Sakatlanmış çocuk kadına halı muamelesi

'Kadın halı gibidir, ne kadar çok döversen o kadar temiz olur' Ortadoğu erkeklerinin ama özellikle Gazzeli...

‘Kadın halı gibidir, ne kadar çok döversen o kadar temiz olur’ Ortadoğu erkeklerinin ama özellikle Gazzeli erkeklerin sevdiği ve ‘gereğini’ sık sık yerine getirdiği bir cümle. Filistin mücadelesine katkıda bulunabilecek erkek çocuk doğurduğu sürece, İsrail işgalinden kaynaklanan zulme itiraz edip, ev içi zulme itiraz etmediği sürece, ‘milli mücadele veren erkeğe’ itaat edip, başına gelen her şeye yüceltilen bir fedakârlıkla katlandığı sürece kıymetlidir Filistin kadını.
Gazzeli kadınların halıyla eş tutulması durumu geçen aralıkta İsrail’in insanlığı karşı işlediği suçtan, yani Gazze’ye ağır saldırısından sonra iyice artmışa benziyor. Ev içi şiddet mağduru kadınlara hizmet vermeye çalışan Kalkınma için Filistinli Çalışan Kadınlar Cemiyeti’nden psikolog Ola Hassabala’nın, Qantara dergisine verdiği bilgiye göre, İsrail’in Gazze’ye saldırısından sonra özellikle evleri yıkılıp da çadırda yaşamaya mahkûm olan ve özel alanı kalmayan ailelerin birçoğu parçalanmış, cinsel şiddet daha da artmış.
Gazzeli kadınların bu durumunda, saldırarak, işgal ederek hem kendisini hem de Filistin toplumunu çürüten İsrail’in yanı sıra, kadın düşmanı yasalar çıkartıp, kadınları cendere altına alan uygulamalara başvuran Hamas’ın suçu da tartışılamaz elbette. Kabahatin bir kısmını da, Hamas’ı destekleyen ama Hamas’ı, kendi vatandaşlarına karşı tutumunda eleştirmeyen, Filistin’e yardım gönderirken Gazzeli kadınların bu durumunu hatırlamayan, savaşta yaralananları tedavi etmek için başka ülkelere götürmek üzere seferber olup, şiddet mağduru kadınlarından aynı özeni esirgeyenlerde aramak lazım.
Geçenlerde Yemen ilginç bir gösteriye tanık oldu, kız çocukları için evlilik yaşının 17’ye çıkartılmasını isteyen bir yasa tasarısını bazı kadınlar protesto etti. Ajans haberlerine bakacak olursanız, protestocu kadınlar ‘eşitlik adına şeriat yasalarının engellenmesine’ karşı çıktılar, kadın hareketinin üyelerinin çirkin ve evde kalmış kadınlar olduğunu önü sürdüler, kız çocuklarını da kendilerine benzetmeye çalıştığını ifade ettiler. Onlara göre, 8-9 yaşında kız çocuklarının evlendirilmesi, 10 yaşında doğum yaparken ölmesi normal.
Elbette birileri de kalkıp, böyle bir gösteriyi özellikle kadınların yapmasından yola çıkarak, ‘kültürel görecelilikten’ falan söz edip, Yemenli kız çocuklarının kaderlerine terk edilmesi gerektiğini savundu. Yemen’in Irak ve Afganistan’dan sonra Batı’nın, Doğu dünyasına karşı başlattığı savaşın üçüncü cephesi olacağı haklı endişesini sık sık diye getiren ve bu sebeple de Yemen’e arka çıkanlar, kız çocukları konusunda nedense ağızlarını pek açmadılar, açtılarsa da seslerini duyuramadılar.
Benzer bir tutum, Sudan ve Darfur üzerinden de yürüdü uzunca bir süre. Bir tarafta insanlığa karşı işlenen suçlara dair iddialar, kitle katliamları, bir tarafta da, Sudan’ın doğal kaynaklarını paylaşma hırsı ve azmindeki Batı’nın aslında iki yüzlü bir tutum takındığı savıyla Sudan’a ve başkanı Ömer El Beşir’e arka çıkanlar vardı. Ama nedense her iki taraf da ama özellikle, Sudan’a arka çıkanlar ülkede kadınların cinsel sakatlanmasından başka bir şey olmayan kadın sünneti üzerine laf söylemediler.
Doğrudur, kuralları hiç değişmeyen bu emperyal savaşta, ki buna Büyük Ortadoğu Projesi denilen şey de dahildir, Doğu’nun işlerine burnunu kadınlar üzerinden sokmaya çalışmıştır ve doğrudur buna bir tepki olarak da, ‘kadınlar vardır’ diyenlere işbirlikçi düşman gözüyle bakılmıştır.
Oysa üçüncü bir yol elbette mümkündür, kadınları ve çocukları kendi çıkar politikalarının araçları haline getirmeyen, insan haklarının gerçekten de evrensel olduğunu Yemen’de ya da başka bir yerde de kültürel göreceliliğe tabii tutulamayacağını içine sindirmiş bir üçüncü yol. Her şeyden önce gücünü şu ya da bu devletin ya da aktörün duruşundan almayan, ya da onların arkasına saklanmayan üçüncü bir yol; deneyimlerin paylaşıldığı, bireylerin bir diğerinin acısını, işgal, Batılı yardakçı vs gibi kavramların arkasına saklanmadan paylaştığı insanlığın ortak yolu.
Yalnızca kadınların değil, Ortadoğu’nun da daha yaşanabilir bir yer olmasının geçtiği yol.