İyi ki doğdu Hafriyat Karaköy!

Hafriyat Karaköy, 1 Mayıs?ta bir yaşına bastı. İlk yıl, macera daha yeni başlıyor dedirtti. Özerklik talebi olan tüm kültür işçileri ve sanatçılar olarak önümüzdeki maçlara bakmaya devam edeceğiz
İyi ki doğdu Hafriyat Karaköy!

?Siyasi Afişler? sergisi Hafriyat Karaköy?ün siyasi reflekslerinden ilkiydi. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

Türk resminin özgür icracılarından oluşan Hafriyat gurubunun açtığı Hafriyat Karaköy, 1 Mayıs’ta bir yaşını doldurdu. Grup, bir yıldan beri mekanı aracılığıyla özgür üretimin imkanlarını araştırıyor, bağımsız olmanın mümkün olup olmadığını tecrübe diyor. Aslına bakarsanız, bütün bir çağdaş sanat sahnesi, bir yıldır, soluksuz, tuttuğu takımın kazanmasını isteyen bir taraftar gibi; kimi zaman öfkeli kimi zaman şefkatli ama mutlaka taraf, bu maçı izliyor. Çünkü varolan sanat sisteminin dışında özerklik talebi, aslında tüm çağdaş sanat sahnesinin kaderi açısından belirleyici. Bu, tüm bu sahnenin kültür işçilerinin de talebi...

Tam bağımsızlık gibi radikal, hatta ütopik bir taleple açılan kurumun, ev sahipliği yaptığı sergilerin her biri bu anlamda birer sınav niteliğinde. Hafriyat Karaköy’ün, Türkiye’nin gündeminden, hiç de uzağa düşmeyen kendi takvimini izlemek, neo-liberal politikaların tikelden genele geçiş düzlemini takip etmek için ideal. Bu anlamda kimi zaman gündeme yenik düşerek kimi zaman gündemin kendisini oluşturarak bir yıl boyunca ticari galerilerin ve kurum mekânlarının kuşattığı çağdaş sanat sahnesinde alternatif bir mekân olmanın mücadelesi üzerine bunu izleyen aktif bir izleyici olarak söyleyecek çok söz var. Tüm bu mücadelede alınan darbeler de sponsorlar da (sergilerdeki teknik donanım için özel bir beyaz eşya firmasından, serginin korunması için özel bir güvenlik şirketinden düzenli sponsorluklar alındı) ister istemez ortaya kendine özgü bir sivil mekan oluşumu modeli çıkarttı. Bu kendine özgü model, aksayan yönleriyle, arzularıyla çelişen eylemleriyle ya da eylemleriyle çelişen arzularıyla her anlamda incelenmeye değer...

Bir yıllık sergi takvimi boyunca Hafriyat Karaköy’de, Hafriyat grubunun kendisinin hedeflediği gibi anti-özgürlükçü, pazara direnmek isteyen tüm sanatçılara öncelikle sokak sanatçılarına mekanın kapısını araladı. Oluşum, sokağın özgür icracılarına ev sahipliği yaparak burjuva kamusal alan kavramıyla olan derdini, öncelikle, bu alanla en geçinemeyenleri ağırlayarak ilan etmiş oldu. Bir yandan da, her türlü meta yapıt kavramının da sorgulanması gerektiği vurgulanıyordu. Burjuva kamusal alan kavramının ve bunun özel alanla ilişkisinin bu coğrafyaya özgü kendine mahsusluğu, bu kendine mahsus modelle savaşma tekniklerinin de ne kadar yaratıcı, aynı zamanda ne kadar vasat olabileceği üzerine bir yol haritası serecekti.

‘Allah Korkusu’
‘Siyasi Afişler’ sergisi, Hafriyat Karaköy’ün aynı zamanda Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin refleksler geliştireceğinin ilk sinyallerini verdi. Bunu ‘Allah Korkusu’ sergisi, tamamen doruğa çıkardı. Ve serginin başına gelenler, kamuoyunun sergiye ilgisi hatta bir anlamda müdahalesi, kolektif oluşumu, belki planlamadığı ama kesinlikle müdahil olduğu bir kurgunun içine soktu. Oluşum, güvenlik endişesiyle, valilik gibi resmi makamlarla birlikte aynı zamanda sivil güvenlik koruma görevlisi tutarak bir anlamda gündelik lejyonerlere başvurdu. Aynı sergi sırasında, sergilemek üzere seçtiği yapıtların bazıları, ‘tehlikeli olabilir’ diyerek keyfi bir sansür anlayışıyla gösterilmedi. O güne kadar herhangi bir küratör-seçici görevi kendine biçmemiş olan Hafriyat grubu üyeleri , böylelikle prensiplerinin tam aksini kendilerine rağmen pratik etmiş oluyorlardı. Anti/hiyerarşik örgütlenme biçiminin tersi yönde gelişen bu tavizler karşısında, en çok tuttuğu takımın kazanmasını, ayakta ve bağımsız mücadele etmesini isteyen taraftar hayal kırıklığına uğrayacaktı.

‘Münferit’ sergisi için 19 Ocak grubu, 19 Ocak’ta Hrant Dink’in ardından diğer kayıpların hesabını teker teker sormak için Karaköy’e yerleşti. Lakin bu kez, kamuoyunun ilgisizliğinin de etkisiyle sergi tasarlandığı gibi kayıpların da birer yüzü olduğunu, kayıp yakınlarıyla birlikte gösterip bir platform gibi işleyerek hayatla kavuşamadı. Cumartesi anneleriyle çoğalamadı... Bir matem anıtı gibi sessiz ve yalnız kaldı. ‘Makul’ sergisi, cinsiyet politikalarından muzdarip özgür icracıların özgürlük taleplerinin sesi olmayı amaçlıyordu. Hafriyat Karaköy’de toplumsal cinsiyet politikalarından rahatsız sanatçılar da yer bulabilmişlerdi.

Bu, hepimizin macerası
Hafriyat Karaköy’ün ilk yılı, macera daha yeni başlıyor dedirtiyor. Biz özerklik talebi olan tüm kültür işçileri ve sanatçılar önümüzdeki maçlara bakmaya devam edeceğiz. Bundan sonrası yine hepimizin macerası... Önümüzdeki maçlarda, rakip her zamankinden daha da güçlü...

Yorgun Hafriyat Karaköy, dönüştürmeyi hedeflediği, en azından parçası olmayı reddettiği egemen kültür tarafından bir pazarlama aracına mı dönüşecek? Ya da dönüşmemeyi nasıl başaracak? Sistemle uzlaşmayanları barındırarak aslında onları sisteme, kendi elleriyle mi armağan edecek? Üyelerinin heterojenliği, sergilerin eylemselliği sürebilecek mi? Türkiye’nin siyasi gündemine karikatür dergisi hızında ve dozunda değil, eski Süper Hafriyat tadında bir estetik dille cevap yetiştirebilecek mi? İşte bunu da önümüzdeki 1 Mayıs konuşacağız.