Kıskançlıklardan ziyade zıtlıklar

Ahmet Elhan'ın manzara fotoğraflarının üzerine Esat Tekand'ın boyayla müdahaleri ortaya yeni anlamlar çıkarıyor. Bu müdahaleler de tam manasıyla Batılı

Ahmet Elhan’ın ‘Mekân/Zaman’ serisini bilir misiniz? Hemen bu seride en beğendiğim fotoğrafı hatırlatmam gerekirse: ‘Hazire’. ‘Hazire’de eski mezar taşlarından bir türbe görürüz. Bu Akaretler’den Beşiktaş’a aşağıya inerken gördüğümüze çok benzer. Fakat ışıkla yıkanmıştır. Kafamızı bu yabancısı olduğumuz imparatorluk kalıntısı mekandan biraz yukarıya doğru gezdirecek olursak apartmanlara rastlarız. Onlar daha siyahta kalır. Mezar taşları ise ışıkla yıkanmıştır. Adeta kutsanmıştır. Yeni kentin yüz vermediği önünü arkasını büfe, çöp olarak kullandığı bu emanetlere Elhan, fotoğrafı aracılığıyla kutsal halelerini geri teslim etmektedir.
Serideki bütün fotoğraflarda -ki hepsi siyah beyazdır- Elhan, ışığı dış dünyadan bağımsız bir şekilde kullanır. Bu tavrını Osmanlı’da fotoğrafın ilk kullanılmaya başlandığı dönemdeki tavrın bir devamı olarak görmek isterim. Böyle bir okumayı kendisiyle hiç paylaşmasam da, bu fotoğrafların o fotografik imgeyi hakikate yakın buldukları için boyayarak ya da süsleyerek değiştiren böylelikle gerçekten uzaklaştıran ilk Osmanlı ressam ve fotoğrafçıların işlerinin mirasıyla beslendiklerini düşünüyorum.
Elhan’ın ‘Manzaralar’ında da aynı tavrı görmek mümkün. Fakat bu kez Elhan, Esat Tekand’la bir sergi yapmış. İkili sergilerine ‘Kıskançlıklar’ demişler. 44A’daki sergide Elhan’ın manzara fotoğraflarının üzerine Tekand boya aracılığıyla resim yapmış. Bu boya resimleri dışavurumcu, birtakım jestüel müdahalelerden oluşuyor. Kendi içinde bir anlam, Elhan’ın mekânından yeni mekânlar yaratma endişesi taşıyor.
Sergi katalog yazısında Gökşen Buğra, ikilinin dilini akraba bulmuş. Uzlaştıklarını, birinin başladığını diğerinin plastik anlamda tamamladığını ifade etmiş. Fakat doğru değil. Tam tersine Elhan’ın geleneksel olanla açık alışverişteki, modern öncesiyle ilişki kuran manzarasına Tekand’ın koydukları tam manasıyla Batılı müdahaleler. Dolayısıyla ortaya çıkan bir kıskançlıklar değil, karşıtlık olmuş. Eğer Tekand, bir Batılı gibi boşluktan korkmayıp allayıp pullasaydı Elhan’ın manzaralarını, işte o zaman belki kıskançlıktan ve fatal birtakım cazibelerden bahsedebilirdik.