Futbolsevmezlere Dünya Kupası'nı sevdirmenin 5 yolu

Futbolsevmezlere Dünya Kupası'nı sevdirmenin 5 yolu

"Erkeklere bir şey anlatmak istiyorsanız futbol üzerinden anlatın. Daha iyi anlarlar." Libero dergisinin ödüllü nefis reklam dizisinin sloganı bu. Internetten gereksiz bir mekik aleti almaya çalışan kocasına tane tane anlatıyor kadın: "Hatırlıyor musun, Barcelona ismini bile hatırlamadığımız Ukraynalı bir defans oyuncusuna milyonlarca euro para vermişti. Sonra neredeyse hiç oynamadı, hiç gol atmadı. Yedek kulübesine mahkum kaldı. İşte bu aleti alırsan o da öyle olacak." Adam melul melul bakıyor kadının yüzüne ve hak veriyor. Çok güzel bir kampanya bu. Cinsiyetçi olmadan, 'kadınlar futboldan anlamaz, en iyi ihtimalle sıkılır' klişesine mahkum kalmadan, tersinden anlatıyor derdini. Birbirinden güzel böyle dört reklam filmi çekmişler. Hepsinde erkeklerin yüzünde aynı şapşal ifade var. Bir şeyi futbol üzerinden anlatırsan anlarlar, anlarız. Şimdi gelin biz de bunu tersine çevirelim. Bu sever futbolseverler olarak futbolu sevmezlere Dünya Kupası'nı sevdirecek bahaneler yaratalım. Hiç değilse bu aşamadan sonra izlesinler. Hem 'kabasını aldık' ne de olsa. Bundan sonra her yer heyecan her yer dram. Bize hikaye mi yok? 



1- İnci gibi dişler: Luis Suarez vakası 

Evet köpeğin ısırması haber değil, ama insanın ısırması haber. İlle de köpeği ısırması şart mı yani? Luis Suarez vakasını geçmişiyle birlikte masaya yatırın. Daha önceki vukuatlarından bahsedin. Psikolojiden dem vurun. Büyümeyen, ders almayan oğlan çocukluğu durumuna eleştirel yaklaşın. Ama hemen ardından Raskolnikov'un baltasını kaldırın ve sorgulayın. Suç var ama ya ceza? Bu kadar ağır bir yaptırım adil mi? Alın size futbol üzerinden memleket meseleleri... 

2- Anti-sambist hareket engellenemez 

Sesleri daha az yankı bulsa da Dünya Kupası karşıtlığı sürüyor. Eylemler, boykot çağrıları azaldı, herkes daha çok sahayı izliyor. Ama gene de ortada bir içe sinmezlik var. O yüzden hepimizi birleştirecek ortak bir cephe bulmak lazım. O da Brezilya milli takımı karşıtlığı. Ev sahibi takım her zaman antipatiktir. FIFA'nın derebeyleri organizasyonun selameti için sonuna dek devam etsinler isterler. Üstüne bir de hakemler tarafından kollanırlar. Şilili Pinnila'nın direkten dönen şutuna 1978'de Haan'ın şutu benzetmesi bile yapmak bir ölçüde caizdir. Ama çeyrek finale geldiler diye pes etmek yok, mücadelemiz sürmeli. Tüm bu negatifliklerden bir karşıtlık cephesi kurabiliriz. Böylece boykotçularla futbolseverler de yan yana gelmiş olur. FIFA'ya karşı birleşik cephe çağrısı bu. 

3- Avrupa Birliği çöküyor mu? 

AB'yi bilemeyiz, ama futbolda Avrupa hakimiyeti tel tel dökülüyor. Aslında ikinci tura çıkan Avrupalı sayısı bir öncekinden pek farklı değil. Ama ekol takımlar çözülüyor. İtalya, İspanya ve İngiltere. Son otuz yılın en çok izlenen ligleri onlarda ama hepsi elendiler. Nasıl ki, tüm Avrupa'da referandumlarla pek çok ülkenin 'bölünmez bütünlüğü' tehlikede. Futbolun da derebeylikleri ağır darbeler alıyor. İspanya'nın toplumsal kriziyle futbol krizi birbirini yakaladı nihayet. İngiltere deseniz evlere şenlik. Futbolun AB'nin en etkili zamklarından biri olduğu söylenir. Tanıl Bora'nın nefis tespitiyle, Türkiye'nin AB'ye girip girmemesi tartışılır ama UEFA'dan çıkması teklif dahi edilemez. İşte size uluslararası ilişkiler, diplomasi pası. Artık golü de bir şekilde siz atın. 

