Bu kadınları izlemelisiniz!

Bu haftanın oyunları ikincikat'tan 'Poz' ve Craft'tan 'Kalp Düğümü'. İkisi de kadın ağırlıklı ekiplerin işleri. İkisinde de kadın oyuncular sahnede nefis işler çıkarıyor. İki oyun da sezonun 'eskilerinden' ama hâlâ izlemediyseniz daha fazla gecikmeyin...  
Bu kadınları izlemelisiniz!

Ödüllerle, kitaplarla, gururla ve acıyla dolu bir evdeyiz. Bir suikaste kurban gitmiş, ‘demokrasi şehidi’, gazeteci Rıdvan Kahraman’ın, o ‘hep kahraman erkeklerden’ birinin evinde. Kahraman gazetecinin ardında bıraktığı iki kadın var karşımızda. Ortak noktaları Rıdvan Bey. İkisi de ömrünü ona adamış. Biri asistanı, zamanla adeta evin kızı olmuş Azra (Esra Dermancıoğlu). Diğeri hayatını ‘bir erkeğin karısı olarak’ geçirmiş, şimdilerde -aslında yine kocasının  karısı olarak- politikaya atılan Fazilet (Selen Uçer). Rıdvan Kahraman’ın ölüm yıldönümünde, eve iki kadın daha geliyor: Rıdvan’ın genç öğrencisi İrem (Gülce Oral) ve demokrasi şehidine dair bir belgesel çekecek olan, eski savaş muhabiri, hırslı gazeteci Betül (Banu Çiçek Barutçugil).  
Oyunda hiç görmüyoruz ama gerçek hayatta sık duyup karşılaştığımız erkeklerden biri, Rıdvan Kahraman. Bu dört kadın, onu anmak ve anlatmak üzere buluşuyor Betül’ün kamerasının karşısına. Ve yalan kahramanlıklardan akbaba gazeteciliğe, Batı’nın ikiyüzlülüğünden kadın-erkek ilişkilerine uzanan; hayat boyu hem bireysel hem toplumsal olarak kestiğimiz ‘pozlara’ dokunan bir öykü örülüyor sahnede. Öyküye dair verilecek herhangi bir detay, seyrin tadını bozacağından, temeline ‘ahlak’ kavramını alan ‘Poz’un öyküsünü anlatmayı burada keselim.
‘Poz’, ikincikat’ın yazın yürüttüğü ‘YarınınOyunları’ projesi kapsamında Deniz Madanoğlu tarafından kaleme alınmış, Sami Berat Marçalı’nın yönetiminde sahneleniyor. Enerjisi, sahne ritmi ve hem metin içi, hem oyuncular arası uyumu yüksek bir oyun ‘Poz’. Madanoğlu’nun metni hiç boşluğa düşmeden sürüyor. Yepyeni ve heyecan veren bir metin olduğu kesin. Tek sorun şu ki; oyun boyu seyirciye şık çalımlarla ters köşe yapan, sürprizli akan oyun finali, genele kıyasla düşük bir perdeden yapıyor. Yazar, finali bağlamak için karakterlerden birini haksızca harcamış, oyun boyu eleştirdiği ‘kahraman’ gazeteciyi de en azından bir ‘suçundan’ temize çıkarmış gibi geldi bana. Takdir seyircinin…
‘Poz’ metniyle olduğu kadar, oyunculuklarıyla da akılda kalan bir oyun. Selen Uçer, Gülce Oral ve Banu Çiçek Barutçugil’in sahne performanslarına, isimlerini görünce beklenti çıtasını yükseğe koyacak kadar aşinayım. Şimdi bu listeye Esra Dermancıoğlu da eklenmiş oldu. Özellikle Uçer-Dermancıoğlu sahnede çok iyi bir ikili olmuş. Azra da Fazilet de malzemesi azıcık fazla kaçırılmış olsa kof birer karikatüre dönüşebilecek karakterler. Ama Uçer de Dermancıoğlu da tadı damağımızda kalan birer kadın karakter yaratmış. Umarım ikisini de sahnede daha sık izleriz.
Kurulduğundan beri üretkenliğinden, çalışkanlığından bir şey kaybetmedi ikincikat. Arada kaçırdıklarım oldu ama işlerinin büyük kısmını görme fırsatım oldu. ‘Poz’dan çıktığımda izlediğim en iyi ikincikat oyunundan çıktığımı düşünüyordum. Yanına ‘Fü’yü de ekleyerek bir de burada tekrarlayayım. 

