Kanınızı kaynatacak bir Shakespeare

Moda Sahnesi'nin yeni oyunu 'En Kısa Gecenin Rüyası', muzip sahne tasarımından oyuncuların doğal yorumlarına seyirciyi kolayca avucunun içine alacak bir Shakespeare yorumu olmuş. Oyunun en dikkat çeken performansı ise Melis Birkan'dan geliyor.
Kanınızı kaynatacak bir Shakespeare

Aşkla yanıp tutuşurken kendini kaybeden, kâh küçülen, kâh yücelen genç kadınlar ve erkekler, düğün hazırlıkları yapan bir dük-kraliçe, gizemli yetenekleriyle eğlence düşkünü, hırçın, kendini beğenmiş periler, beceriksiz bir esnaf-oyuncu grubu ve ay ışında bir yaz gecesi… Moda Sahnesi sezonu, Shakespeare’in en şenlikli oyunlarından biriyle açtı: ‘En Kısa Gecenin Rüyası’. (‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ ya da ‘Bahar Noktası’ adıyla bilinen oyunu Emine Ayhan-Aysun Şişik’in çevirisiyle sahneliyorlar.)
Shakespeare; Moda Sahnesi ekibinin kıymetlilerinden. ‘En Kısa Gecenin Rüyası’ da, yönetmen Kemal Aydoğan’ın Shakespeare’i bugünle buluşturma, Shakespeare’in şiirini, içinde bulunduğumuz ana; göze kulağa batmadan, olabildiğince doğal bir şekilde taşıma çabasının son derece tatmin edici bir örneği olarak karşımızda. Karakterler günümüzden kostümlerle çıkıyor karşımıza. Ve gerek ‘gerçek dünyaya ait olan sahneler’, gerek perilerin büyülü ormanlarındaki sahnelerde; tüm oyun inandırıcı bir akış içinde ilerliyor. 
Güncel kostümler; oyuncuların abartıdan -çoğu kez- uzak, sakin yorumları; seyirci sıralarını sahnenin iki tarafına yerleştirmek suretiyle ortaya alınan oyun alanı; tavandan sarkan donlar ve külotlarla, yeşil yeşil ışıyan ağaçlarla oyunun muzipliğiyle yarışan sahne ve ışık tasarımı (Sahne tasarımı Bengi Günay, ışık tasarımı İrfan Varlı); ara ara rock tınılarındaki özgün müzikler (Can Güngör) ve dört âşığın başından geçenleri bir modern dans koreografisiyle özetleyen etkileyici sahne ile finali bağlayan dans sahnesi (Koreografi Yeşim Coşkun)… Oyun tüm ayaklarıyla, seyirciyi rahatça içine çekiyor.

OLMASA DA OLURDU
‘En Kısa Gecenin Rüyası’nın –seyirciyi kahkahalara boğacağına şüphe olmasa da- tek göze batan kısmı, karakterlerin sınıfsal katmanlarının en altında yer alan, ‘kaba saba’ oyuncu-esnaf topluluğunun birer komiklik öğesi olarak yerelleştirilmesi olmuş. Topluluğun öne çıkan oyuncu-esnafı Bottom’ın (Caner Erdem) şalvarı, mendili ve ağzıyla bir Güneydoğulu, diğer üyelerinin de Egeli, İç Anadolulu, Rum, Trakyalı vs ağızlarla karşımıza çıktığı sahneler, pişmiş bitmiş nefis bir tatlının üstüne sonradan serpilmiş fazladan toz şeker gibi. Problem ne bu sahnelerin akışında, ne de her biri farklı ağızla konuşan oyuncuların performanslarında. Bilakis, Bottom başta olmak üzere her bir oyuncu da bu bölümlerde izlediklerimiz de su gibi akıp geçiyor, güldürmesine güldürüyor da… Ama –‘halk’ vurgusu yapmak adına dahi olsa- bu tür bir ‘yerel espiri’ oyunun genel havasına aykırı düşüyor, “Hadi, seyirciyi biraz daha eğlendirelim” diye yapılmış gibi duruyor…

‘En Kısa Gecenin Rüyası’ halihazırda zaten; bir Shakespeare metnini seyirciyi yormadan sahnelemenin başarılı bir örneği olmuş. ‘Birazcık daha eğlendirmese’ de olurmuş. Bu temel itiraz bir yana; daha önce de farklı Shakespeare yorumlarını izlediğimiz yönetmen Kemal Aydoğan, bu kez seyirciyi avucunun içine almakla, oyunun hakkını tam olarak vermek arasında -bana sorarsanız- önceki işlerinden çok daha sıkı bir denge kurmuş. Dahası; oyunun merkezinde yer alan dörtlü aşk düğümünde de kadının zekasına ve gücüne, metindekinden bir tık daha fazla ağırlık verilmiş. Çok fazla da göze sokmadan, kadınların yanında duran bir yorum bu. Güçlü-zeki-cesur kadın Hermia ile şapşal-sitemkâr âşık Helena’nın sözlerinde, tonlamalarında da rastlıyoruz bu dokunuşlara; periler kraliçesi Titania ile Amazon Kraliçesi Hippolyta’nın güçlü kadın tavırlarında da…

MELİS BİRKAN’A DİKKAT
Hermia’da Beyza Şekerci, Lysander’de Onur Ünsal, Helena’da Melis Birkan, Demetrius’ta Mert Fırat çok iyiler ama kişisel favorim geçen sene ilk defa ‘Bira Fabrikası’ ile tiyatro yapmaya başlayan Melis Birkan oldu. Birkan; Helena’nın önce aptal âşık, sonra da Hermia’nın karşısındaki sitemkâr kızarkadaş hallerine çok sempatik, eğlenceli bir yorum getirmiş.
Öte yandan Titania ve Hippolyta olarak karşımıza çıkan Didem Balçın da kendini izlettiren dikkat çekici bir performans çıkarmış. Mert Fırat, Onur Ünsal, Timur Acar üçlüsü için “bildiğimiz gibi” diyelim, beklendiği üzere, şaşırtmıyorlar. Volkan Yosunlu hafif feminen dokunuşlarla süslediği haşarı Puck’ta, Beyza Şekerci Hermia’da (Belki azıcık daha az çatık kaşlı olabilirdi), Ezgi Coşkun yerinde duramayan genç peride ve esnaf-oyuncu ekibini oluşturan Murat Tüzün, Hasan Demirtaş, Mert Şişmanlar, Alper Baytekin, Çağlar Yalçınkaya, Caner Erdem performanslarında, karakter yorumlarında özgün işler sergiliyor.
‘En Kısa Gecenin Rüyası’ baştan sona seyircinin kanını kaynatacak, tatlı hislerle çevreleyecek, iyi oyunculuklarla dolu bir gece yaşatacak bir iş. Takviminizde yer ayırın…


10 Ekim Cumartesi 20.30’da, 17 Ekim Pazar 17.00’da Moda Sahnesi’nde izlenebilir.