Bir tür aydınlanmak için

Rüçhan Şahinoğlu'nun dokuzuncu solosu Galeri Apel'de açıldı. Dışarıda başlıklı sergi, kamusala karşı özelin yanında. Hepimize de bunu nasihat ediyor. Sergi 3 Aralık'a kadar görülebilir
Bir tür aydınlanmak için

Rüçhan Şahinoğlu, uzun bir aradan sonra solo sergisiyle yine Galeri Apel’de... Sanatçıyı, 1990’ların yarısından itibaren Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli kentlerinden İstanbul’daki kendi adresine gönderdiği kent manzarası kartpostallarıyla (gönderen: Rüçhan Şahinoğlu) hatırlayacaksınız. Posta sanatı akımının Türkiye şubesi olarak o gün bugündür anılan Şahinoğlu, yeni sergisini ‘Dışarıda’ olarak adlandırmış. Yapıtlarının temel izleği olarak ifade ettiği ‘iletişimsizlik, yalnızlık ve yabancılaşma’ kavramlarını bu kez ‘kentsel ortam’a taşımaya karar vermiş. 

Sanatçı, Galeri Apel’deki son solosunda ‘Solgun Doğa’ başlığı altında gençlerle çiçekleri özdeşleştirmiş. Solgun çiçek resimleri aracılığıyla bütün genç ölümlerine gönderme yapmıştı. Solgun çiçekleri, ölümü, ölümlülüğü anlatıyordu. Dışarıda sergisinde çiçeklerin yerini insansız sokaklar, bina cepheleri, elektrik trafoları ve çoğunlukla sokak lambaları alıyor. 

Son dönem resimlerinin temel ikonografik unsuru olarak ilan ettiği bu sokak lambaları sanatçıya göre “Kentin hızlı, gürültülü, hırslı akışının adeta sessiz birer tanığı”. Çektiği yüzlerce kent fotoğrafını harmanlayarak ‘özgün kent görünümleri’ elde eden sanatçı, “Artık herhangi bir yer olmayan, yalnızca zihinsel kurguların ürünü olan kent imgelerine dönüşen yeni manzaralar” oluşturmuş. İnce bir işçilikle, akriliğin de verdiği gayrişahsilikle boyanmış bu sokak lambaları, elektrik kabloları, bina cepheleri resimleri, ilk bakışta çağdaş Türk resminde Nur Koçak’ın foto-realizminin mirasçısı gibi görünse de fotografik imgeyle aşık atmayan bir anlayışı benimsiyor. 

Aydınlatmayan lambalar 
Fotografik imgeden hareket etseler de ondan kopup tamamen ona bakan zihnin gerçek olanla ilişkisini gevşetmeyi deniyorlar. O yüzden bu sergideki sokak lambaları aydınlatmıyor. 

Derin ya da keskin gölgeler inşa etmiyor. Korkutucu değil bir tür dingin, terapik bir atmosfer yaratıyor. Ya da bina cepheleri, mekâna, yapıldıkları döneme ilişkin bilgi vermiyor. Kenti kuşatan, karga, serçe ve kumruların gezi alanı elektrik trafoları da öyle. Kamusal ve özel ayrımının doğal olarak plastik ve sosyal olarak hissedildiği bu insansız kent görünümlerinde, insana tepeden bakan lambaların, trafoların onlara birer resimken bakacak izleyiciye göre insansı bir ölçeğe bürünmeleri, bu resimlerin aslında ‘insan’lı tarafları. Böylelikle kamusal şeyler olan sokak lambaları ya da elektrik trafoları, özel şeyler olma yolunda ilerliyor. Kamusalın otoritenin ya da iktidarın baskıcı aygıtı olarak özel alana tecavüzden kaçınmadığı hayat koşullarında ‘Dışarıda’ sergisi, özetle özel olanı savunuyor. Sokaktan geçen her birimize direnç, sabır ve sükünet telkin etmeyi bir borç bilerek...