Ayılar ve insanlar

Son iki haftadır kafam ayılarla meşgul. Bildiğim tüm ayı hikâyeleri olmadık zamanda peşi sıra aklıma üşüşüyor... Bu zincirleme reaksiyon her seferinde Karacabey'deki ayı barınağına gönderilen dünya tatlısı Datvi ve onu büyüten ve de belgeselini çeken Cemal Gülas'ın hikâyesiyle başlıyor.

Son iki haftadır kafam ayılarla meşgul. Bildiğim tüm ayı hikâyeleri olmadık zamanda peşi sıra aklıma üşüşüyor... Bu zincirleme reaksiyon her seferinde Karacabey'deki ayı barınağına gönderilen dünya tatlısı Datvi ve onu büyüten ve de belgeselini çeken Cemal Gülas'ın hikâyesiyle başlıyor. Sanki (bir kuşağın unutamadığını yeni keşfettiğim) 'Bir Sevgi Filmi: Ayı' bu kez Türkiye'ye uygun bir senaryoyla çekiliyor. Herkes işin 'Sevenleri ayırmayın. Datvi'ye özgürlük' tarafına takılıyor. 'Ayılar nüfusları artınca öldürülmeliler' zihniyetinde bir Orman ve Çevre Bakanlığı'nın bulunduğu memleketimizde, Datvi'nin hayatının güvence altına alınmış olabileceğini düşünen ise pek yok.
Yaşadıkları bölgede yiyecek bulmakta zorlanan ayılar, hele bir de insana ve hazıra alışmışlarsa, yerleşim yerlerine yaklaşıyor, bazen karınlarını doyurup gidiyor, bazen de o kadar şanslı olamıyorlar. Aklıma kısa süre önce Bingöl'de suyun içindeyken taşlar ve sopalarla linç edilen ayı geliyor. Ayılar bir tarafa, aramızda uzaylılar da dahil, karşılaştığı her türlü yabancı cisme, kediye, köpeğe, kuşa taş atma eğiliminde insanlar yaşıyor.
İnsanla yakınlaşmış, karnı aç ve oyuncu bir ayı hikâyesi de İzmit'ten. Bir aile tarafından beslenen yavru ayı, serpildikten sonra da bu aileyi ziyaret etmeye devam ediyor. Bir gece evin kapısına omuz atıp giriyor, karnını doyurduktan sonra evin büyükannesini yatak odasında ziyaret ediyor. Canı oynamak istiyor ve büyükanneyi bacağından çekip yataktan kaldırmaya çalışıyor. Yatağınızda, bacağınızı tırmalayan iri bir ayının gölgesinde uyandığınızı düşünün.
Ve Amerika'dan bir ayı hikâyesi... Rock grubu Whitesnake'in kurucusu ve solisti David Coverdale, California ile Nevada arasındaki Tahoe Gölü kıyısında yaşıyor. Kahramanımız (kelimenin tam anlamıyla bir kahraman) bir gün mutfağında bulaşık yıkarken, pencereden bir çift gözün kendisine baktığını hissediyor. Karşısında koca bir Kara Ayı duruyor. Coverdale şoktan sıyrılıp, pencereyi kapatıyor. "Nefesini elimde hissettim" diyor. Hemen ortadan kaybolan ayının neler hissettiğiniyse bilmiyoruz. Belki o da korkmuştur.
İkinci ziyaret Coverdale stüdyoda çalışırken gerçekleşiyor. Salona çıktığında kapısının kırık, buzdolabının açık, içindeki meyve tabağının da boş olduğunu görüyor Coverdale. Eve alarmlar takılıyor, kapılar pencereler günün her saatinde sıkı sıkı kapatılıyor. Ancak evde kalan misafirlerden biri odasının kapısını açık unutunca, yeni bir ziyaretçi daha dalıyor içeriye. Üstelik bu kez serinlemek için havuza da giriyor. O sırada telefonda olan Coverdale'e haberi küçük oğlu veriyor. Coverdale elinde gürültü çıkaran birtakım aletlerle bu devi de kovalıyor. Ardı arkası kesilmeyen ayı ziyaretlerini engellemek için çevrede nam salan bir ayı yakalayıcısını çağırıyor Coverdale. Tam gün süren bir operasyonla evi tekrar ziyarete gelen iki ayıyı, zarar vermeden bayıltıyorlar. Ayıları yakalayan adam birini tanıyor, daha önce de oburluk ederken yakaladığı bir dişi. Yani huylu huyundan vazgeçmiyor. Baygın ayılar, doğal hayatlarını sıkıntı çekmeden sürdürebilecekleri bir bölgeye götürülüyorlar. Coverdale diyor ki, "İklim değişikliği nedeniyle son zamanlarda su bulmakta zorlanıyorlar. Piknikçilerin bıraktıkları yiyeceklere de alışmışlar. O yüzden buralara iniyorlar. Sonuçta burası onların yaşam alanıydı. Ama insanlar yerleşince durum değişti. Her gün bir trajedi yaşanabilir... Geçenlerde kasabaya inen bir ayıyı vurmuşlar."
Gülas anlatıyor... Datvi bir gün bir aracı Gülas'ınkine benzetiyor ve peşinden ilçeye kadar 11 kilometre koşuyor. Ahali de onu Gülas'ın evine doğru kovalıyor. Gülas, Datvi'nin çevrede tanındığını ve böylece riskleri bir ölçüde aştıklarını söylüyor. Ama riskleri bir ölçüde aşmak demek, bir ölçüde de aşamamak anlamına geliyor. 'Bir ayının sorumluluğunu üstlenmek' bu riskleri de tamamen ortadan kaldırmayı gerektiriyor.
Datvi, şimdi kendi türüne alışmaya çalışıyor. Şu sıralarda Karacabey'de yaşıtı olan ayılarla karşılaştığında kaçıp insanlara sığınıyor. Onlarla kaynaşınca 110 dönümlük barınakta serbest bırakılacak. Bu barınağın Datvi'nin yurduna kıyasla sınırları olacak belki, ama o sınırlar Datvi'yi saçmalardan, çiftelerden, taşlardan, sopalardan, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın izniyle ya da izinsiz ava çıkanlardan, yani 'insanlardan' koruyacak. Datvi'nin karnı doyacak, sevgiyi kendi türdeşlerinden görecek ve buradan bir 'ayı'nın hayatının orijinal senaryosuna daha yakın bir hikâye çıkacak...