Emmanuel Emenike: İkinci zafer haftası

Spor Toto Süper Lig'de lider Fenerbahçe, haftanın açılışında Gaziantepspor'u, geçen hafta kendisini zafere taşıyan Emenike'nin 2 golüyle 3-1 yendi. Sarı-Lacivertlilerin diğer golü Sow'dan gelirken, Antep'in tek sayısını Stiliç kaydetti.

Biri şu soruları cevaplasın lütfen. Üç İstanbullu’nun diğer ikisi deplasmandayken, neden Fenerbahçe maçı cuma günü oynatılır? Yetmez neden aynı kulübün Avrupa’da çok önemli bir basketbol maçıyla aynı saate konur? Sorular bitmiyor. Son on yılda Fenerbahçe sadece iki kez gündüz maçı oynamış. Bunu makul bir nedenle açıklayabilen var mı? Hani bu sezon Gezi ve alkol korkusuyla gündüz oynanacaktı maçlar? N’olurdu bu maç İstanbul’u felç edeceğine yarın gündüz oynansa? Sezon başından beri 13. ‘Üç İstanbullu’ maçı bu. En erken başlayanı akşam 7’de! Neden gündüz maçı sözü verdiniz o zaman? Boşa soruyoruz. Belli ki bu fikstürü yapanlar da ODTÜ’nün ortasından yolu geçireceğim diye inatlaşanlar kadar ‘samimi’!
Ya sabır çekelim ve maça geçelim. Oyun sallapati başladı. Her anlamda. Fenerbahçe iyi pas yapamasa da iyi ve diri pres yapıyordu, rakipte ise hiçbiri yoktu. 5’te Egemen’in kafasıyla açılan pozisyonlar, çok geçmeden golü de getirdi. Rakip Gaziantepspor ilk kez 13’te kafayı kaldırıp orta sahayı geçti. Dakikası dolmadan da bağıra çağıra gelen golü yedi. Alper Potuk paldır küldür zorladı ve pozisyonu yarattı, Emenike de (hafif ofsayttan da olsa) golünü attı. Sonra oyun tatile çıktı. Koşturdular, itiştiler falan. Rakip o kadar az zorluyordu ki, Fenerbahçe’nin de, tribünlerin de hevesi kaçtı. 33’te Kuyt’ın ofsaytta vurduğu kafaya dek maçta çıt çıkmadı. 39’da evlere şenlik bir gol daha yedi Gaziantepspor. Yedi diyorum, çünkü gol öncesinde ceza sahası içinde fink atıyordu Fenerbahçe. Üst seviye hangi ligde gol öncesi ceza sahasında beş pas yapabilen takım var ki? Devreye bir tane daha sığdırabilirdi ev sahibi. Olmadı.
Yeni devreye Gaziantepspor oyuncu değişikliğiyle başladı. Defansta çok hata yapan kaptan Şenol çıktı, Binya girdi. Ne değişti peki? Olduğu kadar işte. Maç hangi anda biterse razı gibi görüntüleri attıkları gole dek devam etti. Düşünün konuk ekip 63’te maçın ilk pozisyonunu Traore yakaladı. Ardından bir de 65’te Cenk denedi. Ama tribünde yüreği kalkan kimse yoktu. Ta ki son 15 dakikaya kadar. Tıpkı Galatasaray maçında olduğu gibi son anlarda bir gol buldu Gaziantep. Tam da 74’te Sarı-Lacivertliler ardışık pozisyonları harcadıktan sonra, oyuna sonrada giren Stilic güzel bir gol attı: 2-1. Bu sayede son bölümde biraz gerginlik ve heyecan arttı. 84’te Antep golü ofsayta takıldı. Sonrasında da 85’te perdeyi kapatan gol Salih’in nefis asistiyle Emenike’yle geldi. On dakikalık sıkıntı dışında güle oynaya kazandı Fenerbahçe. Son bölümün güzelliği ise basket takımının Barcelona galibiyeti duyan tribünlerin Obradoviç diye bağırmasıydı! 

NOT:
Kaç kere yazdım, kaç kere söyledim. Gene yazarım, gene söylerim. Bu memleketin en karakterli şehirlerinden birinin takımı bu kadar silikleştirilemez. Kadıköy’de deplasman tribününde toplam 10 Antepli ya var, ya yok. Sahadaki takım, geleceğin gençleri dediğimiz isimlerle dökülüyor. Kenarda Bülent Uygun var! Ve on yılda Dortmund’u kuracak kadar parayı heba edip parasızlık çekiyorlar. Birileri bunun vebalini ödeyene dek yazmaya devam etmek lazım. ‘Yapanın yanında kalır cumhuriyeti’nde tek çare bu. Bari unutmayalım, unutturmayalım.