Bu maçı unuttuk, önümüzdeki maça bakıyoruz

Abdullah Avcı'nın takımı, ligin tepesindeki beşli için, kimle oynamak istemezsiniz sorusunun en muhtemel cevaplarından biri. Düne kadar ilk beşe hiç yenilmeyen tek takım ve oyun olgunluğu her zaman üst seviyede.

Abdullah Avcı'nın takımı, ligin tepesindeki beşli için, kimle oynamak istemezsiniz sorusunun en muhtemel cevaplarından biri. Düne kadar ilk beşe hiç yenilmeyen tek takım ve oyun olgunluğu her zaman üst seviyede. Buna karşın onlarla bu dönemde oynamak da hiç fena fikir değil. Ekstra bir motivasyonları yok, düşme havliyle saldırgan olmayacaklar, sadece kendi oyunlarına yatırım yapacaklar. Bence Galatasaray'ın da aklında bu iki nokta vardı maçın başında. Galatasaray'ın derken, Cavit Hoca'nın emeğine haksızlık etmeyelim ama galiba meçhul birilerinden bahsediyoruz. Çünkü bu takımın taktik bütünlüğünü kim sağlıyor, hâlâ anlayabilmiş değiliz. Olimpiyat Stadı'nda bunu daha iyi anlayacak halimiz de olmadı. Çünkü bu sefer tek forvetli, Hakan Şükür'süz bir onbir vardı sahada ve bu sezon belki de ilk defa böyle görüyorduk Sarı-Kırmızılıları. Bu yüzden lig sonunda bir açıklama talep edelim diyorum. Şampiyonluk ya da başarısızlık, bakalım bu mirasa kim sahip çıkacak.
Yine Sarı-Kırmızılılar kipinde düşünmeye devam edelim. Aslında gelecek haftaki Kıyamet Günü maçı için iyi bir hazırlık olabilirdi dünkü karşılaşma. Fakat rakip beklenenden çok daha kötü çıkınca iyi bir prova olmadı sayılır. Gol beklenenden erken gelince hesaplar pek oturmadı. Yine de iyi veriler vardı. Galatasaray top rakipteyken daha hevesli bir ekip ve 'akıncılar' rolünü çok daha iyi oynuyor. Bunu dün de çok iyi gösterdiler. Hem şunu da anlamış olduk, hep fragmanlar şeklinde oynasa da, görüldü ki Lincoln, Alex'in mevkiinde daha verimli ve ileride olunca kötü olduğu bölümlerde de daha zararsız. Ayrıca orta saha Lincoln'süz bir dörtlüden oluşunca çok daha dinamik.
Bu sayede ligin en iyi top yapan takımlarından birine neredeyse maç boyunca iki pası bir arada göstermediler. Nitekim İstanbul BB maç boyunca kendi oyununu çok az oynayabildi. Kaleye tek şut atmadan, hatta şut girişiminde bile bulunamadan kapadılar ilk devreyi, ikinci devrede de durum pek değişmedi. Tabii bunda ataklarda stratejik rolü olan Necati'nin içinde bulunduğu psiko-dinamiklerle baş edememesinin de etkisi büyüktü. Çıkana dek her topu ezdi, kapris ve mutsuzluk yumağı gibi homurdandı, durdu.
İkinci yarıda 60 geçilinceye dek yeni bir senaryo çıkmadı. Lincoln'ün golü tam işler tehlikeye girebilecekken gelince oyunun haritası da çıkmış oldu. Necati ve İbrahim'in yerine Adriano ve Sertan'ı daha erken almalıydı Abdullah Avcı. Belki de harcamak istemedi oyuncularını, lakin üç değişikliği yapıp bitirdiğinde artık değişim için çok geçti. Aslında son yirmide oyun çok daha ritm kazandı. Aydın ve Sertan daha bir akıcılık kazandırdı takımlarına. Lakin Hakan Şükür'ün golüne rağmen Galatasaray'ın rölantiye geçtiği bu periyodu değerlendirmeye almamak lazım. Çünkü konuk ekip çoktan gelecek haftanın stratejilerine başlamış gibiydi.
Haklılar. Bu ligin tartısı asıl olarak gelecek hafta kurulacak.
NOT: Galatasaray'ın öyle bir yedek kulübesi vardı ki dün, nerede patlayacağı belirsiz, saatsiz bir bomba gibi. Hakan Şükür, Hasan Şaş, Nonda... Kenarda mı daha tehlikeliler, yoksa sahada mı ve bu tehlike çanları kimin için çalıyor? Hepsi tartışılır.