4- Futbol memleketinden insan manzaraları 

Dünya Kupası asıl olarak budur zaten. Birileri yaşar, birileri yazar biz de ağzımız ayrık, bakar dinleriz. Maradona'nın gözyaşları üzerinden ilanı aşk eden arkadaşlarım da vardı benim, Raul'dan yola çıkıp 'benim için ağlama İspanya' hikayeleri uyduran da. Biraz deşseniz neler çıkar. Misal Kosta Rika mucizesi. Her kavramıyla savaşa benzetilen bir sporda, ölüm grubundan çıka çıka ordusuz Kosta Rika çıktı. Gerisini siz düşünün. Kesmiyorsa Hollandalı Memphis'in babasıyla olan dramına bakın. Olmadı küçük kardeşleri ölen Yaya ve Kolo Toure'nin maça çıkmasına ne dersiniz? Olmadı biri Gana diğeri Almanya'da oynayan Boateng kardeşleri verelim? Şili'nin kaybedişinde az mı dram var? Uzatmalarda topu direkten dönen Pinnila'nın üstüne bir de penaltı kaçırmasından daha hüzünlü kaç romantik film izlediniz ki? Son penaltıyı kaçıran Jara, insana Victor Jara çağrışımı yaptırmıyor mu? Her maç sonrası tribünlerdeki çöplerini toplayan Japonlar da mı ilginizi çekmiyor. Bunların hiçbiri kesmiyorsa alın size Brezilya'nın kaptanı Thiago Silva'nın hikayesi. 20 yaşında Porto'dan Dinamo Moskova'ya transfer olurken tüberküloza yakalanan, ölüm tehlikesi atlatan, futbolu bırakacakken ailenin tek umudu olduğu için annesi tarafından futbola dönmeye ikna edilen bu yaşamöyküsünden daha havalı kaç Hollywood senaryosu gördünüz ki? 

5- Bağımsız Amerikan sineması 

Sinema dedik, oradan devam. Bu aralar Avrupa sineması revaçta ama bir dönem bağımsız Amerikan sineması (Indiewood) başka bir şeydi. Hala da öyle sayılır. Ama şimdilerde futbol onun yerini alıyor. Artık milyonlarca insan ABD'de de futbol izliyor. Avrupa futboluna benzemeyen, daha az parasallaşmış, toplu sözleşmeyle futbolcu paralarının belirlendiği, iyi günde kötü günde taraftarlığın revaçta olduğu, tribünlerin renklendiği, göçmen ve öteki Amerikalıların resmi sporu hale gelen bir oyun futbol. Yani artık ABD futbolu keşfetmiyor, yorumluyor da... Üstelik hiç de bildiğimiz abartılarla değil sahici bir şekilde. Futboldan zerre anlamayan birine ESPN'deki video'lardan herhangi birini izletin. 

Bakın Amerika aynı Amerika olarak kalacak mı gözünüzde? 

İşte size beş neden. İster bunları kullanın ister kendi nedeninizi kendiniz yaratın. Ama öyle ya da böyle sakın bu misyonu azımsamayın. Futbolsevmezler grup aşamasında onca maça tahammül ettiler ve artık sabırları azalıyor. Bir yol bulup onları da bu festivale katmalısınız. Futbolu sevdirmek için bundan iyi fırsat çıkmaz. Boykottu, endüstriyel futboldu derken öyle bir Dünya Kupası izliyoruz ki bütün bildiklerimizi temize çekmek durumundayız neredeyse. Tarihin belki de en zevklisi, en eğlencelisi. 

Ama kupa da, futbol da bir yere kadar. "Başlatma Dünya Kupası'na" günlerinin sınırındayız. Ey sevgili kupa müminleri, değerli 'cemaat futbolin'! Bulun bir bahane ve hep birlikte kalan maçları keyifle izleyin, izlettirin. Başta adı geçen Libero dergisinin Dünya Kupası reklamında bakın ne diyor: "Biz dört senede bir olgunlaşırız."