Derbi bitti, yorumları kaldı yadigâr

Derbinin kuralları belliydi; iyi olduğunda Fenerbahçe kazanır, kötü olduğunda yine Fenerbahçe kazanır... Peki ya Galatasaray iyi olursa? Pazar gecesi bu sorunun cevabını da almış olduk
Derbi bitti, yorumları kaldı yadigâr

Lincoln, Schalke formasıyla Kadıköy?de iki kez avladığı Volkan Demirel?i önceki gece bir kez daha yokladı ama 90 dakika sonunda üzülen kendisi oldu. FOTOĞRAF: AZİZ UZUN / AA

Son 10 senenin falan işi değil bu; 1982’de stat açıldı açılalı, burada oynanan 25 lig maçının 18’ini kaybetmiş, 5’ini kazanmış Galatasaray. Son 10 yılda oynananların da sadece 2’sini kazanabilmiş... Buna mukabil 1982’den bu yana Fenerbahçe 8, Galatasaray 11 kez şampiyon olmuş... Bir de 1982’den bu yana Galatasaray olmuş, Beşiktaş olmuş, Trabzon olmuş, Kayseri olmuş, Kocaeli olmuş, Sakarya olmuş, Bursa olmuş, Gençlerbirliği olmuş ama Fenerbahçe hiç olamamış bir Türkiye Kupası da var meraklısına...
Yani karamsarlığı bir hayat görüşü olarak mı benimsediniz, yoksa optimizm sporuyla mı uğraşıyorsunuz bilemem ama ne olursanız olun hepinizi ziyadesiyle mutlu edecek kadar skor, hezimet, başarı, anı biriktirmiş tarih... Seçin, beğenin, alın... Çünkü kayıtlara, arşivlere, belleklere hiç durmadan geçirip durduğumuz bu skorlardan, bu sonuçlardan hangisi daha ağır basıyor futbol terazisinde belli değil. Tabii gönül terazisinde hep son maç en ağır basıyor, o ayrı.
***
Kadıköy’de sürekli Fenerbahçe’nin kazanması kadar değişmez bir başka şey daha var: Galatasaray taraftarına yapılan muamele... Ben zaten senelerdir bir avuç deplasman taraftarının neden koca stadyum boşalana kadar orada tutulduğunu anlayabilmiş değilim, bir kere sorduydum, efendim, deplasman taraftarları önce çıkarlarsa sokaklara saklanıp ev sahibi taraftarları bekler, kavga çıkarırlar dedilerdi, bir avuç taraftarın bir stat dolusu adamı hangi sokak arasında nasıl kıstırıp dövecekleri konusunu pek anlayamamakla beraber, şimdi bir de oturup detaylı detaylı anlatırlar diye tekrar sormaya korkup sustuydum da susmamak lazımmış sanırsam.
Çünkü ortalığı bu mantıksız mantığa bırakınca, abartı kaçınılmaz oluyor. Her sene Kadıköy’e münferiden giden ve önce takımlarının yenildiğini seyredip, sonra ev sahibi takım ve taraftarların sevinç gösterilerini en ince ayrıntısına kadar seyretmek zorunda kalan deplasman taraftarları 20.45 itibariyle biten bir maçın iki saat ardından ancak 22.30 gibi stattan çıkabilmenin ve evin sokağın köşesinde bile olsa gecenin o saatinde toplu halde Haydarpaşa’ya kadar yürütülüp oradan Avrupa yakasına geçmek zorunda bırakılmanın mantığı nedir? Üstelik bir türlü laf anlatamadığın polis tarafından itilip kakılarak? Bu da Kadıköy’ün bir başka değişmezi olma yolunda.
***
Derbi maçlar sonrası kazananı daha da mutlu eden, kaybedeniyse daha da kahreden şey maç yorumları. Kazanan taraf sevinçten, kaybeden taraf mazoşistlikten bütün yorumları seyretmek istiyor. Maç ertesi maç yorumlarını seyrederek başlayan süreç, sonra yorumlara yapılan yorumları, yorumlara yapılan yorumlara yapılan yorumları tadında uzayarak sürüyor. Bir sonraki hafta sonuna kadar.
Bu sürece katkı yapmak adına soruyorum: Son dönemlerde ilk 15 dakikasıyla son 15 dakikası birbirinden bu kadar farklı bir maç seyretmiş miydiniz? İlk 15 dakikası heyecandan, son 15 dakikası sıkıntıdan çatladık. Fenerbahçe’de de fazla değişen bir şey yoktu aslında, aynı sistem yoksunluğu, aynı kadro sıkıntısı. Farkı Deivid yarattı. Galatasaray’da da değişen bir şey yoktu, bir Galatasaray var ki benden içeri, maça hangi Galatasaray’ın çıktığını maç başlayana kadar anlayamıyorsunuz.
Bu maça kadar burada oynanan derbilerde öğrendiğimiz şeyler vardı:
1. Fenerbahçe’nin ilk pozisyonu gol olur. Ki oldu.
2. Galatasaray bir maçtan diğerine, hatta aynı maç içinde inişli çıkışlı bir grafik sergiler. Ki sergiledi.
3. Fenerbahçe iyi olduğunda Fenerbahçe’nin kazanır. Kötü olduğunda Fenerbahçe kazanır. Bunları da biliyorduk da Galatasaray iyi olduğunda sonucun ne olacağını kestiremiyorduk. Meğer yine Fenerbahçe kazanıyormuş, onu da öğrenmiş olduk.