Sezonun ikinci yarısıyla tanışın

Bağımsız tiyatrolar cephesinde bir tür bahar tazeliği var; yeni oyunlar arka arkaya prömiyer yapıyor. Ekimde açılan sezonun 'ikinci yarı' özetini geçeyim istedim.
Sezonun ikinci yarısıyla tanışın

İntihar mı Cinayet mi?: Merve Engin bir kez daha sahnede tek başına. Tıpkı ‘Kıyıya Oturmanın Böylesi’, ‘Sinekler Sevişirken’ ve ‘Kaplumbağalar Şişmanlamaz Çünkü Kabukları Vardır’daki gibi… Bu sefer 42 yaşında, kendini ‘öte tarafta’ bulmuş, sıradan bir mahalleden, sıradan bir hayatın içinden, sıradan bir kadınla tanıştırıyor bizi. Evrim Yağbasan’ın ‘Kötü Hatıra Fotoğrafçısı 24 Saat Açık’ kitabındaki aynı adlı öyküden sahneye uyarlanmış oyun, “Öldürülen kadınlar nereye gider?” sorusunu sorduruyor insana. Cennete mi cehenneme mi? ‘Kahramanımız’ da tam olarak nerede olduğunu anlayamamışken bize geride bıraktığı yaşamını anlatmaya başlıyor. Kocası, mahalledeki üç-beş kadın arkadaşı, çocukları arasında geçen hayatını dinlerken ondan, aslında yaşarken doğru dürüst hiç kimseyle konuşamamış, sorularını kendine bile soramamış bir kadınla tanışıyoruz. İlk oyunu gördüm, Engin’in sahnedeki telaşı zamanla oturacak, performansı her zamanki kıvamına gelecektir ama metin hiçbirimize yabancı olmayan bu kadın için yeteri kadar derinlemesine bir öykü sunmuyor. Ufak rötuşlarla seyirciyi içine daha sıkı alacak bir kadın anlatısı olmaya aday. Beşiktaş’ın yeni ve pek sempatik mekânı Sahne Beşiktaş’ta… (www.pangar.com.tr)

Kabin: Kemal Hamamcıoğlu’nun asker dönüşü yazdığı metin Çağ Çalışkur’un yönetmenliğinde Craft Tiyatro bünyesinde sahneleniyor. Bir genç kadınla askerden kaçıp gelmiş gencecik bir erkeğin bir seks kabininde buluşması. Sahnede Gonca Vuslateri ve Bora Akkaş var. İçinden sadece kadınlık-erkeklik ve ilişkiler değil, memleket hallerinin de geçtiği bir karşılaşma hikâyesi… Başladı bile…
(www.atolyecraft.com)

Gündüz Niyetine: Seyircisini her seferinde masalsı âlemlere sokup gerçekçi şeyler anlatan Tiyatrotem’in yeni oyunu. Şöyle özetliyor ekip (Şehsuvar Aktaş, Ayşe Selen, Ayşe Bayramoğlu) oyunu: İki ‘hayalbazın’, sözüm ona topluca kötü bir rüya görmüş olan seyircilerine, Alfred Jarry’nin Zincire Vurulmuş Übü oyunundan sahneler aktararak bu rüyayı hayra yorma gayreti üzerine kurulu. Oyunda hikâye anlatma, gölge oyunu teknikleri iç içe geçirilerek kullanılmakta. 1 Mart itibariyle Maya Cüneyt Türel Sahnesi’nde. (www.tiyatrotem.com)

Biz Küçükken Babamla Oyunlar Oynardık: Tiyatro Boğaziçi’nin ‘yenisi’. 9 Şubat’tan beri sahnede. Can Merdan Doğan imzalı. Sahnede Ayşe Selen, Cüneyt Yalaz ve Metin Göksel var. Bay Kel, babası Hamdi Bey ve evin emektarı Mürüvvet arasında kurulan hikâye seyirciyi ‘seyirci-sanat-iktidar’ ilişkileri üzerine düşünmeye davet ediyor. Baba-oğul, iktidar-sanat ilişkisine dair sorularına, Shakespeare tiradları eşlik ediyor. (www.mayasahnesi.com)

Bent: 1 Mart’ta prömiyer yapacak bir oyun daha. Meltem Cumbul’un yönetimindeki ‘Bent’, yeni gruplardan birine ait: D22. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan geçen sene mezun olmuş Emir Çubukçu, Can Kulan ve Berkay Ateş’in kurduğu grubun mekânı Hamursuz Fırını. Martin Sherman’ın yazdığı ‘Bent’, Nazi Almanya’sında eşcinsellerin yaşadığı şiddet ve baskı dolu ortamı fon alarak yaşama sevincini ve aşkı anlatırken, faşizm eleştirisi yapıyor. (www.tiyatroD22.com)

‘Olmamış mı?’: Studio 4 İstanbul’un tiyatro festivalinde prömiyer yapan ve 90’lara dair bir ‘hafıza eşeleme’ projesi olan ‘Olmamış mı?’nın ekibi şu ara oyunu yenilenmiş haliyle sahnelemek üzere prova halinde. Festivalde izlememiş olanlar, Fatih Gençkal yönetimindeki oyunu önümüzdeki haftalarda son haliyle görebilecek. (www.studio4istanbul.com)