Vahit Tuna'nın sergisine neden gitmeliyiz

Vahit Tuna'nın 'Hep seyirciyiz zaten, hep seyirci olmak için biletleri kapıştık, artık seyredecek daha fazla şey var ve biletler tükenmek bilmiyor' başlıklı sergisi Tütün Deposu'nda. İşte bu sergiye gitmek için 10 neden...

1 Her şeyden önce kendisi az ve öz sergi yapıyor. En son sergisini Hafriyat Karaköy’de yapmıştı. Videosuyla göz doldurmuş, kadınların taşlanması mevzusuna duyarlı yaklaşımıyla feministlerden tam not almıştı.
2 O bir libero. Profesyonel bir sanatçı değil. Piyasaya üretmiyor. Galerisi yok. Müzayedelerde işleri satılmıyor. Bienallere 1990’larda katılırdı. Sanatın en bağımsızını yapmayı deniyor. Hayatını profesyonel grafik tasarımı işleri yaparak kazanıyor. Sanatı keyfi için yapıyor.
3 Bu serginin en büyük özelliği sanatçı tarafından didaktik hatta kör göze parmak bir sergi olarak tasarlanmış olması.
4 Tophane’de yaşanan rant krizine göz kırpan Tütün Deposu’nun üzerinde asılan sergiye ait ‘Satılık Bina’ afişi daha siz sergiyi görmeden sizi karşılıyor. Birkaç emlakçı, konuyla çoktan ilgilenmiş bile!
5 Her bayramda bayrak asmaktan yorulmuş olmalısınız. Önce bayrağı aramak bulmak. Sonra iplerinden pencerenizden sallandırmak. Hele hava kötüyse. ışte bu sergide buna bir çözüm var. Vahit Tuna tasarımı uzaktan kumandalı Türk bayraklı store perdeler için sanatçıya, perde siparişi veren çok olmuş fakat sipariş verenler 20th century fox jenerik müziği yerine Tarkan çalsın istiyorlarmış.
6 Keyfine göre bir sergi ortaya çıkaran Tuna’nın ‘Kelebekli Manzara’sı Dali’ye gönderme. Korku odası ise Frank Oz’un filmine...
7 Girişteki Atatürk’ü andıran Anthony Hopkins heykelinin mazisi 1995 yılına dayanıyor. O yıl eliyle yaptığı Atatürk resimleriyle Günümüz Sanatçıları sergisine başvuran Tuna, resimlerin tekniğinin
yetersiz olması nedeniyle reddedilmişti. Umarız bu Hopkins heykeliyle, çağdaş Türk sanatında Atatürk’lü işlerin bir sonu da gelmiş olur. Bir devir de böyle kapandı, deriz.
8 Sanatçı, bu sergisinde ne politik ne de politik doğrucu olmaya özenmiş tamamen kişisel olmaya öncelik vermiş.
9 Bu serginin keyfiliği, sanat piyasası ve değerlerini ister istemez görünür kılıyor. Piyasanın değerleriyle çatışmadan ona teslim olan sanatçıların üretimleri üzerine düşündürüyor.
10 Tuna’nın ikinci kişisel sergisi birincisinden daha kişisel olduğu kadar daha da müzikal.

Mühim bir ‘Mühimmat’ sergisi
Birinci Uluslararası Mardin bienalindeki şeffaf sandalıyla keşfettiğimiz Erdal Duman, ilk kişisel sergisiyle ıstanbul’da. 2 adet kaleşnikof, 1 adet top arabası, 1 adet bomba, 3 adet tank ve dahasının bulunduğu serginin genç sanatçısı, savaşı çağrıştıran tüm nesneleri galeriye taşıyarak savaşın temsil ettiklerini araçları üzerinden sorguluyor. ‘Mühimmat’ sergisi 19 şubat’a kadar Artsumer Galerisi’nde. 

Sergi savaş ve barış üzerine mi?

ınşa ettiğim bir savaş uçağının, tankın ya da bombayı görenler hemen neden bu nesneler diye soruyor. Ben bu soruyu soranlara tekrar bu soruyu sormak istiyorum. Kavram ve nesne ilişkisinde nesneyi sonradan ortadan kaldırarak bir enkaza dönüştürüyorum. Artık ne türden bir kavram gelecekse bu enkazın üzerine binsin. Bu savaş da olabilir, barış da... 

Sergide yer alan nesnelerin bombanın, uçağın geçirgen olmaları onları ne kadar gerçeğe yaklaştırıyor?
Bakışlar karşı tarafa bir şeylere temas etmeden de geçebilir. Ama bakışları yakalaması için neon renklerle donatılmış. Parlak ve gözleri alacak şekildeler. Onlar da diğer savaş nesneleri gibi haz verirler. Çünkü gerçeğinden koparılmışlardır. 

Peki gerçek mevzu savaş olunca bir kurguya mı dönüşüyor?
Her zaman tanık olduğumuz savaş görüntülerinden gittiğimizde ya da yakın bir tarihte tanık olduğumuz körfez savaşının imajlarını düşündüğümüzde ne kadar gerçektiler diye sormak mümkün. Hatta baudrillard bu savaşı “Körfez savaşı yaşanmamıştır” cümlesiyle vurgular. Bu cümlenin refere ettiği varsayımı düşündüğümde binlerce insanın öldüğü savaştan çok izlediğim görüntülerin gerçek olup olmadığıdır. Acaba tüm yaşananlar bir kurgu muydu düşüncesi bile gerçeğine bir türlü ulaşamamaktadır.