Bir ara yüz mümkün mü?

İnternet birçok olanağı da beraberinde getiriyor. Çağdaş sanatta önemli bir dönüm noktası olarak görülebilecek wwww.arayuzgaleri.com, teknoloji ve kültür başlığı içinden bir arayışın neticesi.
Bir ara yüz mümkün mü?

Modern teknolojiye güvenebilir miyiz? Yoksa onu sadece kullanır ve aslında bir gün gelip bizi kullanacağından için için ürker miyiz? Modern teknolojinin, örneğin bilgisayarların, internetin bireyleri özgürleştirme potansiyeli gün geçtikçe artmakta mı? O yüzden mi internetimize dokunurlar? Bizlerin, yeni teknoloji ve kaynakları ekolojik bir açıdan, yani doğanın dengesini gözeterek kullanarak organik ve hümanist bir hayat yaratmamızdan tedirginlik duydukları için mi? Bugün teknoloji, iki başlı bir devden farksız o yüzden. Devin bir yüzü otoriter diğer yüzü ütopik derecede demokratik... 

Teknoloji ve kültür 
İnternetin sağladığı giriş kolaylığının sınırsızlığı bu demokrasiyi besliyor, öte yandan bu sınırsızlığa sınır getirmek isteyenlerin iştahını açıyor... Şüphesiz böyle bir manzara karşısında kültür ve teknoloji ayrılmaz birer ikili... Çağdaş sanatta alanların daraldığından ve o alanlara hakim duruşların tekilliğinden şikayet ettiğimiz şu günlerde, arayuzgaleri.com işte bu ikiliyi birbirinden ayrı düşünmeden, sanatı hür bir atmosferde hür bir imza altında teşhir etme çabasıyla bir bakıma evet sanal ama organik bir alternatif dünya yaratıyor. Ve önce sanal olarak örgütlenen bu dünya, şimdi fiziksel olarak Çukurcuma’da bir galeride, Hayaka-artı’da izleyicinin karşısına çıkıyor. Derya Yücel’in küratörlüğünde... Daha basit bir şekilde anlatmam gerekirse... arayuzgaleri.com yaklaşık bir yıldır var olan bir site. Bu siteye isteyen herkes sanat üretiminden örnekler yükleyebiliyor, istediği isim ya da rumuzla... 

Bu yüklenen işler arasından Yücel’in yaptığı seçki, şu sıralar Çukurcuma’da yer alan galeride sergileniyor... Bu sergide geçtiğimiz baharda düzenlenen 1.Rotary sanat yarışması finalistlerinden Ozan Gezer’in pentürü, Ankaralı heykeltıraş Esra Sağlık’ın objeleri, Kutlu Gürelli’nin el örgüsü ‘Willendorf Venüsü’, Kıvılcım Harika Şeydim’in videosu, Ercan Vural’ın ışıklı işçi tulumu ,‘Bacak’ kod adlı Hakan Selçuk’un ‘kedifare’ yerleştirmesi dikkat çekiyor. Bu önce sanal ve sonradan fiziksel ortama taşınarak devam eden galeri projesi yetkilileri galerinin oluşum sürecini şöyle anlatıyorlar: 

“Sergiye katılım için çağrıyı sadece sosyal ağlar ve mensuplarının ilgili olabileceğini düşündüğümüz kurumlara e-posta atarak yaptık. Evet, bazen spam’e de düştük. Yüksek sayıda bir katılım oldu. Türkiye’nin farklı şehirlerinden, farklı ülkelerden ve kıtalardan işlerini yükleyen sanatçıların kimileri hep anonim kalmayı, kimileri takma isimleri, kimileri de gerçek isimlerini kullanmayı seçti. Burada belki gözden kaçırılmaması gereken nokta, bütün seçim sürecinin ortada olmasıydı. 

Yeni keşiflerin yolu açık 
Siteye giren herkesin görebileceği açık portfolyo uygulaması geleneksel sergi hazırlama süreçlerine gerçek bir alternatif olarak başarıyla uygulandı.”
Derya Yücel’in şeffaf seçkisiyle oluşturulan fiziksel sergi ise proje yetkililerinin “İmajlarıyla var olan işler fiziksel ortama/galeriye taşındığında ne oluyor?”sorusuna yanıt arıyor. Arayuzgaleri.com’cuların da bu soruya kesin bir yanıtı yok. Hatta kafalarının karıştığını itiraf ediyorlar: “Süreç tersyüz edildiğinde, sanat yapıtıyla doğrudan karşılaşma olanağına sanal ortamdan yola çıkarak varmak iki yönlü bir geçişkenlik sağlar mı? Bilmiyoruz. Bizim de kafamız karıştı ama sürprizli bir süreci yaşadığımız kesin.” 

Arayuzgaleri.com, ara bir alan yaratma çabasının yanı sıra, çağdaş sanat dünyasına yeni isimler de armağan edecek gibi görünüyor. Yeni isim keşfetme derdinde olan koleksiyoner ve galericilerin bu anlamda işini kolaylaştıracak. Ara alandakiler, yer üstüne çıkacak belki takma isimlerinden vazgeçerek belki onlara bir yenisini daha ekleyerek... Mühim olan birilerinin var olan yüzlere alternatif bir yüz arama, örgütleme ve bunu bir bakıma hür bir alemde, internette yapmaya çalışması...


Rampa’da masal odası
Geçtiğimiz yıl düzenlenen Akbank’taki Günümüz Sanatçıları sergisinde belki de en çok onu merak etmiştik. Lars Von Trier’vari video filmini uzun uzun izlemiştik. 1981 İstanbul doğumlu Deniz Üster, lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Resim dalında yapmış. Daha sonra Sabancı Üniversitesi’nin Görsel Sanatlar programında yüksek lisansını tamamlamış. Ardından ikinci yüksek lisansını yapmak üzere İskoçya’ya, Glasgow School Art’a gitmiş. Üster, Temmuz’un 16’sına kadar Rampa galerisinin cadde üstündeki ikinci mekanı Proje odasında konuk. Sergisi ‘Davetli ve Gönüllü’yle. ‘Davetli ve Gönüllü’de yine acayip masalsı ve hatta destansı bir ortamın detaylarıyla karşı karşıyayız. 

Mekanik bir çift tahta bacak, tahta bir arabadan boşaltılmış ve dağılmış elmalar, bozuk İngiliz paralar gibi... Üster, Firdevsi’nin Davetname’si ve Malayalam folklöründen bir karaktere referans vererek kurgulamış bu sahneyi. Ama egemen kılmamış... Lars Von Trier gibi diktatör değil bu anlamda... Kendi dünyasını, en keskin detaylarıyla izleyiciye kabul ettirme savaşı vermiyor. Bilakis elmalar, tahta araba, sensörle çalışan mekanik ayaklar, sizin giydirmenizi bekleyen oyuncaklar gibi rollerini ve metinlerini sizden bekliyorlar. Üster bu anlamda çok etkin. Gücü, belli bir mitos anının değişik destansı aksesuarlarına başvursa da izleyicinin kendi mitosuna kendisinin karar vermesini engellememeyi başarmasında...

.