En kötü şer ehven-i şerdir

Bu seçim Fenerbahçe tarihinde bir ilk. Belki de ilk defa başkanlarını o kadar da içlerine sinerek seçmeyecek Fenerbahçeliler. Yıldırım'a yıllarca gururla ve içtenlikle kalkan eller bu sefer ?gene kalksalar bile- tereddütteler. Aydınlar'a giden her oy da gümbür gümbür gitmiyor kesin.

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Hayatınızda hiçbir başkanlık seçiminde heyecanlandınız mı? Eşiniz, dostunuz değilse, başkan seçilen biri sayesinde futbola/spora bakışınız hiç olumlu yönde değişti mi? Bir kongreyi heyecan ve zevkle baştan sona izlediğiniz oldu mu? Peki, adayların birbirlerine her sözü söylediği bir ortamdan zevk/tat aldınız mı?

Soruları sormaya vites artırarak devam edelim. Tuttuğunuz takımın en güzel anlarında hiçbir başkan resmi var mı? Metin-Ali-Feyyaz’lı dönemde hatıralarınızda koskoca Süleyman Seba’nın yeri bile silik değil mi? UEFA Kupası’nın kaldırıldığı anı Faruk Süren’le eşleştiren var mı? 103 gollük sezonun başkanını kaç kişi hatırlar? Karadeniz Fırtınası 70’li yılları sarsarken başkan kimdi?

Ama yaklaşan Fenerbahçe Kongresi yüzünden biz bugün gazetelerin manşetlerinde, TV’lerin en baş köşesinde onları konuşuyoruz bol bol. Allahları var, reyting/tiraj alıyorlar. Polemik sevenler için malzeme çoook! Ama tarih onları bugünkü halleriyle mi hatırlayacak? Özellikle bu yarışın öne çıkan iki ismi Aziz Yıldırım ve Mehmet Ali Aydınlar’dan bahsediyorum. Fenerbahçe başkanlık koltuğuna giden en kısa yol çizdikleri bu stratejiden mi geçiyor hakikaten? Daha da önemlisi o seçimi kazanırlarsa söylenen onca söz, o kadar suçlama unutulacak mı zannediyorlar?

Bu düzen asgari müştereklerin vasatında kurulmuş zaten. İki kişinin hemfikir olması için ne develere ne hendekler atlatıp duruyoruz. Rekabetin üslubu siyasette de yıkıcı, sporda da... Ama kim daha kötü, kim daha büyük kötülük yaptı diye birbirini itham eden bir başkanlık yarışı izlemeyi de pek hak etmiyoruz yahu!

Dün Aziz Yıldırım’la Mehmet Ali Aydınlar konuştu. Yetmedi geleceğin muhtemel başkan adayı olarak Ali Koç konuştu. Keşke hiç konuşmasalardı. Keşke gerçekler diye açıkladıkları şeyleri hap gibi yutsalardı. Şeffaflık adı altında kirli çamaşır yarışına dönen bu süreç mi gelecek taşıyacak Fenerbahçe’yi? Emin misiniz? Ayrıca tüm bunları konuşmak için geç kalmadınız mı? Bu süreci en az yargı kadar siz de kötü yönetmediniz mi? Ve şimdi ne söylerseniz söyleyin samimiyetinizden şüphe edildiğini görmüyor musunuz?

Bir koltuğa aday olduğunuzda en önce neler yapmak istediğinizi, ideallerinizi anlatırsınız. Sonra da nasıl yapacağınızı... Ardından hangi ekiple bunu başarabileceğiniz gelir. İlle de onu da konuşacağım diyorsanız, rakibinizin zaafları meselesi tüm bunlardan sonra gelir. Oysa görüyoruz, başkanlık yarışı değil birbirlerini doğrama kavgası bu... Üstelik başkan seçilebilmek için her şeyin mübah sayıldığı bir söylemle yapıyorlar bunu.

Bu seçim Fenerbahçe tarihinde bir ilk. Belki de ilk defa başkanlarını o kadar da içlerine sinerek seçmeyecek Fenerbahçeliler. Aziz Yıldırım’a yıllarca gururla ve içtenlikle kalkan eller bu sefer –gene kalksalar bile- tereddütteler. Mehmet Ali Aydınlar’a giden her oy da gümbür gümbür gitmiyor kesin. Eksik, içe sinmeyen bir şeyler var orada. Konuşulması geç kalınmış, içtenliğini sorgulanan kocaman bir lokma boğazda duruyor.

Kongre üyeleri, emin olun, bugün ideallerindeki başkanı değil ‘ehveni şer’i arayacaklar. Oysa Atatürk’ün pek bilinmeyen nefis bir sözü vardır: “Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür.”