Marka, imajın nesi olur?

Marka insanların ilgili olmasalar bile, otomatik olarak ne olduğunu bildikleri şeydir. Ancak marka o hatırlanan isimden ibaret bir şey değildir, markanın nasıl algılandığı bazen kendisinden bile önemlidir...
Marka, imajın nesi olur?

Emre Belözoğlu, ?Galatasaraylı bir marka?ydı, artık Fenerbahçe?yle anılacak. FOTOĞRAF: AP

Bir firmanın, sadece logo bazında tanınır hale gelmesi, diyelim Nike’ın o meşhur ‘swoosh’unu gördüğümüzde onun Nike olduğunu otomatikman bilmemizi sağlayan o yol ne meşakkatlidir bilir misiniz? adidas’ın (ilk harfini bilerek küçük yazdım, markalara saygı kuşağındayım) üç şeridinin ısrarla peşinde koşması ve iki değil, dört değil de üç şeridin bu kadar göze güzel görünmesinin sebebi de aynı ısrardır...

Pazarlama ve markalaşma açısından baktığımızda futbol kulüplerinin ve futbolcuların ne kadar şanslı oldukları tartışılmaz... Türkiye sınırları dahilinde Mercedes logosunu görünce ne olduğunu anlamayacak kişiler olabilir ama Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin ya da Beşiktaş’ın logosunu görünce “Bu neydi ya?” diyecek kişi çıkmaz.  Aynı şey bazı futbolcular için de geçerlidir. Hepsi değil belki ama şanslı birkaç tanesi o ‘markalık mertebesi’ne ulaşmışlardır ve her markada olduğu gibi ne olduklarından çok, ne olarak algılandıkları daha önemlidir artık.

‘Hayırlısı olsun’ demekten ötesi
Ama görülen o ki bu ‘profesyonel sporcu’ milleti, şirketlerin milyonlar harcayarak oluşturamadığı marka değerine, üzerine bir de para alarak sahip oldukları için kolayca harcıyorlar. Lafı Emre Belözoğlu’na getireceğimi anlamışsınızdır. Bu transfer daha söylentiyken cep telefonuma mesajlar yağıyordu. “N’olur gerçek olmadığını söyle” tadında mesajlar... Beni Fenerbahçe Galatasaray’ı her yendiğinde, yani yaklaşık senede iki kere filan arayan ve bir süredir de aramayı kesen (hehe) bir arkadaşım bile aradı, “Karnıma kramplar giriyor” diyerek... Ben de üzerinize afiyet Euro 2008 öncesi futbol detoksundayım, yeşil diye dolara bile bakmıyorum. Cevaben ancak, “Hayırlısı” diyebildim sadece... Sonuç olarak Inter’de, Newcastle’da oynasa da ama algılanan değeri ‘Galatasaraylı Emre’ olan birinden bahsediyoruz.

Benim için işin olayın daha da ilginç kısmı, bu transferleri yapan futbolcuların hadi markalarına değer vermiyorlar diyelim ama eski arkadaşlarıyla da mı konuşmuyorlar durumudur asıl. Fatih Akyel mesela, ben ne zaman gitsem Florya Flyinn’de... Galatasaray’a en çok yaklaşabildiği yer orası ve öyle de kalacak... Okan Buruk geri geldi ama dünyanın en iyi karakterli futbolcusu olması, taraftarın ona eskisi gibi bakmasını sağlayamıyor maalesef... Ayhan desen ne Beşiktaşlılar unuttu, ne bunca seneye rağmen Galatasaraylılar tam olarak kabul etti... Tümer desen öyle, Sergen desen öyle... Sivas’tan geldi, bu sene çok iyi oynadı da kimsenin sesi çıkmadı ama inanın Servet bile derinlerde bir yerde hala Fenerli, tıpkı Tomas gibi, tıpkı Tanju’nun bir türlü Fenerbahçeli olamayışı gibi...

Fenerli İbo, Galatasaraylı Şükür
Bundan yıllar önce bir basketbolcu arkadaşımla yaptığım ‘formaya bağlılık’ tartışmasını hatırlıyorum. O ‘profesyonel bir sporcu’ olarak, forma aşkı diye bir şey olmadığını, spor hayatının sanıldığı kadar uzun sürmediğini ve bir sakatlıkla her şeyin yarın bitebileceğini, dolayısıyla iyi bir kontrat kimden gelirse gelsin değerlendireceğini söylemişti. Ben de ‘amatör bir taraftar’ olarak her şeyin para olmadığını, zaten yaptıkları ilk kontratla çoğu insanın hayat boyu göremeyeceği zenginliğe kavuştuklarını, bir takımla özdeşleşmiş bir sporcunun rakip takıma asla imza atmaması gerektiğini, banka hesaplarından eksilecek sıfırların, taraftarın gönlündeki hesaplara ekleneceğini söylemiştim. “Pöh” demişti cevap olarak. Ama o ne derse desin, kimi futbolcuların en ezeli rakibe transferi, taraftar açısından teklif bile edilemez kategoridedir. Mesela Yunanistan’da AEK senin, Panathinaikos benim dolaşan İbrahim Kutluay’ın bir gün Galatasaray’a transfer olacağı hayal bile edilemez. Tıpkı Hakan Şükür’ün Fenerbahçe’de oynamasının hayal edilemeyeceği gibi... İşte Emre de tam o kategorideydi ama sanırım artık çıktı. Ne diyeyim, hayırlısı olsun.