Bir tutam bayram notu...

Geçen hafta her biri ayrı yazı konusu olur diye deftere aldığım notlar, not olarak kaldılar... Bayram dolayısıyla bukle bukle yazayım dedim. Kısacası not defterimi takdimimdir...
Bir tutam bayram notu...

Ankaraspor, İnönü?deki Beşiktaş galibiyetini işte bu taraftarıyla paylaştı. FOTOĞRAF: CENGİZ MALGIR

Beşiktaş-Ankaraspor maçında Ankara’nın ilk golünden sonra deplasman seyircilerine ayrılan bölümde tek başına oturan Ankara seyircisinin gol sevinci görülmeye değerdi... Sempatiyle izledik... Ama bir takımın şeref tribününde kalan tribünlerden daha çok taraftarı varsa, sahada ne kadar güzel futbol oynarsa oynasın, başında kim olursa olsun, maç kaç kaç kazanılırsa kazanılsın bir şeyler eksik kalıyor işte.
***
Süper bir fikrim var. Hani Mustafa Denizli Beşiktaş’ın başına geçtiğinde asıl hedef Beşiktaş’a uzunca bir süredir hasret kaldığı şampiyonluğu kazandırmak, ikincil hedef de Mustafa Denizli’nin üç büyüğün başında şampiyonluğa ulaşmış ilk teknik direktör olarak tarihe geçmesiydi ya, ben de diyorum ki madem öyle, yarışı daha da heyecanlı bir hale getirelim: Lucescu Fenerbahçe’nin başına geçsin, Daum da Galatasaray’a gelsin... Şampiyonluk yarışı bambaşka bir boyut kazansın. “Hangisi daha önce üç büyüğü şampiyon yapan teknik adam olarak tarihe geçecek? Az sonra..” tadında izleyelim.
Sezon sonunda diyelim birinden biri şampiyon oldu ve bu iddia ortadan kalktı? E kolay, bu defa üçünü birden Anadolu kulüplerine yollayıp, 5. şampiyonu çıkartmayı denetiriz... Bu üçü Anadolu’dayken, Fatih Terim Galatasaray’a, Tigana Beşiktaş’a, Zico da Fenerbahçe’ye geri dönerek, “İkinci kez bir takıma gelen teknik direktör başarısız oluyor” klişesini çürütmeyi denerler... Bir yandan da Lucescu Fatih Terim’le, Tigana Zico’yla, Hıncal Uluç Lucescu’yla, Daum Aziz Yıldırım’la vs olan rövanşı almaya çalışır... Lig renksiz diyenlere gökkuşağı!
***
Yüksek irtifada çıkabilecek sorunların engellenebilmesi için belirli yüksekliklerde bir süre durup, o irtifaya alışmak, ‘aklimatize olmak’ gerekir ya, bence bizim futbolumuza dahil olan yabancılar için de, teknik direktör olsun, futbolcu olsun, bir ‘aklimatizasyon’ süresi gerekiyor. Ben burada doğdum, kaç senedir burada yaşıyorum, hâlâ bi’ dolu şeye alışamadım, adamlar hafta içi İstanbul’da, hafta sonu ‘şimdi-hangi-vilayeti-yazsak-alınmazlar’ orada, bocalamaları sizce de normal değil mi? Önce Deivid, sonra Lincoln Brezilyalılarda bu sürenin bir yıl olduğunu gösterdiler. Her millet için ayrı ayrı keşfettik mi, bütün sorunlar ortadan kalkacak demektir.
***
Atletico Madrid-Marsilya maçında taraftarla polis arasında çıkan olayların ardından Atletico’ya ceza gelmişti, hatta Liverpool maçında denk geleceği için Torres’in çok üzüleceği falan konuşulmuştu, gerçi Torres sakattı ve zaten ceza da Liverpool maçı sonrasına ertelenmişti ya, belki biliyorsunuz taa o gün gözaltına alınan ve sonra da çıktığı mahkemede 3,5 yıl hapse mahkûm olan bir Marsilya tribün lideri var: Santos Mirasierre, nam-ı diğer Santi. Üç polis şikâyetçi kendisinden ama aslında aleyhine kanıt bile olmadığı, hatta eldeki görüntülerde polise sandalye atmak yerine, polise atılan sandalyeyi engellediği bile söyleniyor ama gel gör ki uzun süredir taraftar gruplarını kontrol altına almak isteyen İspanyol polisi de tam davasını bulmuş ve peşini bırakmaya niyeti yok.
Şimdilerde Santos’a dünyadaki bütün taraftar gruplarından destek yağıyor, Marsilya’nın son maçında takım sahaya “Santos’u serbest bırakın” pankartıyla çıktı ve tribünler onun için hazırlanmış flamalarla doluydu. Bu akşamki maçta Atletico’ya tepki koymak isteyen Marsilya taraftarları tribünleri boş bırakarak, takımlarını stat dışından destekleyeceklerini açıkladılar. Erik Gerets de Santos’un yanında olduklarını ama daha büyük olaylar çıkmasından ve bunun Marsilya’ya zarar vereceğinden endişelendiğini açıkladı. Siz bizim kavurma yediğimize bakmayın, aslında merakla akşamı bekliyoruz. Size de iyi bayramlar!