Verilmiş sadakamız varmış

Türkiye, Euro 2012 yolundaki zorlu virajlardan birini beraberlikle atlattı ve ikincilik şansını sürdürdü. Belçika karşısında özellikle ikinci yarıda kötü oynayan Millileri Witsel'in kaçırdığı penaltı kurtardı.

Kabul edelim, sezonun bakiyesi gibi duran bu takvimde maç oynamak herkes için hem zor, hem de zül. Lig sonunda bütün enerjisi boşalmış olan oyunculardan iyi bir şeyler beklemek de haksızlık. O yüzden daha iyi olan değil kalan sağlarından daha fazla verim alan kazanıyor genelde. Zaten iki takım da haklı olarak bundan şikayetçi. Sakatlıklar oyun planını bozacak kadar fazla.
Gerçi bizim bize özgü sorunlarımız da var. Dünyanın en iyi beş teknik adamından biri olarak getirdiğimiz Hiddink’ten istediğimiz verimi alamıyoruz. Üstüne Hollandalı teknik adamın kafasını Chelsea çelmeye çalışıyor. Belki de biz daha Hiddink’ten bir şey anlamadan, tabiri caizse üzerimize ‘kuma gelecek’. Hâl böyle olunca son derece mutaassıp bir halde ‘tek eşli’ olan futbol kültürümüzden homurdanmalar yükseliyor. Bu maçın sonu ne olursa olsun, geride tartışacak çok şey kalacak. Beraberlik belki geçici bir sulh yarattı. Ama belli ki bu şarkı burada bitmeyecek.

Çağlar ne yaptın?
Bu ahval sahadaki takıma bakışımızı da etkiliyor ne yazık ki! Bu yüzden dün iyi şeyleri değil kötü şeyleri daha çok gördü gözümüz. Belçika’nın baskılı başlangıcı karşısında hiç pas yapamayışımızı mesela. Ardından neden oynadığı sorgulanacak olan Çağlar’ın hatasıyla başlayan atakta gelen golü... 4’te Defour’un ortasında Oginjimi’ye iki kez vurma şansı veren defansı… 8’de Hazard’ın pasıyla gelen ikinci gol tehdidini… Bir de üstüne Murphy kuralları da işlemeye başlayınca hepten çöküyorduk neredeyse. Neyse ki 15’te Volkan’ın kötü çıkışını Vertonghen iyi değerlendiremedi de oyunun talihi biraz olsun döndü.
10. dakika geçilene dek tek planda oynadı Türkiye. Uzun paslarla Kazım veya Burak’ın buluşması ve onların hareketliliği üzerine kurulu bir düzendi bu. Tutmadı. Ne top tutabildik, ne de kombinasyon yapabildik. Bu takımın gol yollarındaki A Planı olan Arda’nın topla maharetlerini göstermeye başladığı ilk anı izleyebilmek için 22 dakika bekledik. Ama onda da golü bulduk. İlk defa beş pastan fazlasını bir arada gösterdi A Milliler. Son iki pasta Arda inceciliğiyle Burak’ı gördü, o da ağları buldu: 1-1.

Witsel’den talih kuşu
Golün zamanlaması moral açıdan nokta atış gibiydi. Tam Belçika ilk hevesini kaçırmışken golü yedi ve 24’teki kornerden gelen kafayı da savuşturan Türkiye açılmaya başladı. Hala üretken değildiler, yine de top hakimiyetini ele geçirmişti Ay-yıldızlılar. 45’te Kazım’ın vuruşunu defans bloklamasa soyunma odasına galip bile gidebilirlerdi. Yine de adalet ilk yarıda haklı beraberliği tescil etti.
Yeni devrede milliler hiç değilse Belçika’nın ekstra motivasyonu biraz olsun dindirmenin güveniyle başlar dedik. Oysa ilk hamle 46’da Hazard’la Belçika’dan geldi. Yine de bu sefer çok çabuk dengeyi kurdu Türkiye. Ama 60 geçilirken yine tıkandılar ve Belçika yüklenmeye başladı. Onun ödülünü 74’deki penaltıyla aldılar, fakat Witsel topu dağlara taşlara postalayıp talih kuşunu bizden yana uçurdu. Belçika’nın Hazard’lı, Vermaelen’li, Mertens’li şut denemeleri, gönülsüz Türkiye kontratakları ve çift taraflı oyuncu değişiklikleri... Hiçbiri maçın beraberliğe yazgısını değiştiremedi. Bu ortamda kim buna da şükür demez ki.

 

.