Her aile bir kabile!

ikincikat'ın yeni oyunu 'Kabileler' insanın, iletişim kurma yetisinin nasıl hasar gördüğüne dair düşündüren, duygu yoğunluğu yüksek bir oyun. Sağır genç Billy rolünde Barış Gönenen ise çok etkileyici... 
Her aile bir kabile!

Ağır çekimde bir yemek sahnesiyle başlıyor hikâye; kocaman masanın etrafında anne-baba ve 20’li yaşlarında biri kadın, ikisi erkek; üç yetişkin çocuktan müteşekkil bir aile. Raflarından kitaplar taşan, her üyesinin piyano çalabildiği, akşam yemeklerinde operaya ya da dilin hayatımızdaki anlamına dair ‘derin sohbetlerin’ yapıldığı bir İngiliz ailesi… Onca gevezeliğe rağmen, masada ve evin her köşesinde bir duyma- konuşma problemi var. Konu ister annenin yazdığı polisiye romanın gidişatı, ister çocuklarını sürekli tenkit eden babanın gündelik şikâyetleri ya da Ruth ile Daniel’ın aşk ve iş hayatları olsun; dinmeyen bir kakafoni mevcut. Herkesin durmadan bağrıştığı, birbirini kah sofistike tespitler kah avam ifadelerle eleştirdiği, entelektüel seviyesi yüksek bir aile. Ve kimsenin kimseyi gerçekten dinlemediği…
Masanın en sessizi Billy ve biyolojik olarak ailenin asıl duymayanı o. Sağırlığı doğuştan, ama bu mükemmelliyetçi aile, uysal ve zeki oğullarının ‘sağırmış’ gibi yaşamaması için elinden geleni yapmış. İşitme cihazı ve dudak okumadaki maharetiyle iletişim halinde Billy, diğer insanlarla. Ta ki anne-babası sağır olan ve kendisi de yavaş yavaş sağırlaşan, ‘sağır toplumu’ içinde belli bir konuma gelmiş olan Sylvia ile tanışana kadar…  
Barış Gönenen, sağır genç Billy rolünde...

ikincikat’ın yeni oyunu ‘Kabileler’ yeni kuşak İngiliz oyun yazarlarından Nina Raine’in elinden çıkmış. Konu Raine’in aklına; sağır bir çiftin, çocuklarının da sağır olmasını dilediklerini söylediği bir belgesel izlemesiyle düşmüş. Her ailenin , kendi geleneğini birbirine aktarmaya kilitlenmiş birer kabile olduğundan hareketle yazmış oyunu, Raine. Her bir karakteri ayrı ayrı ustalıkla yazılmış bir oyun, ‘Kabileler’. Aile, dil, toplum içindeki farklı cemiyetler, toplumdaki alt kimlikler, birbirimizi dinlemek, anlamak ya da yok saymak üzerine izleyicisinde yoğun hisler yaratan, insanın en ayırt edici özelliği olan iletişim kurma yetisinin nasıl hasar gördüğüne dair düşündüren bir oyun.
Sami Berat Marçalı rejisini çoğu kez evin büyük yemek masasının etrafında kurmuş, çok da iyi etmiş. Diyalog ağırlıklı akan bir oyun ‘Kabileler’ ve her ne kadar bazen oyuncuların fazlasıyla ‘yükselmeleri’ rahatsız edici boyuta geliyorsa da hem oyuncu yönetimi hem de sahne rejisi açısından, metnin üstesinden ustalıkla gelinmiş. Özellikle ilk sahnelerde seyirci açısından yorucu olabilecek bağırış çağırış ve itiş kakış da neyse ki sonrasında toparlanıyor. İlk oyun heyecanı olduğunu varsayıyorum.
Gülce Oral Ruth rolünde... (önde).

Ekip oyun için işaret dili çalışmış. Ve evin sağır oğlu Billy’yi oynayan Barış Gönenen ile onun sağır kız arkadaşı Sylvia rolündeki Tuğçe Altuğ belli ki gerçekten sıkı çalışmış. Oyunculuk performansları iyi ilerliyor zaten ama Barış Gönenen bu sezon gördüğüm en iyi performanslardan birine imza atıyor. Sadece, işitme cihazı desteğiyle konuşan sağır genç rolünü nefis çıkardığı için değil… Bedenini, gözlerini, yüzünün her bir kasını kullanarak Billy’yi öfkesiyle, kırgınlıklarıyla ve sevinçleriyle inandırıcı bir şekilde karşımıza getirdiği için de… Sylvia rolünde Tuğçe Altuğ da özellikle son kısımda etkileyici bir iş çıkarıyor. (Ben sadece aileyle tanışma yemeğinde çok seri ve net bir şekilde duyup konuşurken aynı sahnenin devamında duymakta zorlanmasını anlayamadım.) Oyunun tartışmasız en eğlenceli karakteri olan Ruth rolündeki Gülce Oral, adını herhangi bir oyun tanıtımında gördüğümde heyecanlandığım oyunculardan. Yine kendini, sesini eğip büküyor; Ruth ile seyircinin gözünü alamayacağı, özgün bir karakter yaratıyor.
Sahne geçişlerine ve müziğin yükseldiği anların daha netleşmesi için yapılacak birkaç rötuşa, sahnedeki itiş-kakış halinin de azıcık pürüzsüz hale getirilmesine ihtiyaç var. Görüntüyü bu anlamda biraz netleştirirlerse, ‘Kabileler’ ikincikat’ın en etkileyici oyunlarından biri…  

KABİLELER 
Yazan:
Nina Raine
Yöneten: Sami Berat Marçalı
Oyuncular: İbrahim Halaçoğlu, Ayşe Lebriz Berkem, Haydar Köyel, Gülce Oral, Barış Gönenen, Tuğçe Altuğ
Süre: 120 dk.
Bilet Fiyatı: Öğrenci 20, Tam 40 lira.
Ne zaman, nerede?: 28 ve 29 Ocak, saat 20.30’da ikincikat Karaköy’de.