Hayal kırıklığına uğratmıyor

Emrah Serbes'in meşhur öyküsü 'Üst Kattaki Terörist', ikincikat eliyle sahnede. Oyunun yıldızıysa küçük Nurettin rolündeki Denizhan Akbaba.
Hayal kırıklığına uğratmıyor

Emrah Serbes’in adının sadece ‘Behzat Ç.’ ile anılmadığı günlerden, ‘afili filintaları’ takipte olanların su gibi içtiği ‘Erken Kaybedenler’in en can alıcı öyküsüdür ‘Üst Kattaki Terörist’. Asker ağabeyini güneydoğuda kaybetmiş 12 yaşındaki Nurettin’in, evlerinin üst katına taşınmış, ‘terörist’ olarak kodladığı bir gençle ilişkisini anlatır. ‘Türklük şuur ve gururuyla’ donanmış bu çocuğun gözünden, faşizmin ve halklara karşı düşmanlığın nasıl yeşertildiğini enfes bir ironiyle yazmıştır Serbes.

Hatırı sayılır bir süre sinemaya uyarlanmasını beklediğimiz ‘Üst Kattaki Terörist’ ikincikat yapımı olarak sahnede karşımızda şimdi... Duygu yoğunluğu yüksek bir metindir, oyun da öyle olmuş. Oyunun yıldızıysa öykünün hem ürpertici hem komik hem de çaresizlik hisleriyle dolu ruhunu üstüne giymeyi başaran ‘küçük Nurettin’, yani Denizhan Akbaba. 12 yaşındaki oyuncu belli ki yoğun bir prova süreci geçirmiş. Sami Berat Marçalı’yı en önce Denizhan’la çıkardığı bu sıkı iş için tebrik etmeli. Tabii Denizhan’ı da –her ne kadar repliklerinin yarıya yakınını çok hızlı konuşmasından dolayı yakalayamadıysam da- Nurettin’i bakışları, mimikleri ve inandırıcı beden diliyle sahneye taşıdığı için...

Beş sene önce ağabeyinin cenazesinde ‘çok güzel bir komando üniforması’ çekmişler Nurettin’e. Büyükler ‘ağlarsa teröristlerin sevineceğini’ söylemiş, hiç ağlamamış o da. Kameralara bir asker selamı çakmış, o gece bütün ana haber bültenlerindeymiş. O gün bugündür de ağlamamış zaten. Ağlamayarak, Kürtlerden nefret ederek, ‘Çırpınırdı Karadeniz’i söyleyerek, haber bültenlerini arayıp ‘hâlâ ağlamadığını’ duyurmaya çalışarak, ‘ocağa’ gidip gelerek; yedi yaşından beri ‘terörle mücadele etmiş’ bir çocuk o. Üst kata saçı başı karışmış, esmerce bir genç taşınınca da kararını veriyor; ağabeyinin intikamını bu ‘teröristten’ alacak!

Marçalı uyarlamada öyküye sadık kalmış. Sahnede Nurettin’in günlerini birlikte geçirdiği annesini ve üst kattaki ‘terörist’ öğrenci Semih ile kız arkadaşını izliyoruz. Anne Banu Çiçek Barutçugil, farklı karakterlerin üstesinden rahatça geldiğini her seferinde gösteren bir isim. Haylaz oğluyla başa çıkmaya çalışan Karadenizli şehit annesinde de sektirmiyor. Bedir Bedir’in iyi oyunculuğuna da yıllardır şahidiz. Kız arkadaş Gözde Kocaoğlu da Bedir de Nurettin’le de akıcı bir uyum içinde.

Yine de –biraz öyküyü bilmekten kaynaklanan, biraz alanın darlığının anne-oğul arasındaki koşuşturmacayı yapmacıklaştırmasından- oyuna hemen kapılmak mümkün olamıyor. Sonrasında ağırlık Semih’in evinde ama burada da aralara serpiştirilmiş Kürt öğrenci evi efektleri (türküler, halaylar vs.) sırıtıyor. Işık oyunu ve ağır çekim etkisiyle hazırlanmış eylem sahnesiyse, muhtemelen seyirciyi avcuna alacak anlardan.

Sahne; sol taraf öğrenci evi, diğeri sıradan bir aile evi olacak şekilde ikiye bölünmüş halde kullanılıyor. İki ev arasındaki koşturmalı git-geller mevcut dar alanda sıkışmaya mahkûm zaten. Ama evlerin kanepe, mutfak rafları gibi dekor parçalarının ‘aynılığı’ ister istemez göze batıyor. “Bağımsız tiyatrolarda Ikea dekorunun ötesine geçilmesinin vakti çoktan gelmedi mi?” dedirtiyor.

Sahneye edebiyat uyarlaması yapmak zor iş. ‘Üst Kattaki Terörist’ gibi kıymetli bir öyküyü, hayal kırıklığı yaşatmadan sahneliyor ikincikat. Okurken çarpılmıştık, oyundan da memnun ayrıldık…
Bugün ve yarın 20.30’da ikincikat karaköy’de.