Sapla saman böyle mi ayrılacak?

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım hazır sezonun daha arifesindeyiz diye, basına kelimenin tam anlamıyla bir ayar vereyim, dedi. Aslında söylediklerinde haklıydı.

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım hazır sezonun daha arifesindeyiz diye, basına kelimenin tam anlamıyla bir ayar vereyim, dedi. Aslında söylediklerinde haklıydı. Yalan yazmayın, koordinasyon içinde hareket edin, çağın gereklerine uyun, diyordu Yıldırım. Sonunu da mealen ‘aba altından’ bir makamda şöyle bağlıyordu: “Biz kurumsallaştık siz de kurumsallaşın artık. Kurumsal ilişki zincirine uymayanı ya siz ayıklayın ya da biz gerekeni yaparız!”
Aslında bu sözlerden yola çıkıp bir özeleştiri yapılabilir, gazeteciliğin artık en temel ilkeleri olan yalan yazmamak, kanıt olmadan itham etmemek ilkelerini hatırlayabilir, ‘atlatma’ ve klişeler üzerine kurulu habercilik anlayışını sorgulama sürecine gidebiliriz. Ama söylenen kadar ‘kimin’, ‘nasıl’ söylediği de önemli. Bu yüzden önce bir ayna tutalım Fenerbahçe kulübü başkanına.
Bayındır faaliyetleri, yatırım ve pazarlama hamlelerine baktığımızda Fenerbahçe
adına tabii ki pek çok kurumsal başarı var. Fakat medya ile ilişkiler ve sportif yönetim konusunda aynı şeyi söylemek zor.
Benim aklım aşağıdaki olguları ne yazık ki bu açıdan pek tutarlı bulmuyor.

  •  Aziz Yıldırım ‘Asparagas yazmayın, yaparsınız ona göre muamele görürsünüz’ diyor. Oysa Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök geçen seneki TSYD seminerinde “Biz hayal satıyoruz” demişti. Bu durumda Türkiye’nin ‘amiral gemisi’ kod adlı Hürriyet, futbol haberlerinde asparagası bir yayın politikası olarak benimsemiş oluyor. Haksız da sayılmazlar, çünkü futbol haberlerinde en çok o satıyor ve satış kaygılı olan her yer bu yola sapıyor. Bu durumda Aziz Yıldırım’ın onlara bir tavır koyması gerekmiyor mu? Peki ne yapıyor, sevenlerinin hitabıyla Aziz ‘Başkan’? Hürriyet Spor’un ilk sayısına röportaj veriyor!
  •  Fenerbahçe muhabirisiniz. Aziz Bey’in konuşmalarından etkilendiniz. Kurumsal bir ilişki kurmaya karar verdiniz. Resmi siteye girdiniz. Kulüp linkinin altında ‘kurumsal iletişim direktörlüğü’ bölümünü gördünüz ve gözünüz parladı. Tıkladınız ve koskoca sayfada sadece tek bir satır var: “Kulübümüzün basın ilişkileriyle ilgili olarak Fenerbahçe Spor Kulübü Kurumsal İletişim Direktörlüğü ile irtibata geçebilirsiniz.” Altında kulübün genel telefonu. Kimle iritabata geçeceğiz? Telefona santral dışında bakan biri var mı?
    Bu yoldan giderek herhangi bir muhatap bulan oldu mu acaba?
  •  Söz konusu ataletin ve kurumsallaşamamanın Fenerbahçe’ye değil üç büyüklerin futbol departmanlarına özgü olduğuna dair bir hikaye size: Türkiye yayın koordinatörlüğünü yaptığım Eurosport, hazır Chelsea maçı için Türkiye’ye gelmişken Euro 2008 için de bir Türkiye bölümü hazırlamak istiyor. Bunun için milli oyuncularla söyleşi yapacaklar. Ballack’la da, Torres’le de, Anelka’yla da aynı yolla konuşmuşlar. Hedefte Arda, Semih ve Rüştü var. Arda için Galatasaray iki hafta sonra gelsinler, diyor! Fenerbahçe Chelsea maçı derdinde, maç sonu koridoru dışında fırsat vermiyor. Beşiktaş’ta konuşma yasağı var! Sonunda devreye Fatih Terim giriyor da bir şeyler ancak öyle çözülüyor ve bu sayede Arda Eurosport’a konuşuyor. Dikkatinizi çekerim konu Euro 2008. Konuşacak olan da Eurosport... Tehlikeli ne olabilir ki?
  •  Son olarak da bir somut veri: Aziz Yıldırım 10 yıllık başkanlık döneminde sezon başında takımın başında olan ve Fenerbahçe’yi sezon sonunda şampiyonluğa taşıyamayan hiçbir teknik adamla çalışmadı. Yani bu hesapla Benitez, Wenger, Ferguson da kulüpte ancak bir yıl çalışırdı. Çünkü hiçbiri ilk yıllarında takımlarını şampiyon yapamadı. Alın size bir kurumsallık abidesi!

Bütün bunları cevap olsun, üç büyükler önce kendi işleyişlerine baksın demek için yazmıyorum. Tersine başkanın söylediklerini önemsiyorum. Fakat bu kötü gidiş için bir şey yapılacaksa bu hep birlikte olacak. Ben bunun adımlarını görmek istiyorum. Bu aralar herkes medya söz konusu olduğunda “Sapla samanı ayıracağız” diyor. Lütfen yapın. Ama önce siz açın kurumsallık kulvarını. Tekzip TV ve kapı-duvar açıklamalarla, kurumsal davranana keyfi cevaplarla, hele de azar-nasihat makamıyla bu iş olmaz!