Efor yetmiyor IQ da lazım

Dakika 60. Skor: 2-0. Koşu mesafelerine bakarsanız muhtemelen Fenerbahçe ve Marsilya üç aşağı beş yukarı aynıdır...

Dakika 60. Skor: 2-0. Koşu mesafelerine bakarsanız muhtemelen Fenerbahçe ve Marsilya üç aşağı beş yukarı aynıdır. Sahada basmadık yer az. Peki maçı kazanmaya yeter mi? Yetmezmiş. Zaten daha ilk dakikadan itibaren, skor üstünlüğünden sonra da endişe veriyordu Sarı-Lacivertliler. Peki nasıl önce 2-0 oldu, sonra da 2-2? Sadece daha çok koştuğu, mücadele ettiği için değil, yeteneği diriliğe katık ettiği için öne geçti Fenerbahçe. İkinci golün asistçisi Topuz’un yalnızca dinamizmiyle değil Alex’in kafasına kondurduğu pası yapınca skor geldi. Ya da Hasan Ali Kaldırım’ın yeteneği, ama bir o kadar da Caner’in zoru seven yapısıyla. Ama bunları yapamayınca da ellerinden kayıp gitti. Sadece koşarak olmuyor diyor ya yanda Burak Kuru. Hakikaten öyle. Futbol sadece kaybedilen tere endeksli bir oyun değil. Eforlu IQ testini geçeceksin. Ancak o zaman oluyor.

Gene evinde bir Avrupa Kupası maçı daha kazanamadı Kocaman. Peki, ligde evinde hiç yenilmeyen bir takım Avrupa’da niye başaramıyor? Çünkü ligdeki ‘Maçın başında tempo yap, hızlı ve çabuk ol, seyirciyle birlikte rakibi baskıya al’ formülü Avrupa’da aynı şekilde gelişmiyor. Yükseldiği söylenen tempo zaten Avrupa’nın önde gelen takımlarının standart temposu. Hız ve çabukluk zaten var. E seyirci baskısı da bazı takımlara sökmeyince durum bir anda eşitleniyor. O yüzden maç öyle başladı ki sanki atan galip bölümüne geçtik. Ortalık çift taraflı pozisyondan geçilmiyor. Sonu da böyle olunca kaza kurşunu geldi vurdu işte. İlle de bir şeyden mutlu olunacaksa onun adresi belli: Susmak bilmeyen taraftar.

2-0’dan sonra geçilen ‘karşılayan modu’ kabul edilebilir. Sorun aynı durumu skor berabereyken de yaşamak. İki golden sonra atı almışsın, Üsküdar ufukta, tabii ki çekilirsin. Artık efor ve yetenekten çok akıl lazım. 82’deki Valbuena golüne dek fena idare etmediler. Çok az pozisyon buldu Marsilya. Ama 2-1’den sonra el yürekte, taşikardiyle geçti. Gol de bu yüzden geldi. İki pası bir arada göremediler. Hem takatten düştüler, hem de rasyonalite azaldı. İlk maçı kazanmak önemliydi. Başaramadı Fenerbahçe. Bu grupta zoru kolay yapmanın ilk adımı buydu. Evinde kazancaksın. Hele de böyle bir maçı.

NOT: Aslında yarın Fransız basınına yazmak vardı bu yazıyı. Teknik adam Baup 11’e Gignac, Jordan Ayew, Cheyrou’yu almamış. Ne güzel giydirirdik. Mösyö mösyö, sen Avrupa maçında nasıl bu adamları oynatmazsın. Ben olsam önce onları yazar sonra kadroyu 11’e tamamlardım. Yetmez bir de Hakan Ünsal tespiti yapalım: 40’ta oyuncu değiştirdin, hem formda N’Diaye’yi alt üst ettin hem de Cheyrou’yu. Ne kazandın peki. Rien! Neyse ki aklın başına geldi de beraberlik geldi.