Savaş çürütür...

Arafat'ın paraları dert olmuştu İsrail'e. Gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış ihtiyar tilkinin teröre geniş kaynaklar aktardığını iddia edip durmuştu İsrail.

Arafat'ın paraları dert olmuştu İsrail'e. Gırtlağına kadar yolsuzluğa batmış ihtiyar tilkinin teröre geniş kaynaklar aktardığını iddia edip durmuştu İsrail. Bu paraların bir kısmı, en azından 300 milyon doları bulundu: Eski bir İsrail istihbarat yetkilisinin cebinde...
Zaten dış yardımlara dayanan Filistin ekonomisi iyice çöktü son iki yılda. Filistin yönetimi maaşları bile ödeyemez hale geldi. Filistin halkının üçte biri uluslararası yardım kuruluşlarının desteğiyle ekmek buluyor. Hırsızlık öyle boyutlarda ki, El Fetih örgütü geçenlerde soyguncuların ellerinin kesileceğini duyurdu.
Ama bazı Filistinlilerin keyfi hâlâ yerinde. İntifada'dan önce
İsraillilerin kumar tutkusuna hitap eden Eriha'daki casino'dan gelen paraları, şirketlerden alınan haraçları ve uluslararası yardımları cebine atanlar, canları istedeği için Paris'e bir öğle yemeğine gidip gelebildi mesela...
İsrail, bu paraların bir kısmının da teröre ayrıldığını iddia ediyor ve Filistin'e ait katma değer vergilerine bile el koyuyor, bir yandan da Arafat'ın paralarının nerede olduğunu araştırıyordu. Koskoca
istihbarat örgütlerinin bulamadığı paraların nerede olduğunu bir İsrailli gazeteci keşfetti sonunda. İsrail İç İstihbarat Örgütü Şin Bet'in başbakanlara danışmanlık yapan eski yetkililerinden Yosi Ginossar, Arafat'ın İsviçre bankalarındaki hesaplarının 300 milyon dolarını kontrol etmiş uzun süre... İsrail yana yakıla paraları ararken, iddiaya göre Ginossar, paravan şirketler kurmuş, bu şirketlerden uygun 'bahşişler' karşılığı paralar aktarmış Arafat'ın özel hesaplarına. Paralar da dağılıp gitmiş...
Camp David görüşmelerine bile katılan Ginossar, yasadışı bir şey yapmadığı savında, ama hakkında soruşturma sürüyor. Filistinli yetkililerin
ağzını da bıçak açmıyor.
Ginossar dünyada tek örnek değil. Hatta her savaşta rastlanması neredeyese
doğal. Çünkü savaş, hele ki uzun süreni, çürütür toplumları en tepedekinden sade vatandaşına kadar. Hem de dibine kadar...
Mehmetçiğe pide ve ayran
Son derece memnunum kadın olmaktan. Bunun birçok sebebi var. En önemlisi askere gitmek zorunda olmayışım. Yerinde kullanılıp kullanılmadığı konusunda ciddi tereddütlerim olsa da, vergi vermeye itirazım yok ama, askerlik, fikri bile zor geliyor. Dünyanın her yerindeki vicdani retçilere sempatim var üstelik. Erkek olsaydım onlardan biri olurdum sanırım. Herhangi bir askeri, ordusundan bağımsız düşünmek zor...
Buradaki kontrol noktalarında işlerin yokuşa gittiğini anladığımda yaptığım Revivo muhabbetleri her zaman işe yaradı. (Gerçi artık İsrailli futbolcu Fenerbahçe'de top koşturmayı bıraktı) ama yine de muhabbet koyduğum askerleri bile birer birey olarak düşünmedim, ölen ve öldüren bir makinenin parçasıydılar benim için. Ta ki bir ilana rastlayana dek...
İlan, İsrail askerlerine isteyenin pizza ve burger gönderebileceğini söylüyordu. İsterseniz yalnızca bir askere, isterseniz bir bölüğe... Üstelik mesaj da pizza dilimine mesajı da ekleyebiliyorsunuz. Küçük bir de not vardı, bu servisin orduyla koordineli yapıldığı ve güvenlik sorunu olmadığına dair...
Düşündüm sonra, isteyerek ya da istemeyerek, belki korkarak, belki
aldığı emirlere sinirlenerek, belki orada bulunuşuna lanet ederek ya da kendini önemli hissederek emirleri yerine getiren o askerler, hiç tanımadıkları insanlardan pizza aldıklarında seviniyorlardır herhalde... Acıkmış, üşümüşlerdir, belki ve sıcak bir pizza dilimine minnet etmişlerdir. Isırırken yavukluları düşmüştür akıllarına...
Keşke Mehmetçiğe de sıcak bir kıymalı pide yanında da ayran göndermek mümkün olsaydı. Karşı da olsak, ister istemez içine çekileceğimiz bir savaşa sürükleniyoruz ne de olsa.