Özgür ruhlu kadınlar

'Kırmızı Ayakkabılı Kadınlar', büyük laflar etmeden, hınzır bir dille 'kadın özgürlüğü' meselesini sahneye taşıyan bir oyun.
Özgür ruhlu kadınlar

2013’ü gönül rahatlığıyla “Gidin, görün” diyebileceğim bir oyunla kapatmış oldum: ‘Kırmızı Ayakkabılı Kadınlar’. ‘Tiyatro BeReZe kadınları’ diyebileceğim bir ekibin elinde pişirilmiş, benzerlerinin tekrarına düşmeyen, küçük cin fikirlerle dolu bir kadın oyunu.

Sahnede de metni üreten ekip var: Firuze Engin, Sena Taşkapılıoğlu Kornhauser, Elif Temuçin ve Bilge Gültürk (Dönüşümlü olarak Melda Tuzluca). Çekici sahne ve kostüm tasarımı da yine bir kadının, Hilal Polat’ın elinden çıkma. Oyunun yönetmeni Erkan Uyanıksoy ve ışık tasarımcısı Utku Kara’yı bir kenara ayırırsak yani, anlatısından üretim aşamalarına bir kadın oyunuyla karşı karşıyayız.

Aslına bakarsanız bilmediğimiz bir öykü değil anlattıkları. Odağına anonim bir halk masalı olan ‘Kırmızı Ayakkabılar’ı alarak, masalın etrafına günümüzden, bu ülkeden ve hatta kendi yaşamlarından ‘kadınlık halleri’ anlatıları kurgulamış, ekip. Her episodda masalın bir bölümünü ve oyuncuların kimi zaman kendi isimlerini kullanarak, kendi hayatları üzerinden oyuna dahil ettiklerini izliyoruz. ‘Erkek gibi’ güçlü, dayanıklı, cesur yetiştirilen genç kadın da var, sokakta her an taciz endişesiyle yürümek zorunda olan kadın da. Metni oluşturan tüm parçalar -tıpkı ‘regl düğünü’ esprisi gibi- orijinalliğini ‘ilk’ olmakta değil, seyirciyi uyanık tutan, göndermeleriyle metni destekleyen ve eğlencesi bol mizansenlerinden alıyor. Grotesk oyunculuk biçimi de oyunun bütünlüğünü tamamlıyor. ‘5 çayı’ kıvamındaki masa başı kadın sohbeti sahnesi misal, son derece durağan ve sıkıcı olabilecekken bu riski alıp akıp giden bir episod daha yaratmış olmuş, yönetmen. Masalın kilise bölümünde oyuncuların abartılı ve eğlenceli mimiklerini takip ederken, masaldaki kızın başına gelenleri dinlemeyi kaçırmış olmam dışında oyunun bütünlüğünden hiç kopmadım.

‘Kadının özgürlüğü’ meselesini büyük laflar etmeden, aksine bir halk masalı eşliğinde ve hepimizin bildiği çocuk oyunları naifliğiyle anlatan ama hınzırlığı da elden bırakmayan bir oyun, ‘Kırmızı Ayakkabılı Kadınlar’. Kız çocuklarına ve kadınlara biçilen rolleri sıkıcı klişelerden uzak bir dille, ülke ve kent siyasetiyle bağını da kurarak önümüze seriyorlar.
Kırmızı Ayakkabılı Kadınlar, 21 ve 28 Ocak 21.00’de SekizinciKat’ta.

İnat etmeye devam



Tiyatro bir şekilde hep ‘yangında ilk vazgeçileceklerden’. 2013 boyunca da kentsel dönüşüm yolunda eksilen salonlar, itaatsizliğin bedelini devlet desteğinin kesilmesiyle ödeyen topluluklar, ‘genel ahlak’ tornasından geçirilmeye çalışılan oyunlar gördük. Ama bir yandan da sokaklarda, parklarda sahnelenen ‘Gezi oyunları’, birbiri ardına yola koyulan genç topluluklar, yepyeni mekânlar, sokakta olan bitene anında tepki veren genç ekipler ve sürekli bir dayanışma vardı tiyatro cephesinde. Tiyatro da ‘inat etmeyi’ bırakmayanların uğraşı işte, bundan sonra da inatla üretmeye devam edeceklerdir. 2014’te de direnişin sahnedeki halini görmek dileğiyle, iyi yıllar.