Yeteneksizsem ben de Gattuso olurum

En iyiler 11?i... Sıklıkla hepimiz farklı farklı yılın, yüzyılın, kişisel beğenilerinin 11?ini seçer dururuz, futbol kültürünün önemli bir parçasıdır bu, zevkli iştir.

En iyiler 11’i... Sıklıkla hepimiz farklı farklı yılın, yüzyılın, kişisel beğenilerinin 11’ini seçer dururuz, futbol kültürünün önemli bir parçasıdır bu, zevkli iştir. Anakronik ve irrasyonel bir şekilde en sevdiklerinizden bir takım kurarız. Arda ile Rıdvan ne güzel yan yana oynar işte. Bir futbol oyununda istediğiniz takımlarla lig oluşturabiliyor, hatta 70’lerin Ajax’ı, 90’ların Milan’ı gibi takımlarla da oynayabiliyordunuz. Düşünsenize Cruyff topu Gullit’e kaptırıyor, ya da Ronadinho Baresi’yi çalımlıyor.
Hürriyet gazetesi de büyük bir kampanya başlattı geçtiğimiz günlerde:  Son 25 yılın efsane 11’i. Pek çok aday arasından tam 195 bin 937 oyla efsane 11 sahaya şöyle çıkıyordu: Rüştü - Recep, Bülent, Alpay, Hakan Ünsal  Rıdvan, Oğuz, Sergen, Arda  Hakan Şükür, Tanju. Fena bir takım değil di mi? Hepsi birbirinden yetenekli. İşte ben de tam burada takıldım kaldım.
Bu oyuncular içinde, Arda’nın henüz bu şansı sürüyor olsa da, yurtdışında bir büyük ligde tutunabilmiş iki isim var: Alpay ve Hakan Şükür. Tamam Rüştü, Hakan Ünsal da var. Onlar da gittiler, gördüler evet. Ama daha çok temaslarda bulunmak için gitmiş gibiydiler. Hakan Şükür ve Alpay’ın da, her ne kadar uzun yıllar yabancılar şubesine tabii olsalar da, kayda değer bir imza attıklarını söylemek zor. Yani efsane dediğiniz 11’de bir tanecik olsun yurtdışı dikişini adam gibi teyellemiş bir isim yok. Tuncay, Tugay, Hamit, Nihat memleket efsanesi olmaya layık değil.
Haksızlık etmeyelim. Efsane olmak için ille de yurtdışına gitmek gerekmiyor. Sonuçta 11’de yer alan isimlerden Rüştü, Bülent, Alpay, Hakan Ünsal, Arda, Tanju, Hakan Şükür bu memleketin futbol adına başardığı her şeyde vardı. Onlar uluslararası yıldız olabilmeyi memleket sathında kalarak da başardılar diyebiliriz. Peki ya Oğuz, Rıdvan, Sergen üçlüsü. Hadi Oğuz Çetin’i de bir yana koyalım, hiç değilse istikrar sembolüydü, onca yeteneğine rağmen devamlılık göstermek için çalışır didinirdi. Geriye kim kaldı: Sergen ve Rıdvan. Şimdilerin dili keskin, analizi derin futbol yorumcusu bu ikili gerçekten bu 11’in bir parçası olmayı hak ediyorlar mı? Bu 11 yetenek-ölçer’se bir sorun yok. En başta ikisinin adı yazılır. Ama en iyi miydiler? 21 yaşındaki Arda da 24 kez milli, Rıdvan da, Sergen ise 36. Rıdvan’ın tek şampiyonluğu var, Arda’nın iki, Sergen’in üç. Sergen 15 sezon büyük takımlarda oynamış, Rıdvan 8, tıfıl Arda 3. Rakamlarla haksızlık etmeyelim. Kesinlikle büyük oyuncuydu ikisi de. Ama efsane olacak dirayet gösterdiler mi, o muhteşem yetenekleri birazcık gelişsin diye hiç emek sarf ettiler mi? Yoksa kabiliyetin arkasına sığınıp onun lüksüyle idare mi ettiler? Gençlere örnek olsun diye efsane rol model Sergen ve Rıdvan mı yani? Sağ olsun, onlar da durumun farkında olmalı ki, ödül töreninde benzer şeyleri söylediler. Ama işte memleketin futbol kültürü onları seçti.
Cannavaro 2006’da dünyada yılın futbolcusuydu. Makalele gittikten sonra Real Madrid’in Galacticos’u çöktü, Sir Alex Ferguson’un Beckham’lar, Giggs’ler arasında temel direk olarak Roy Keane’i görürdü, Milan’ı finalden finale taşıyan asıl patlayıcı güç hep Gattuso olarak gösterildi. Rıdvan Dilmen’e, Sergen Yalçın’a yorumlatsak onları pek yetenekli bulmazlar muhtemelen. İyiler ama maçı onlar almaz. Yetenekler alır. Değil mi? Cannavaro, Makalele, Gattuso ve Roy Keane...  İyi ki Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı değilmişsiniz. Onca futbol emeğiyle bırakın efsane mefsane 11’i, muhtemelen iki senelik kesintisiz mukaveleyi bile zor yapardınız. Hepiniz geriye oynuyorsunuz zaten. Yeteneksizler ordusu, n’olcak?
Son söz yerine bir anekdot: Tanıl Bora’nın pek şirin bir oğlu vardır: Işık. Bir ara futbola sardırıp futbolcu olacağım diye tutturmuş. Tanıl da ona, bütün Almancı gerçekçiliğiyle, pek mümkün olamayabileceğini (muhtemelen bu kibarlıkla) anlatmış. Ama Işık ısrarcı. Tanıl daha açık konuşmuş: Bu oyuna yeteneğin pek yok. Cevap: O zaman ben de Gattuso olurum. Adın Ischık, ya da Ishikiani olsa tabii olabilirdin. Ama Misak-ı Milli’de zor be Işıkçım.