Fenerbahçe için şimdi sezonu açma zamanı

Yiğiter Uluğ'un öve öve bitiremediği bir San Antonio Spurs belgeseli vardır. Enfes bir şampiyonluk hikayesi.</br>Fakat bana en ilginç gelen yanı ise çarpıcı girişi.

Yiğiter Uluğ'un öve öve bitiremediği bir San Antonio Spurs belgeseli vardır. Enfes bir şampiyonluk hikayesi.
Fakat bana en ilginç gelen yanı ise çarpıcı girişi. Belgesel, San Antonio'nun 2002 yılında konferans yarı finalinde eleniş anıyla başlıyor.
O sezonun şampiyonu Lakers, Derek Fisher'ın son saniye basketiyle San Antonio'yu eliyor. Hüzün, dram, can sıkıntısı... Boğucu bir soyunma odası atmosferi. Muhteşem bir zafer hikâyesini anlatmaya moral olarak dibe vurduğunuz anla başlamak ve mutlu sona bağlamak...
Lampard Fenerbahçe'ye golü attığında aklıma o belgesel geldi. Her şeye yeniden başlamak için, dünün dünde kaldığı görebilmek için iyi bir an o. Çünkü Sarı-Lacivertliler için artık yeni sezon başladı bile. Ne diyor o güzel Aziz Yıldırım vecizesi: "Sürdürülebilir olmayan başarılar tesadüftür." Madem öyle, bugün üzülmek için değil, başlamak için iyi bir gün.
Peki, nereden başlanacak? Tabii ki ilk hedef şampiyonluk ya da Şampiyonlar Ligi'ne gitmek. Sonra eksik gedikler tamir olacak ve birkaç transfere sıra gelecek. Zaten şimdiden dedikodu kazanının tıpası çıktı. Ama onun öncesinde başka bir sorun var önlerinde. Bu takım bir yandan zaferler peşinde koşarken bir yandan da Avrupa piyasasının dikkatini çekmiş durumda. Şu aralar pek çok kalantor kulüp Volkan, Gökhan, Lugano, Uğur, Aurelio, Alex, Deivid, Semih ve tabii ki Zico için ağzını şapırdatıyor. Üstelik Zico, Aurelio, Önder, Semih ve Serdar'ın sözleşmesi bu sezon, Lugano, Alex, Deivid ve Appiah'ın da gelecek sezon bitiyor. Bu şu demek. Bugün herhangi bir kulüp, Fenerbahçe'ye hiç sormadan bugün Aurelio, Önder, Semih ve Serdar'a sözleşme imzalatabilir, ki Aurelio vakasında (açıklanmasa da) bu gerçekleşmiş gibi duruyor. Bosman kuralı gereğince gelecek sezon ocak ayında Alex, Deivid, Lugano ve Appiah da aynı konumda olacak. Yani asıl mesele iyi bir santrfordan önce iç transferi iyi halletmek.
Çünkü sorun şu: Sezon başında bu oyunculara henüz kimse ilgi göstermezken imza attırmak kolaydı, şimdi podyumdayken işler çok daha zor.
Geçen seneki Tuncay vakasını hatırlayalım. Evet, Tuncay ne verilirse verilsin reddetmişti. Ama sezon başında da bu kadar katı olur muydu? Alex'e bugün sözleşme imzalatmak mı kolay, yoksa gelecek sezon ortasında mı? Bakın koskoca Ajax bile son 10 sende iki kez öyle bir yağmalandı ki, bir türlü toparlayamaz oldu. Önce 1995'in şampiyon kadrosundan Van der Sar, Reiziger, de Boer kardeşler, Seedorf, Davids, Overmars, Kanu, Kluivert'ı kaybettiler, sonra 2003 çeyrek finalisti takımından ise Chivu, Sneijder, Van der Vaart, İbrahimoviç ve Mido'yu. Yani yine sıfırdan başladılar işe.
Bütün bunları şu yüzden yazıyorum. Fenerbahçe'nin tarihinin en önemli fırsatını yakaladığını düşünüyorum. Zico gibi bir 'duruş ustası'yla enfes bir kadro uyumu sağlandı. Ve henüz merdivenin başındalar. Galatasaray bir kuşağın jübilesinde, yani sonunda UEFA Kupası'nı kaldırmıştı. Yani onca harcanan emeğe ödüldü o kupa. Oysa çeyrek final Sarı Kanaryalar için sadece başlangıç. Galatasaray bütün önemli adamları ya yaş haddinden, ya daha büyük hedeflerden, ya da kulübün beceriksizliğinden kaybetti. Oysa Fenerbahçe çıkışa geçmeye yeni başladı ve her sene iyi takviyelerle en az 2-3 sene aynı verimi verebilirler. Düşünün Alex ve Aurelio 30, Deivid 28, Lugano, Edu, Maldonado ve Vederson 27, Volkan ve Uğur 26, Semih 25, Gökhan Gönül 23, Kazım 21 yaşında. Yani işin başındalar.
O zaman sıkı çalışmak lazım. Çünkü çeyrek final kadar zor olan bir arada kalabilmek artık.