Biri kanalı değiştirebilir mi?

Ekip Tiyatrosu'nun 'Öğüt'ü kötü yerli diziler ile tek boyutlu kadın karakterleriyle meşhur Yeşilçam melodramları arasında bir yerde duruyor...
Biri kanalı değiştirebilir mi?

Ekip Tiyatro ve kurucularından Cem Uslu’nun elinden çıkanların alternatif tiyatro âleminde rastladığım en özenli ve yetenek dolu işlerden olduğunu defalarca yazmış, söylemişimdir. ‘Largo Desolato’ şahane bir politik absürd örneği ve Vaclav Havel yorumuydu. Cem Uslu’nun yazıp yönettiği ve sahnede de olduğu, gayet politik ve eğlenceli ‘Parti’ için sayısız insana “Kaçırma!” demişimdir.

Ekip’in bu sezon başlayan oyunu ‘Öğüt’ ise benim için hayal kırıklığı oldu. Cem Uslu’nun yaratıcı ve duyarlı kaleminin kötü bir dizi senaristi tarafından ele geçirildiğinden şüpheleniyorum! Tanıtım metninde “Mutluluğumuzun sebebi nedir? Trajedimizin sebebi nedir?” diye soran Uslu, oyunu her biri kendi çıkışsızlığının içinde debelenen bir ailenin bireyleri ile evin kızının iş arkadaşı olan genç adam (Patronun oğlu) arasında kuruyor. Yerli dizi dramı tadındaki ‘Öğüt’teki karakterlerimiz şu şekilde: Son günlerini yaşayan hasta anne; onun biri oyuncu olma hayalleri kuran küçük, diğeri ‘bir baltaya sap olamamış’ büyük oğlu; oğulların ‘kötü’ üvey babası; o üvey babanın çıtıpıtı saf kızı ve o kızın çalıştığı mali müşavirlik ofisinde, kıza ‘musallat olan’, patronun şımarık genç oğlu.

Karakterlerin birbiriyle kurduğu ilişki ve ortada dolaşan ‘öğüdün’ her birinin hayatını -zincirleme bir şekilde- nasıl etkilediğini izliyoruz iki perdelik oyun süresince. Oyunun en ve tek parlak yönü, sondan başa akan kurgusu. Hem olayların ve ilişki ağının akış yönü, hem de rejideki şık kesişmelerle; bu tersten kurgu sekmeden ve merak uyandıran bir tatta akıyor. Ne yazık ki bu leziz fikri bir yana koyarsak oyun; başta metin olmak üzere oyuncu yönetiminden hantal dekor değişimine; performanslardan (baba karakterini canlandıran Kerem Atabeyoğlu hariç), kadın karakterlere yaklaşımına, beni olumsuz anlamda şaşırttı. Kabul; karakterler de yaşadıkları acılar da çok bizden. Lakin biz bu ve benzeri öyküleri her akşam birbirinin aynı TV dizilerinde zaten görüyoruz. Belki de sorun Uslu’nun günümüzün sıradan bireyinin mutlulukla imtihanına dair kafa yorduğu meseleleri, oyun metninde istediği gibi yansıtamamasında.

Asıl itirazımı ise sona sakladım: Oyunun erkek karakterleri, -sahneler aktıkça görüyoruz ki- kendilerince son derece haklı sebeplerle birtakım eylemlerde bulunuyor. Her birinin sebebini, çıkışsızlığını, duygusal git-gellerini falan gayet içli sahnelerle izliyoruz. Gün sayan hasta karısına kan kusturan o haşin üvey babanın bile davranışlarının ardında çok makul duygusal sebepler var. ‘Gencecik bir kızın hayatını karartan’ patronun şımarık oğlu, keza öyle… Peki gözü yaşlı hasta anne ile saflığından zerre ödün vermeyen güzel kızımız neden bu kadar tek boyutlu? Yeşilçam melodramlarındaki karton kadın karakterlerden pek bir fark göremedim, her iki kadın karakterde de.
Biraz talihsiz bir gösterime denk gelmişim, sonrasında bir de oyuncu değişimi olmuş. Oyuncu performansları eminim ki iyiye doğru değişmiştir. Belki sahne aralarında gerçekleşen ve seyir zevkini düşüren dekor değişimine de başka bir formül bulunmuştur/bulunabilir. Metnin kendisine ne yapılabilir, onu bilemiyorum. Öte yandan benim sonunu zor getirdiğim oyun salonun geri kalanının hararetli alkışlarıyla sonlandı. Siz de kendi kararınızı vereceksinizdir.

‘Öğüt’4 ve 24 Şubat, 20.30’da Beyoğlu’ndaki sekizincikat’ta.