilebilir değil ve Filistin’e atom bombası atmayı önerecek bir zekâya sahip. 
İsrail’de seçim sistemi gereği koalisyon hükümetleri kurulur. Önce seçim sonuçlarının bir hükümet kurmaya imkân tanımadığı tartışılır sonra da bu imkânsız hükümete altı ayla iki yıl arasında ömür biçilir. İsrailli köşe yazarları her fırsatta kendilerini yakın hissettikleri partilere çağrı yaparak, onlardan içeride ve dışarıda çok ayıp şeyler yapan İsrail hükümetinin ‘incir yaprağı’ olmamasını isterler. Ayrıca İsrail’de açık sözlülük esastır, başka yerde söylense ağır bir kavganın nedeni olacak lafları orada partiler, insanlar birbirlerine söylemekten çekinmezler ama birbirlerine küsmezler de.   
120 sandalyeli İsrail Parlamentosu Knesset’in işleyişinde en imrenilecek yanlardan birisi parti içi disiplinin olmaması. Orada adeta 120 parti var. Bu gerçeği akılda tutarak mevcut duruma bakınca şöyle bir tablo var: Netanyahu’nun partisi Likud’un 27, ana muhalefet partisi Livni liderliğindeki Kadima’nın 28, sandalyesi var. Fakat Netanyahu’nun koalisyonunda Ortodoks Yahudilerin Partisi 11 vekilli Şas, 13 vekilli Barak’ın İşçi Partisi ve 15 vekilli Lieberman’ın Evimiz İsrail’i de var. 
Hükümet kurulduğundan beri, İsrail’in başına içeride ya da dışarıda bir şey geldiğinde, daha doğrusu hükümet başını derde soktuğunda, ya Kadima’nın koalisyona katılması, yada Barak’ın istifa edip, hükümeti düşürmesi çağrıları yapılıyor. Mavi Marmara’dan sonra da bu kural değişmedi.
Bu arada, Lübnan saldırısı ve Gazze operasyonu nedeniyle, dünyanın önemli bir kısmının sinir olduğu Livni’nin şimdi kurtarıcı gibi görülmesi de talihin cilvesi olsa gerek, ya da denize düşenin yılana sarılması hali. Fakat Livni’nin hiç de öyle koalisyona katılma hevesi yok. Şimdiki hükümet yıprandıkça oyları artıyor. Ayrıca, Netanyahu ile anlaşamadığı birçok nokta var, özellikle Filistin konusunda.
Livni, “Ya şimdi acı dolu tavizler veririz, ya da ileride egemenliğimiz altındaki Filistinlileri kontrol edemez hale gelir, devletin Yahudi karakterinden vazgeçeriz, o yüzden elimiz hala güçlüyken anlaşalım” diyor. Netanyahu ise, “Dur bakalım, hayat bu belli olmaz” havalarında. Yani varoluşsal bir meselede hem fikir değiller.
Hadi diyelim siyaset bu, Livni bir biçimde koalisyona katıldı, muhtemelen yalnızca Lieberman’ı değil, Şas’ı da istemeyecektir. Çünkü Şas, ülkenin her geçen gün daha da teokratik olmasının nedeni. Şas ve benzerleri aslında Filistin ile ne olup bittiğini pek önemsemeyip, ‘hükümeti desteklerim ama daha fazla din okulu açacağım, yok kadınlar otobüsün arkasında otursun, dindarlar daha çok devlet yardımı alsın’ falan peşinde. Bu durum, Livni’nin canını çok ama çok sıkıyor. Zaten Livni de, bir sonraki seçimlere, laikliği baş dert edinmiş bir ara Knesset’e girmiş, lideri ölünce dağılan ama yeniden canlanacağını sinyallerini veren Şinui Partisi ile girmeyi planlıyor.   
Livni, koalisyona katılmaya karar verse bu Netanyahu’nun hiç işine gelmez. Çünkü koalisyonun diğer ortağı İşçi Partisi de Kadima gibi, Filistin’le görüşmekten yana. Bu durumda Netanyahu kendi hükümetinde azınlıkta kalacak.
Barak da istifayı düşünmüyor çünkü askeri yetenekleri Mavi Marmara’dan sonra sorgulansa da eski Genelkurmay Başkanı olarak savunma bakanlığı koltuğunda oturması, özellikle İran’la ilgiil durum belli değilken birçok kişiyi rahatlatıyor. 
Yani anlayacağınız, bir süre daha pavyon fedaisi stiline katlanmak zorunda dünya. Ama öte yandan burası tuhaf bir diyar, sürprizler bitmez, her şey bir anda değişir.  Kesin olan şu ki, İsrail koalisyonunun çatırdama sesleri Ankara’dan duyuluyor.