'Damat'a kaptanından beşibiryerde

Fenerbahçe evinde, ligde kendisini en son yenen takım olan Ankaragücü'nü 'altı'layarak son haftaya lider girdi. Maçın yıldızı, beş gol atan Alex'ti.

61 yıl önce dün, taze başbakan Churchill’in ağzından şu satırlar döküldü. “Size kan, ter, emek ve gözyaşından başka vaat edecek bir şeyim yok.” 2. Dünya Savaşı’nın ortasında İngiltere halkına başka ne söyleyebilirdi ki? Zaferin gelmesi için önce bu aşamaları geçmek zorundaydılar. Geçtiler de...
Sezon başında Aykut Kocaman, geçen seneki travmadan birkaç ay sonra belki de benzer bir konuşma yaptı. Adeta yıkımdan çıkan bir kulüp vardı ve her şeye neredeyse sıfırdan başlamak durumundaydı. Başladı ve sonuna kadar da ulaştı. Dün akşam artık o emeğin, gözyaşının, terin ödülü için çıktılar sahaya. Şampiyonun belirleneceği son haftaya girmeden önce tribünleri boşluksuz dolduran seyircisini bir sene sonra yeniden zafere inandırmış olmanın gücüyle...
Yine de motivasyon-stres paritesinde baskın gelen ilki oldu. İlk 15 dakikada hiçbir varlık gösteremedi Fenerbahçe. Bunda Ankaragücü’nün rahat ve akıllı oyunu da etkiliydi. Kadıköy’deki hafakan ruhunu en belirgin kılan şey 22. dakikadaki ardışık iki ataktı. Fenerbahçe ilk kez kombine geldi ama son vuruşu yapan Selçuk’un ayakları dolandı. O atağın dönüşünde Uğur tek başına bindirdi ve defansa çarpan ortası az daha gol oluyordu. Umutsuzluk hortlayacak, tam her şey siyaha kesecekti ki penaltı kararı geldi. 26’da Alex’in golü Saraçoğlu’nda resmen topraklama etkisi yarattı: 1-0. İşte o rahatlama hemen ardından etkisini gösterdi. Bu sefer 29’da daha net gözüken bir penaltı düdüğü çaldı Çakır. Bu penaltı düdüğü değil şenlikleri başlatan işaretti aslında. Artık 10 kişi kalmış rakibi karşısında Alex tereddüde yer bırakmadan vurdu: 2-0. 45’teki kontratakta Niang kaleyi bularak devreyi bitirse maç için yeterlilik kararı verilmiş olurdu.
Yine de ikinci devreye pek bir şey kalmadı. Nitekim 47’deki üçüncü penaltı geldi ve Alex bunu da aynı köşede infaz etti: 3-0. Böylece hem Alex, hem penaltılar, hem de masa başı ligi hattrick yapmış oldu. Bu skorla maç o anda bitti ve ‘çalsın sazlar’ modu başladı. Sahada ise prosedür uysun diye oynanan bir karşılaşma vardı. Yine de doymadı lider. Önce 74’te Bekir Messi’liğe soyundu: 4-0. Ardından Alex 83’te attığı firkikle şımarmayı hak etti: 5-0. Maç bittiğinde hâlâ Alex golü izliyorduk: 6-0.
Bundan 4 sene önce dün 100. yıl şampiyonluğunu kutluyordu Fenerbahçe. Denizli’deki büyük travmanın ardından, bütünleşmeyi başarıp şampiyonluk kupasını kaldırmışlardı. Şimdi yine o eşikteler. Bir sene önce tarih travmatik bir şekilde yineledi kendini. Ama yine toparladılar. Bakalım Sivas ellerinde saz hangi ‘tekerrür ezgisini’ çalacak? Aşık Veysel’den “Bilmem hayal miydi yoksa düş müydü/Gönül arzusunu buldu bu gece” mi, yoksa Mahsuni’den “Bu da gelir bu da geçer, ağlama” mı?
NOT: Dün akşamı bir ‘tribute albüm’le bitirelim. Dün Kadıköy’de ve Trabzon’da bir karnaval yaşandı. İki takım taraftarı da bu muhteşem sezon için şükranlarını sunmaya gitti stada. İyi de oldu. Sondan bir önceki hafta, içeride oynanan son maçta, henüz hiçbir şey belli değilken müteşekkir olmaktan güzel ne olabilir? Son hafta kaosundan önce bunu hak etmediler mi? Hiçbir şey değilse bunu.

.