Sporcunun Gönül'den oynayanını severim

Samet Aybaba'nın Escude ve Uğur'u kullanarak çifte kilitle tutmaya çalıştığı sol kanattan başlıyor Fenerbahçe atağı...

Samet Aybaba’nın Escude ve Uğur’u kullanarak çifte kilitle tutmaya çalıştığı sol kanattan başlıyor Fenerbahçe atağı. Önce Kuyt sağdan bindiren Gökhan Gönül’ü buluyor. Maçın yıldızı olan ‘yetenekli bay Gökhan’ da gereksiz gibi duran bir zorlamayı zekasıyla ortaya dönüştürüyor. Caner nefis indiriyor, Sow ise olmadık bir rövaşata atıyor. Devre biterken bir kez daha yükleniyor aynı taraftan Fenerbahçe. Yine Kuyt var işin içinde, yine Gökhan var. Ve yine müthiş bir vuruş yeteneği var. Son darbe ise bir frikikten...

UEFA Teknik Komitesi başkanı Andy Roxburg her sene yayınladıkları Avrupa Kupaları analizinde hep aynı şeyi söylüyor. Dünya futbolunda en önemli gol silahları duran toplar ve bireysel yetenekler. Gollerin yüzde 40’ı böyle geliyor. Dün de durum farklı olmadı. Skorbord 3-0’ı gösterdiğinde bile Fenerbahçe maçın mutlak hakimi değildi. Olması da gerekmedi zaten. Sadece bir taraf, diğer taraftan daha yetenekli oyunculara sahipti. Ve yetenek akılla birleştiğinde tahrip gücü çok yükseliyordu.

Bu gollerden sonra Aybaba’nın yüzünden düşen bin parçaydı. Korktuğu başına geldiği için oyuncularına kızıyordu muhtemelen. Oysa kendine de kızmalı. Çünkü bugünün futbolunda sadece defans yaparak kalenizi savunamıyorsunuz. Bunun için rakibi hücumda da zorlamalı, onları baskıyla yormalısınız. Hele de rakip sizden daha mahir görünüyorsa...

Ne garip! Maç boyunca Beşiktaş daha iyi bastı, rakibinin oyununu bozmaya çabaladı. Fernandes dışında bütün oyuncular öncelikle buna konsantre olmuştu. Oysa iki gol de rakibin oyununu bozmaya başladıkları sırada geldi. Hırs ve mücadele azmi, rasyonalite ve yeteneğe boyun eğince kolay dağıldılar. İkinci yarıda Veli’nin gördüğü kırmızı kart ve ardından gelen gol bunun ibret vesikasıydı. Fenerbahçe rahat geçen sıradan bir lig karşılaşması gibi kazandı maçı. Sadece maçı değil, özgüvenini de, eskilen maharetlerini de, akıl oyunlarını da.

Kadınlar topa girmedi
Son söz seyirciye. Fenerbahçe’nin ‘Alexsizleştirilmesi’ sürecinde ilk itiraz kadınlardan gelmişti. Krizin başında Aziz Yıldırım’ı çileden çıkaran ve mikrofonu eline aldıran maçtan bu yana köprünün altından belli ki çok su akmış. O gün kaptanlarını geir çağıran kadınlar ve çocuklar dün bu topa pek girmedi. İlk dakikada az dozda bir ‘I love you Alex’ duyuldu. Sonra Volkan’a döndü sevgi alkışları. Gerçi güvenlik nedeniyle maske dahil ‘Alexgil’ hiçbir şey tribüne alınmamış. Yine de, polemiğin tarafı olarak değil, saf bir vefa gösterisi bekliyordum ben Fenerbahçeli kadınlardan. Güzel bir vedayı en iyi onlar hazırlar diye düşünüyordum. Uyarılar, yasaklar, gerilen atmosfer derken kaynadı gitti sanırım. Oysa ayrılık da sevdaya dahilse bunun da hakkını vermek lazım. Şimdiye kadar olmadı, belki bundan sonra olur. Hala geç değil ve ne olursa olsun, Alex bu kadarını hak ediyor.