Önyargılarımızı sorguluyor...

Karaköy, hızla dönüşüyor. Dönüşümü tetikleyenler otel ve lokantalar olduğu kadar sanat galerileri de...

Artsumer, Mana ve şimdi de sıra Galeri X-ist’te. X-ist, bir şube de Karaköy’de açmış. İki katlı hanın (Kemankeş Mah., Han 38) daracık girişini atlatıp m Dişli’nin sergisinye ulaştığınızda karşınıza çıkan fotoğraflar, algınızla oynamayı hedefliyor. İntiba da buradan geliyor. İlk izlenimlerin ne kadar önyargılı ya da tam tersine adil olabileceği üzerine kurulu sergideki tüm imgeler... 

İlk bakışta kanlı bir kadavrayı andıran figür, aslında alçı ve çamurdan bir heykel olabilir. Bembeyaz tepelerin hemen ardından göğe doğru uzanan yeşil ağaçları algılayana kadar bunun bir kar manzarası olduğunu düşünebilirsiniz. Tepelere beyazlık verenin tuz olduğunu fark edene kadar... Ya da zemindeki ataçları tespit edene kadar oyuncak ayıyı, yerçekiminin olmadığı uzayda salınan bir astronota benzetebilirsiniz. 

Bakmanın süresi uzadıkça imgenin değişmesi; sabit bir fikre dönüşmesi, serginin konusu. Eski han duvarları, onu kaplayan fotoğraflar ve üzerine asılı çerçeveli işlerle birlikte serginin işleyişini şüphesiz kolaylaştırmış. Mekânın kendisi bıraktığı intibayla serginin daha iyi algılanmasını sağlamış. Sergideki iki imge özellikle sanat tarihinden bir kadın sanatçıyı içtenlikle selamlıyor. Kürklerin içindeki bozuk paralar ve bir çift kürk çizmeden oluşan iki fotoğraf, ünlü kadın sürrealist Meret Oppenheim’ın kürkle kapladığı çin porselenlerini hatırlatıyor. Lakin Dişli, sergideki hiçbir sahneyi tasarlamamış. Bütün kareler, tesadüf sonucu karşısına çıkanlardan devşirdikleri. Böylelikle yüzde yüz gerçekler. Dişli’nin sergisi, bu yüzden iyi bir intiba bırakıyor.