Bordeaux maçının düşündürdükleri

Geçen sezon Galatasaray, Bordeaux?nun Panionios?u Yunanistan?da yenmesi sayesinde UEFA?da gruptan çıkabilmişti. Oysa Türk spor basını, maç öncesi onları çoktan yargılamıştı bile: Panioniosa yatacaklar
Bordeaux maçının düşündürdükleri

Galatasaray, daha önce Avrupa?da karşılaştığı Bordeaux?yu hiç yenemedi.

Bordeaux’ya ilk gittiğimizde teknik direktörleri Ricardo’ydu... Sert görünüşlü ama yumuşak bir tipti... Bordeaux kazanmış, maç sonunda Galatasaray’ı övücü konuşmalar yapmıştı. Maç öncesi ziyaret ettiğimiz Bordeaux kulübünün resmi satış mağazasındaki satıcı kadın, Bordeaux şehrin tek takımı olduğu halde, “Galatasaray akşam kiminle oynuyor?” diyerek Fransız kadınları, dönüş yolunda pasaport memurları “Maç kaç kaç bitti?” diye sorarak Fransız erkekleri hakkındaki düşüncelerimizi pekiştirmişlerdi. Havaalanındaki gazete bayiindeki dekorasyon dergilerini talan eden futbolcular sayesinde, Galatasaraylı eşlerin dekorasyona fazlasıyla meraklı olduklarını öğrenmiştik. Dönüşte, bir arkadaşıma izlenimlerimi, “Valla Paris’te Fransız restoranı diye gidip mutfak kapısı aralanınca içerde yemek yapan Hintlileri görmekten sıkılmıştım. Bordeaux’da herhangi bir restoranda sofra şarabı söyleyince bile güzel bir Bordeaux geliyor; yemeği de, servisi de gerçek Fransızlar yapıyor” diye anlatmıştım. Cevaben, “Irkçı” demişti. Paris’te Fransız restoranlarında yemekleri Hintliler yapıyor demenin nesi ırkçı? Bu olsa olsa bir saptama olur yani. Allah allah.
Bordeaux’ya ikinci gittiğimizde teknik direktörleri Laurent Blanc’dı... Yumuşak görünüşlü ama sert bir tipti... Maçı yine Galatasaray kaybetmiş, maç sonunda Sarı-Kırmızılıları övücü konuşmalar yapmıştı. O sene Galatasaray UEFA’da bir sonraki tura kaldıysa, bu Bordeaux’nun Yunanistan’da Panionios karşısında yarattığı mucize sayesinde olmuştu. O maçtan önce basınımızda, “Bordeaux Yunanistan’a 12 as oyuncusunu evde bırakarak gitti, Panionios’a yatacak” haberleri çıkmıştı.
Fransız gazeteci arkadaşlar sayesinde Bordeaux’ya bir gelenin bir daha zor koptuğunu, takımda oynayan hemen hemen bütün futbolcuların, eski antrenör Ricardo’nun, Tigana’nın şehirde evleri olduğunu, Bordeaux kulüp merkezinin bir şato olduğunu öğrenmiş; şehrin meydanındaki görkemli at heykelleriyle süslü çeşmenin, 2. Dünya Savaşı’nda Almanların her istila ettikleri yerdeki metalleri toplayıp eritmek ve sonra başka bir yeri bombalamak için top imal etmekte kullandığını bilen şehir halkı tarafından nasıl söküp saklandığının, ama biraz fazla iyi saklandığı için uzun süre bulunamadığının, sonunda yıllar sonra bulunarak nasıl tekrar eski yerine koyulduğunun hikâyesini dinlemiştik.
Futbol tanrıları Bordeaux ve Galatasaray’ın bir kez daha karşılaşmalarını istedi. İlk kez iki ayaklı bir maçta oynayacak takımlar. Hafta sonu oynanan maçlarda hangisi hangisine gözdağı verdi tam bilinmez ama Galatasaray’ınkini zaten bildiğinizi varsayarak Monaco-Bordeaux maçını biraz detaylandırayım. İlk yarının kapanış maçında eski antrenörü Ricardo’nun yeni takımı Monaco’yla karşılaşan Bordeaux çok spektaküler bir maça imza attı. Devreye 23,5 yaş ortalamalı rakibi karşısında 2-0 mağlup giren Girondin’ler, üçüncüyü de soyunma odasındaki paparadan hemen sonra yediler. Ancak sonrasında maçı bu sezon Fransa’da örneği görülmemiş bir geri dönüşe imza atarak 3-4 bitirmeyi başardılar. Benzerlik biraz fazla olacak ama geçen şubatta bir de 6-0 yenmişlikleri var rakiplerini.
Maçtan sonra yıldız tablosuna baktım. Kazanan taraf Bordeaux olmasına rağmen, spektaküler olan oyunları değil aldıkları skor olduğu için yıldızları Monaco’lular toplamıştı. Geçen eylül ayında tribünde ürünlerini satmaları yasaklandığı için o zamandan beri maçları boykot eden Monaco ultraları yasağın kaldırılmasından sonra ilk kez bu maçta yerlerini almışlar ve hazır gelmişken de maç sonunda Ricardo’yu yuhalamışlar. Ama okuduğum kadarıyla maçın asıl adamı hakemmiş, hakem. Kendileri de fosforlu sarı forma giydikleri halde, aynı renk forma giyen Bordeaux kalecisi Ulrich Rame’den formasını değiştirmesini istememiş. Bu hakem hatasına mı girer, kural hatasına mı? Monaco’lular  Cavenaghi’nin ofsayt golüne bile itiraz etmemişler ki bilelim.