Sultadan salataya oradan da devlete

Arapçada 'Filistin Sultası', halk dilinde 'Filistin Salatası' denen Özerk Yönetim, Filistin devletinin nitelikli tanınması için atakta.

İsrail güçleri Kudüs’te işgale taş atan çocukları ailelerinin feryadına aldırmadan gözaltına alıyor.

Özerk Yönetim denilen şeyin kifayetsizliğinden acı alay konusu çıkartan Filistinliler, Arapça adı ‘Filistin Sultası’ olan yönetime ‘Filistin Salatası’ adını takmıştı. Filistin salatası ve Filistin halkı, sınırlarının bir türlü karara bağlanamadığı, başkentinin elinden alınmaya çalışıldığı, İsrail’in binbir bahaneyle ha bire kestiği sözüm ona ‘barış’ görüşmelerinden bıkalı çok oldu. İsrail taktiğini kullanarak, devlet gibi devletlerini oluşturma sürecine girdiler. 

İsrail’e sınır çiziliyor
Sürecin iç ayağında Filistin Başbakanı Salam Fayyad devlet kurumları inşa etmeye çalışıyor. Dış ayağı da Filistin Devleti’nin tanınması. Aslında Filistin Devleti 1988’de ilan edilmişti ve 100’den fazla ülke tarafından tanınmıştı. Ama bu seferki başka. Filistin yalnızca bir varlık olarak değil, 1967 sınırları içinde, başkenti Doğu Kudüs olan bir ülke olarak tanınıyor. Bu nitelikli tanıma İsrail’in de sınırlarını ve Kudüs’te nereye dek gidebileceğini belirliyor. İsrail’i asıl endişelendiren, çizmeye yanaşmadığı sınırların dünya ülkelerince belirlenmesi. İsrail Ticaret Bakanı Ben Eliezer’in, “Bu gidişle ABD de Filistin Devleti’ni tanıyabilir” dediğine bakmayın siz. Temsilciler Meclisi ABD yönetiminden Filistin’in tanınması BM’ye gelirse veto etmesini oybirliğiyle talep etti. AB ise zamanı gelince tanımaktan söz ediyor. 

İsrail’in seçenekleri
İsrail, Filistin’in devlet değil, devletimsi bir şey olmasını istiyor. Toprak bütünlüğü olmayan, Batı Şeria’dan Gazze’ye tünelle gidilen, su kaynaklarını bile yönetemeyen, başkenti göstermelik olarak bile Kudüs olmayan ve mültecilerin geri dönüş hakkının unutulduğu bir yapı. Yavan bir salata değil de soslu bir salata. Bu şartlar altında ne olur? Çoğu devlet Filistin’i sınırlarıyla birlikte tanırsa, Filistin de ‘devlet’ olduğunu ilan eder ona göre davranmaya başlarsa, İsrail’in birkaç seçeneği var: 1) Hiçbir şey yapmamak, “Nasıl olsa her şeyi ben kontrol ediyorum” diye düşünmek. Ama bu durumda dünyanın tepkisiyle karşılaşmak ki, zaten alışık olmadığı bir durum değil. 2) Ya da “Vay benim orada yerleşim adındaki kolonilerimde paramiliter vatandaşlarım var, onları korumam lazım” diyerek tüm Filistin’i yeniden işgale kalkışmak. Mavi Marmara’daki tutumu göz önüne alınca, İsrail’in bu yolu tercih edebileceği söylenebilir.
Ama ne olursa olsun, gelecek yıl, Filistin meselesinin bugüne kadar denenmemiş yöntemlere açık olacağı bir yıl olacak.