Milli hava durumu

Hafta sonu milli maç sağanağı altında geçti... Yağışların önümüzdeki çarşamba şiddetini artırması bekleniyor... Yoğun yağışlar yüzünden bazı milli takımları su bastı...
Milli hava durumu

Cumartesi gecesinin en ilginç sonucunu, Fransa?yı 3-1 yenen Avusturya aldı. FOTOĞRAF: REUTERS

Çarşamba günü oynanacak maçlarda yuhalanacağına kesin gözüyle bakılan birisi var. İpucu veriyorum: Takımı son dört maçta 11 gol yemiş... Oynadığı son beş maçın hiçbirini kazanamadığı gibi dördünde yenilmiş... 2006 Dünya Kupası’nda 2. turda İspanya’yı 3-1 yendiği maçtan bu yana ilk golü yediği hiçbir maçı kazanamamış... Dünya Kupası’ndan bu yana yedikleri 21 golün 11’i duran top ya da penaltıdan gelmesine rağmen HÂLÂ bu konuya bir çare bulamamış... Ve herkesin (hadi Mexes hariç) o kadar ortak nefret öznesi olmuş ki ‘Everybody Loves Raymond’ dizisinden sonra, ‘Everybody Hates Raymond’ adlı bir diziye ilham bile verebilir...
Kabul, birtakım haklı tarafları var; jenerasyon değişimidir, Ribery’nin yokluğudur, geçiş dönemidir, şudur budur, işi kolay değil... Ama koskoca dünya şampiyonu, Avrupa şampiyonu takımı, bu hale getirmek de kolay iş değil, en azından bunu başardı Raymond... Ve bir şekilde son dünya kupasının finalini oynattı takımına (Fatih Hoca ballı mı demiştiniz?)...
Maç ertesi ‘Defanssız’ diye başlık atmıştı l’Equipe... Ama Fransa Milli Takımı’ndan mı bahsediyor yoksa bizzat Raymond Domenech’ten mi, belli değil pek... Aslında kendini iyiden iyiye hayır işlerine veren ‘ermiş’ Zidane (kimse hatırlamıyorsa bile, ben onu tekrar futbola döndüren o ‘ilahi’ rüyayı çok iyi hatırlıyorum) bir hayır işi olarak bir kafa da bu Raymond’a çaksa olay kısa yoldan hallolabilir ama yapmaz artık öyle şeyler küçük Buda.
Takımları kötü diye Avrupa Şampiyonası’ndan çekilmeye kalkan Avusturya’dan üç yemeleri değil en komiği; “Defansta asla bir Aslan burcu oynatmam, oyunun bir anında kendini göstermeye çalışır ve açacağı boşluktan golü yeriz” şeklinde ince savunma taktikler geliştirmiş Domenech’in yediği üç golün de savunma hatası oluşu (Servet ne burcu acaba?). Şimdi sağduyunun ortak sesi “Yok mu kardeşim takıma koyacak yeni bir Deschamps?” diye soruyor. Savunmaya yenisi yoksa takımın başına eskisi de olur yani...
Hadi Domenech taa önümüzdeki çarşamba yuhalanacak ama halihazırda yuhalanmışı var. Beterin beteri kategorisinde Andora maçında ıslıklanan Capello yer alıyor... ‘Her şeyi kazanmış adam’ işbaşı yapalı ne kadar oldu? Sekiz ay mı?

Cicim ayları biten Capello
Ama cicim ayları çabuk geçti. Milan, Real Madrid, Roma ve Juventus’un eski hocası ateş menziline girdi bile ve sorgulanmaya başladı. Kendisi kadar 7.2 milyon avroluk yıllık ücreti de... Geçen ay Wembley’de oynanan Çek Cumhuriyeti maçının son saniyelerinde zor bela beraberliği kurtarmak İngilizlerin zaten hoşuna gitmemişti; “Takımımız hiçbir ilerleme kaydetmediği gibi geriye gidiyor” yorumları yapılmaya başlanmıştı. Bunda başlıca sebep Capello’nun milli takımı yenilemekten, Beckham’ı tekrar kadroya çağırmayı anlaması olabilir tabii.
Takımda genç denebilecek yegane isim Arsenalli Theo Walcott. Capello’nun 2007’de Ümitler Avrupa Şampiyonu olan kadrodan başka birini takıma dahil etmek yerine keşfede keşfede Fulhamlı Jimmy Bullard’ı (29!) keşfetmesi de alay konusu. ‘Mister’ işi abartıp aday kadroya Emil Heskey ve 2010’daki Dünya Kupası sırasında 40 yaşına basacak David James’i de çağırmayı başardı. Çüş’ün İtalyancası neydi?
10 kişiyle defans yapan Andorra karşısında zorlanmak hadi o kadar önemli değil de bu Çarşamba Hırvatistan’a ‘Bİ DAHA’ yenilirse İngiltere, işte o travmanın şokunu kolay kolay atlatamaz...
Hırvatistan zaten havaya girmiş, West Ham’ın yeni teknik direktörleri arasında son dörde kalan Bilic’in adının o listede sırf kafa karıştırmak için bulunduğunu iddia ediyor ve “Kızdırmayın bizi, gelir West Ham’ı alırız haa” diye mesaj yolluyorlar.
E satarsan takımlarını her önüne gelene, işte elin Hırvat’ı da böyle dalga geçer seninle diyeceğim ama İngilizlerin gülecek hali yok... Kendi aramızda gülüp dağılalım...