2 Mayıs 20.30’da ikincikat Karaköy’de

SAHNEDE BİR SOLUCANA DÖNÜŞMEK

Melisa Sözen ilk tiyatro performansıyla zorlu bir işin üstesinden geliyor; uzun süredir kapalı gişe sahnelenen ‘Kalp Düğümü’nde uyuşturucu bağımlısı genç kız olarak, her an ezilip yok olacak bir sürüngenmiş gibi oynamayı başarıyor.

Craft Tiyatro’nun geçen yıldan beri kapalı gişe oynadığı ‘Kalp Düğümü’ metni, müzikleri, rejisi, dramaturjisi, oyunculuk performansları ve dekoruyla tastamam bir bütün olmuş, iki saat boyunca akıp gidiyor. Ama oyunun bir ‘en’i varsa, o da bu oyunla ilk defa tiyatro sahnesine çıkan Melisa Sözen. Her bir bireyi farklı bağımlılıklar içinde kıvranan bir ailenin öyküsünü ama esasında ‘anne-kız’ arasındaki hastalıklı bir bağımlılığı anlatıyor İngiliz yazar David Eldridge. Yazarı, bizde DOT’un sahnelediği ‘Festen’i, sinemadan tiyatroya uyarlayan isim olarak tanıyoruz. Son yıllarda çok fazla, üç aşağı beş yukarı benzer aile öyküsü izlemiş olmaktan kelli metni çok heyecan verici bulmadığımı söyleyeyim. Anne ve iki kızı arasındaki düğüm düğüm olmuş ilişkideki sorumluluğu büyük ölçüde anneye atmasından da politik olarak rahatsız olmadım değil. Ama son kertede duygusal damarları ince ince işlenmiş, alkol-uyuşturucu-kendine zarar verme gibi birbirinden hassas üç ayrı hastalıklı hali çok dikkatlice anlatmış bir metin.
Yönetmen Çağ Çalışkur da oyuncularının sınırlarını iyi kullanmış: Uçlarda gezinen karakterler; (anne) İpek Bilgin, (kızkardeş) Melisa Sözen, (abla) Ezgi Çelik, (hemşire) Melisa Doğu ve bu kadınların hayatına değen üç ayrı erkek olarak karşımıza çıkan Erkan Kolçak Köstendil tarafından hem birbiriyle hem de karakterlerin içsel sorunlarıyla uyumlu birer performansla sahneye taşımışlar. Dekorun duvarlarına takılıp çıkarılacak şekilde tasarlanmış işlevsel dekor ve soğuk ışık kullanımı da bu gerimli ailenin öyküsüne uyum sağlıyor. Craft’ın oyunlarında dekor, ışık ve müzik konusunda bir ortalamanın üstüne çıktığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Hepsi bir yana; ‘Kalp Düğümü’nün en ışıltılı yanı, zorlu bir işin altından layığıyla kalkan Melisa Sözen. İlk kez bu oyunla tiyatro yapmaya başlayan, uyuşturucu -ve anne- bağımlısı genç kız rolünde Sözen, Sözen, oyunun başında, yoksunluk krizlerinden birindeyken bahçedeki soluncanlardan bahsediyor. O esnada gözümüzün önünde sesini ve bedeni de solucanlaştırmış bir oyuncu olarak beliriyor Sözen. Nasıl iyileştiğini gördüğümüz bölümlerde metnin umutlu havası üzerinde uçuşuyorsa, dibe çöktüğü sahnelerde de her an parçalanıp un ufak olacak bir sürüngenmiş gibi oynamayı başarıyor. Kişisel olarak oyuna; öykünün meselesinden çok başta Sözen olmak üzere oyuncuların performanslarıyla bağlandığımı not etmek isterim. 

8 Mayıs Cuma 19.30’da Craft Kadıköy’de izlenebilir.