'Tiyatronun medresesi olur mu hiç?' demeyin!

Zeytin ağaçları arasında kalan avluda tiyatro yapılacak bir 'medrese' inşa ediliyor Şirince'de...

Bir oyun öncesi ayaküstü sohbette öğrendiğimde, ilk duyan/duyacak hemen herkes gibi “Nasıl yani?” demiştim. Erdem Şenocak, Seyyar Sahne olarak bir ‘Tiyatro Medresesi’ inşasına giriştiklerini anlatıyordu. Seyyar Sahne ekibinin uzun süredir yaz aylarında tiyatro kampı yaptığından haberdardım. Şirince’de –bana sorarsanız –delice bir cesaretle giriştikleri ‘Tiyatro Medresesi’ fikri de bu kampların ötesine geçip; hem sabitlenme hem de daha fazla insanın katılımına olanak sağlamak niyetiyle çıkmış. İlham kaynakları; doğada ‘kapanıp’ çalışmayı seçen Grotowski ve Barba gibi tiyatro ustaları…
Şirince’de ‘medrese’ mimarisinde inşa edilen yapı tamamlandığında kısa vadede 30, uzun vadede 60 kişinin kalabileceği bir mekân olacak. Erdem Şenocak’ın verdiği ön bilgiler sadece tiyatrocuları değil edebiyat, müzik, sinema, felsefe, resim alanlarında kafa patlatanları da cezbetmeye aday: “Zeytin ve incir ağaçlarıyla çevrili büyük bir avluya sahip, 250 kişilik bir amfitiyatro, 200 metrekarelik bir kapalı gösteri ve prova salonu, çalışma salonları, yatakhaneleri, yemekhanesi ve mutfağı olan; sanatçıların hem çalışıp hem konaklayabilecekleri bir tesis olacak.” Mekânın doğasına uygun bir çalışma hayal eden tüm sanatçılara da açık kapıları…
İstendiğinde kapanıp inzivaya çekilmeye, istendiğinde avluda kolektif üretime olanak sağlayan bir mekân, planlanan. Tiyatronun doğasında olan, ‘birlikte yaşamaya’ açık bir alan yani. Üniversite tiyatrosu deneyimi olanların pek iyi anlayacağı bir hal: Profesyonel dünyadan uzak bir alanda, küçücük bir sahne ve –varsa tabii- kulüp odasında, kocaman bir alternatif hayat yaratmak demektir, üniversitede tiyatro yapmak. Sabahları diğer öğrenciler amfinin, kantinin yolunu tutarken sizin ilk uğrak yeriniz –muhtemelen akşamı da edeceğiniz– sahnedir. Aslolan prova saatleri değildir, zaten sabahtan akşama o mekândasınızdır. ‘Medrese’ de ‘üniversite tiyatrosunun’ kokusunu bilenleri çok daha fazla heyecanlandıracaktır muhtemelen.
Proje tiyatro çevrelerinin ve farklı alanlardan sanatçıların desteğini de almış. Ama asıl yük Seyyar Sahne’de, ekibin oyunlarının tüm geliri Medrese’ye gidiyor. Yarıya yakınının bitmiş olması da bu sayede. Çorbaya tuz katmak isteyenler ‘www.tiyatromedresesi.org’ adresine göz atabilir.
Altıdan Sonra Tiyatro’nun ‘Fail-i Müşterek’ oyununun bu akşam 20.30’daki gösterisinin geliri ‘Medrese’ye gidecek./Kumbaracı50

‘Kadınların sineması’ için...
“Hayat geçer. Bir kadın görür. Bir film yapar.” 10’uncu yaşına giren Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali bu üç sade cümleyle bile heyecanlandırıyor. Her sene, 8 Mart’ın ertesinde, kadın yönetmenlerin ‘hayata dair sözlerini’ ettikleri filmlerle buluşturuyor bizi, Filmmor. Sinema son derece ‘erkek yoğun’ bir sektörken, yüklenen kimliklere itaat değil isyan eden kadınlarca yapılmış filmler göreceksiniz programda. Bu hafta filmlere giderken çantanızda kâğıt-kalem olsun muhakkak. Sinemada cinsiyet eşitliğinin sağlanması için cin fikirlerinizi not edip, salonların girişindeki kutulara atın. Kültür Bakanlığı’na iletilecek önerileriniz; kadın elinin, aklının değdiği daha çok film görmemize vesile olacaktır…